Çocuklar okul sıralarında değil, iş cinayetlerinin istatistiklerinde büyüdü. Türkiye, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü'ne yine çocuk ölümlerinin gölgesinde girdi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin verilerine göre yalnızca 2025 yılında çalıştırılırken en az 94 çocuk yaşamını yitirdi. Bu sayı, çocuk işçi ölümlerinde bugüne kadar kaydedilen en yüksek yıllık rakam oldu. 2026'nın ilk beş ayında ise en az 26 çocuk işçi hayatını kaybetti. Son üç yılda çalıştırılırken yaşamını yitiren çocuk sayısı ise 862'ye ulaştı.

Çocuk işçiliği uzun yıllardır Türkiye'nin kanayan yaralarından biri olsa da son yıllarda tartışmaların merkezine Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) yerleşti. "Mesleki eğitim" adı altında yüz binlerce çocuk haftanın büyük bölümünü işyerlerinde geçirirken, çocuk işçi ölümlerinin önemli bir kısmı da bu sistem içinde yaşandı. İSİG verilerine göre Ağustos 2023'ten bu yana en az 20 MESEM öğrencisi çalıştırılırken yaşamını yitirdi. Son olarak 15 yaşındaki MESEM öğrencisi Mahir Buğra Karagön, staj yaptığı pastanede elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti.

MESEM öğrencileri sistemin içinde yaşadıklarını "eğitim" değil, ağır çalışma koşulları olarak tanımladı. Çocuk işçiliğindeki artışın tesadüf olmadığını belirten Eğitim-İş İzmir 2 No'lu Şube Başkanı Özgür Şen ise ekonomik kriz ve MESEM uygulamalarının çocukları eğitimden uzaklaştırdığını söyledi.

"Tatil de yok, çocukluk da"

Bir MESEM öğrencisi olan Zeki, diğer öğrenciler gibi tatil yapamadıklarını anlatarak,
"Bir MESEM öğrencisi olarak tatil haklarımız konusunda ciddi bir mağduriyet yaşıyoruz. MESEM öğrencileri olarak ne yaz tatilinden ne de ara ve resmi tatillerden örgün eğitimdeki akranlarımızla eşit şekilde yararlanamıyoruz. Özellikle yaz tatilinde çalışmaya devam etmemiz hem fiziksel hem de psikolojik olarak bizi çok zorluyor. MESEM öğrencilerinin diğer örgün eğitim öğrencileriyle eşit şekilde yaz tatili, ara tatil ve resmi tatil hakkına sahip olmasını istiyoruz." Diye konuştu.

"Çocuk oldukları unutuluyor"

Funda ise çocukların öğrenci değil yetişkin işçi gibi görüldüğünü belirterek "Zaten normal dönemde okul ve iş yükleri oldukça ağır olan bu bizlerin, tatillerde de dinlenme haklarının elinden alınması hem psikolojik hem fiziksel olarak yıpratıyor. Öğrenci değil de sanki tam zamanlı yetişkin işçiymiş gibi hissediyorum. Sabah 08.00'de işe girip akşam 18.00'da çıkıyorum. Okula gelmek bana tatil gibi geliyor. Okulda dinleniyorum.”Dedi.

"Hem çalışıyoruz hem okuyup ayakta kalmaya çalışıyoruz"

Tekstil sektöründe çalışan Taha da düşük ücretler ve maaş kesintilerine dikkat çekti:


"MESEM kapsamında tekstil alanında çalışmaya başladığımdan beri çok yoğun ve ağır şartlarda çalışıyorum. Buna rağmen aldığımız ücret çok düşük. En ufak bir izin kullandığımızda ya da hastalandığımızda hemen maaşımızdan kesinti yapılıyor. Zaten verilen ücret çok az, bir de bu ücretin içinden kesinti yapılması bizi maddi olarak daha da zorluyor.

Genç yaşta hem okula gidip hem bu şartlarda çalışmak zorundayız çünkü çoğumuzun harçlığını, temel ihtiyaçlarını karşılayan kimse yok. Buna rağmen emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Normal okulda okuyan birçok öğrenci böyle bir yük taşımıyorken biz hem çalışıp hem okumaya çalışıyoruz. Bizler de diğer öğrenciler gibi insanız, hepimiz bir anne baba evladıyız ve biraz daha destek, biraz daha anlayış görmek istiyoruz."

Mesemli Cocuklar

İş kazası, uzun mesai, şiddet…

Öğrenci Sendikası'nın Gebze'de 926 MESEM öğrencisiyle yaptığı araştırma ise çocukların anlattıklarının istisna olmadığını ortaya koydu. Araştırmaya göre öğrencilerin yüzde 90,5'i en az bir kez iş kazası geçirdiğini söyledi. İş kazası geçirenlerin yüzde 89,9'u hastaneye götürülmediğini belirtirken, yüzde 94'ü kazaların kayıt altına alınmaması için baskı gördüğünü ifade etti.

