SEMİ TEKTAŞ/Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu, Dokuz Eylül Gazetesine önemli açıklamalarda bulundu. Zafer Partisi’nin ‘baraj’ sorunu hakkında önemli açıklamalarda bulunan Bezircilioğlu ayrıca İzmir halkının yaşadığı sorunlar hakkında da çözüm önerileri sundu.
“Sürecin karşısındayız”
‘Terörsüz Türkiye’ çalışmaları hakkında konuşan Bezircilioğlu, sürecin karşısında olduklarının altını çizdi. Bezircilioğlu , “Biz sürecin tam karşısındayız; olmamız gereken yerdeyiz. Şimdi en büyük hassasiyetimiz, 56 bin vatandaşımızın, askerimizin, korucumuzun, öğretmenimizin, hamilelerin, annelerin ve kundaktaki bebeklerin katillerinin hem terör örgütünün başı hem de üst düzey yöneticilerinin bir kere bile yüceltilmesine karşı olmamızdır. Adam yerine konmalarına, masada muhatap alınmalarına ve bitmiş terörü, bitmiş teröristleri tekrar masanın karşısına getirip muhatap kılmalarına karşıyız. Bahsettiğimiz, 5 bin yıllık devlet geleneğine sahip Türkiye Cumhuriyeti’dir. Karşı tarafta ise, ülkeye büyük zarar vermiş dış güçlerin etkisiyle, yaklaşık 40 yıl içinde 56 bin kişinin kanına girilmiş, gazilerimiz ve yaralılarımız oluşmuş, bölgeden göç etmek zorunda kalan insanlar olmuştur. Kaybolan ve etkilenen hayatları saymıyorum. Biz de teröre karşıyız. Biz barışı onlardan çok istiyoruz, ama barış, bitmiş terörü ve teröristleri muhatap alarak yapılamaz. Usul, yöntem ve metot yanlıştır. Türk milletinin vicdanında bunun karşılık bulacağını düşünmüyorum. Bu süreç vicdanları yaralayan ve zedeleyen bir süreçtir” dedi.
‘Akın Gürlek’ tartışması
Adalet Bakanlığı makamına Akın Gürlek’in getirilmesi hakkında konuşan Bezircilioğlu, “Özellikle Adalet Bakanlığı’nda yaşanan değişiklik, yargının siyasallaştığına dair tartışmaları gündeme getirmektedir. Maalesef son 20-25 yılda, iktidarın hüküm sürdüğü dönemde, ülkenin kurumları ve sistemleri erozyona uğramış, çalışmaz hâle gelmiştir. Adalette, hukukta, eğitimde ve sağlıkta ciddi sorunlar vardır. Atatürk ilke ve inkılaplarının deforme edilmesi veya yok sayılması pek çok alanda hissedilmektedir. Eskiden bir hiyerarşi vardı; devletin kurumları bir düzen içindeydi. Şimdi öyle değil. Tur operatörlerini ve otel zincirinin sahibini Turizm Bakanı, büyük bir hastane grubunun sahibini Sağlık Bakanı yapıyorsun. Türkiye Cumhuriyeti’ni bir şirket gibi yönetmeye çalışıyorsun. Oysa bu ülke şirket değil, siz de patronu değilsiniz. Hastaneye gidiyorsunuz, sıra alamıyorsunuz. Kira, et, süt ve ekmek fiyatları artıyor; trafikte yoğunluk artıyor” diye konuştu.
“Baraj sorunumuz yok”
Zafer Partisi’nin baraj sorunu olmadığını ifade eden Bezircilioğlu, “Erken seçim 2026’da görünmüyor; emeklilere zam yapılmadığı için 2027’ye kalmış olabilir. Anketler genel merkez tarafından yürütülür, sahadaki karşılık değerlidir. Gençlerde ve belli kesimlerde ciddi bir teveccüh var. Türkiye’nin gidişatından memnun olmayan, geleceğinden kaygı duyan, çocuklarına hayal kurma imkânı bırakılmayan gençler ve duyarlı insanlar Zafer Partisi’ni ciddi bir sigorta, kale ve sığınacak liman olarak görüyorlar. Barajı rahatlıkla geçebileceğimizi düşünüyorum, ama ittifak konusunu genel merkez ve genel başkanımız kararlaştıracak; biz sahada uygulayacağız” diye konuştu.