Arkas’tan DEÜ’ye dünya markası piyano bağışı
Arkas’tan DEÜ’ye dünya markası piyano bağışı
İçeriği Görüntüle

Raporda çalışma koşullarına ilişkin veriler de dikkat çekti. Öğrencilerin yüzde 58,1'i haftanın yedi günü çalıştığını, yüzde 70,9'u ise günde 12 saatin üzerinde mesai yaptığını söyledi. Çocukların yüzde 97,8'i işyerinde hakaret ve küfüre maruz kaldığını belirtirken, çok büyük bir bölümü fiziksel şiddet gördüğünü ya da şiddete tanık olduğunu aktardı. Araştırma, mesleki eğitim adı altında çalışan çocukların eğitimden çok üretim sürecinin parçası haline geldiğini ortaya koydu.

Çocuklar kendilerini öğrenci değil, işçi gibi görüyor

Eğitim-İş Sendiaksı 1 No’lu Şube Başkanı Özgür Şen, çocuk ve işçi kavramlarının birbiriyle bağdaşmadığını belirterek son yıllarda çocuk işçiliğinde ciddi bir artış yaşandığını söyledi.

"Çocuk ve işçi kavramları yan yana geldiğinde bile birbiriyle uyuşmayan kavramlar. Ancak ülkemize baktığımızda özellikle son yıllarda çocuk işçilerinin arttığını net bir şekilde görüyoruz. Bu artışın en temel nedenlerinden biri de MESEM uygulaması. 2016 yılında örgün eğitim kapsamına alındıktan sonra, özellikle pandemi sonrasında yaşanan ve hâlâ devam eden ekonomik kriz nedeniyle aileler çocuklarının eğitim masraflarını karşılayamadıkları ya da geçinemedikleri için çocuklarını okullardan alıp MESEM'lere yönlendiriyor. Çocuklarımızın her geçen yıl artan sayılarla MESEM'lere kayıt olduğunu görüyoruz.

Bugün çocuklar artık kendilerini öğrenci gibi değil, işçi gibi görüyor. Çünkü sistem de onları bu şekilde görüyor. Haftada bir gün sözde okula gidiyorlar, geri kalan günlerde çalışıyorlar. Çocukların önemli bir bölümü haftada altı hatta yedi gün çalışıyor. Bazıları okul sonrasında bile işyerine çağrılıyor.

MESEM uygulamasına baktığımızda denetimden uzak, tedbirden uzak ve tamamen sermayenin eline bırakılmış çocuklar görüyoruz. Bu çocukların ölüm haberlerini alıyoruz. Ancak buralarda yaralanan, uzuv kaybına uğrayan ya da sağlık sorunları yaşayan çocuklara ilişkin istatistikleri bilmiyoruz. Bunlar ya açıklanmıyor ya da kayıt altına alınmıyor.

Çocukların ciddi bir gelecek kaygısı var. Üniversite okusam iş bulabilecek miyim diye düşünüyorlar. Aileler çok zor geçiniyor. Hem aile bütçesine katkı sağlasın hem de bir meslek sahibi olsun düşüncesiyle çocuklarını MESEM'lere yönlendiriyorlar. Bu nedenle çocuk işçiliği ülkemizde giderek artıyor.

Milli Eğitim Bakanı'nın bu uygulamayı öven çok sayıda açıklaması oldu. Ancak siyasi iktidarın temsilcilerinin ya da gelir düzeyi yüksek kesimlerin çocuklarının MESEM'lerde olduğunu görmüyoruz. Eğer bu kadar iyi bir sistem olsaydı, öncelikle onların çocuklarının da bu sistemin içinde olması gerekirdi. MESEM'lerde daha çok geçim sıkıntısı yaşayan ve dar gelirli ailelerin çocukları bulunuyor.”

Kaydı var okula devam etmiyor

Çocukların eğitim yerine üretimin parçası haline getirildiğini ifade eden Şen şunları söyledi:

“Bugün yaklaşık 1 milyon çocuk örgün eğitimin dışında. Bunların yaklaşık 600-700 bini MESEM'e kayıtlı görünüyor. Geriye kalan yüz binlerce çocuğun ise okul kaydı bulunmasına rağmen okula devam etmediğini görüyoruz. Devamsızlık her geçen gün artıyor. Çocukların eğitimden kopuşu da giderek büyüyen bir sorun haline geliyor. Buna rağmen Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu çocukların nerede olduğu, ne yaptığı ve neden eğitimden uzaklaştığı konusunda ciddi bir çalışmasını göremiyoruz.

Eskiden çıraklık eğitimi daha çok berber, kuaför gibi küçük işletmelerde yürütülüyordu. Ancak MESEM uygulamasıyla birlikte çocuklar atölyelere, fabrikalara ve ağır sanayi kuruluşlarına yönlendirildi. Denetimlerin düzenli şekilde yapılması da mümkün olmuyor. Öğretmenler haftada bir gün denetime gidiyor ancak öğrenci sayıları dikkate alındığında bunun yeterli olması mümkün değil.”

Milli Eğitim Bakanlığı'nın meslek liselerine gerekli yatırımları yapması gerekiyor. Çocukların meslek öğrenmesi elbette önemli. Ancak bunu kendi yaşıtlarıyla birlikte, okul atölyelerinde ve öğretmenlerinin gözetiminde yapmaları gerekir. Dokuzuncu, onuncu ve on birinci sınıflarda mesleki eğitim okulda verilmelidir. Staj uygulaması ise son sınıfta yapılmalıdır. Eskiden sistem buna daha yakındı. Bugün ise 14-15 yaşındaki çocuklar doğrudan fabrikalarda çalışmaya başlıyor."

Yaz tatili değil, hasat mevsimi

Milyonlarca çocuk için yaz tatili deniz, oyun ve dinlenme anlamına gelirken, mevsimlik tarım işçisi ailelerin çocukları için yaz ayları çalışmanın en yoğun dönemi oluyor. Her yıl aileleriyle birlikte Türkiye'nin bir ucundan diğer ucuna göç eden çocuklar, okul sıralarını bırakıp tarlaların yolunu tutuyor.

Çocuklar, çoğu zaman sağlıksız ve güvensiz koşullarda kurulan çadırlarda yaşıyor. Elektrik, temiz su, tuvalet ve düzenli sağlık hizmetlerine erişimin sınırlı olduğu geçici yaşam alanlarında aylar geçiriyorlar. Bir yandan tarım işlerinde çalışıyor, bir yandan eğitimden uzak kalıyorlar. İSİG verilerine göre çocuk işçi ölümlerinin en fazla görüldüğü sektörlerin başında tarım geliyor. Çocukların yaşamını yitirmesinin en önemli nedenlerinden biri ise mevsimlik tarım işçilerinin kullandığı servis araçlarının karıştığı trafik kazaları. Her hasat sezonunda onlarca çocuk, daha tarlaya ulaşamadan ya da tarladan dönerken yaşamını yitiriyor.

Cocuk Infografik

94 çocuk çalışırken öldü

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin yayımladığı verilere göre yalnızca 2025 yılında en az 94 çocuk çalıştırılırken yaşamını yitirdi. Bu sayı, 71 çocuk işçinin hayatını kaybettiği 2024 yılını da geride bırakarak son yılların en yüksek rakamı oldu.

İSİG'in hesaplamalarına göre 2013-2026 yılları arasında en az 852 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Son üç yılda ise çalıştırılırken yaşamını yitiren çocuk sayısı 862'ye ulaştı. 2026'nın henüz ilk beş ayında ise en az 26 çocuk işçi hayatını kaybetti.

Mayıs ayında yaşamını yitiren çocuk işçilerin dördü tarım, biri ticaret, biri inşaat ve biri metal sektöründe çalışıyordu. Hayatını kaybeden çocuklardan biri de MESEM kapsamında çalışan 15 yaşındaki Mahir Buğra Karagön oldu. Hatay'ın İskenderun ilçesinde staj yaptığı pastanede elektrik akımına kapılan Karagön yaşamını yitirdi. İSİG verilerine göre Ağustos 2023'ten bu yana en az 20 MESEM öğrencisi çalıştırılırken hayatını kaybetti.

TTB: Çocuklar eğitimden koparılıyor

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ise çocuk işçiliğinin yalnızca çalışma yaşamına ilişkin bir sorun olmadığını, çocukların fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimini doğrudan etkileyen yapısal bir hak ihlali olduğunu vurguladı. TTB, kayıt dışı çalışan çocuklar ve MESEM öğrencileri de hesaba katıldığında Türkiye'deki çocuk işçi sayısının 4 milyona yaklaştığını belirtti. TTB'nin aktardığı verilere göre MESEM öğrencilerinin yüzde 53,6'sı işyerlerinde fiziksel veya psikolojik şiddete maruz kalıyor. Açıklamada, "MESEM öğrencileri uzun mesailer yapmakta, izin hakları ellerinden alınmakta ve söylenenin aksine yeterli eğitim alamamaktadır" ifadelerine yer verildi.

Kaynak: özge uyanık