‘Temiz Türkiye’ projesi
Türkiye’de uyuşturucu kullanımının arttığını ifade eden Bezircilioğlu, ‘Temiz Türkiye’ projesi ile madde bağımlılığının önüne geçmeyi hedeflediklerini söyledi. Bezircilioğlu, “Bugün, toplumun pek çok kesimine hitap edecek politikalar ve projeler üretiyoruz. En önemlilerinden biri “Tertemiz Türkiye” projemizdir. Kullanıcı sayısı belki 2-3 milyon, ancak aileler, komşular ve arkadaş çevresi ile birlikte yaklaşık 9-10 milyon kişiyi etkiliyor. Uyuşturucu meselesi, ülke nüfusunun yüzde 10’undan fazlasını ilgilendiriyor. Bu konuya kökten çözüm bulunması gerekiyor; çünkü uyuşturucunun geliri PKK gibi terör örgütlerine aktarılıyor. PKK, artık sadece terör örgütü değil, aynı zamanda “narkoterör” olarak da faaliyet gösteriyor. Biz de Tertemiz Türkiye projesi çerçevesinde hem gençleri bu beladan kurtarmayı hem de PKK’nın finansmanını kesmeyi hedefliyoruz. Sahadayız ve toplumun tüm kesimleriyle temas halindeyiz” şeklinde konuştu.
“Cemil Başkan sorumlu değil”
İzmir’de yaşanılan sorunların sorumlusunun Başkan Tugay olmadığını ifade eden Bezircilioğlu, “Cemil Başkan’ı şahsen tanırım. Önceki dönem İYİ Partiliyken kendisi Karşıyaka Belediye Başkan adayıydı. Bugün mücadele ettiği sorunların çoğu geçmişten gelen meselelerdir. Çöp, su, Körfez’in koku sorunu gibi konular yıllardır çözülmemiş. Bugünkü belediye başkanlarının hiçbiri bu sorunların sorumlusu değil; hepsi kucağında buldu. Benim Cemil Başkan ve diğer ilçe belediye başkanlarından beklentim, geçmişin alışkanlıklarıyla değil, bugün ve gelecek 10, 30 ve 50 yıllık stratejiler ortaya koymalarıdır. 2050-2075’te İzmir’de su, çöp, trafik ve kentsel dönüşüm sorunlarını öngörerek plan yapmaları gerekiyor. Kentsel dönüşüm meselesi de Cemil Başkan’ın değil; 40-70 yıl önce yapılan binalar bugün deprem yönetmeliğine göre çoğunlukla çürük sayılacak ve yıkılıp yeniden yapılması gerekecek. Artık binalar, statik açıdan daha sağlam ve ağır şartlarda inşa edilmek zorunda. Dolayısıyla kentsel dönüşüm, çöp, su veya Körfez sorunlarını bugünkü yönetimi doğrudan suçlayarak çözemezsiniz” diye konuştu.
“Partizanlıkla siyaset yapılmaz”
Cemil Tugay’ın Ankara’da bakan ve bürokratlar ile görüşmesini değerlendiren Bezircilioğlu, “Cemil Başkan’ın Ankara’ya gidip hükümetteki bakan ve bürokratlarla görüşmesi eleştiriliyor; ben katılmıyorum. İzmirli hemşerilerimizin menfaatine hizmet edecek işlerde belediye ve hükümet iş birliği yaparsa en çok kazanan İzmirli vatandaş olur. Bunun en güzel örneği İZBAN’dır. İZBAN, Ulaştırma Bakanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın iş birliğiyle hayata geçti; İzmir’in can damarı hâline geldi. Yerelde belediye başkanları veya hükümetteki bakanlar “prim kazanılır” hesabıyla hareket etmemeli. Bu bir samimiyet testidir. Eleştirilere kulağını kapatıp İzmir’e hizmete odaklanmaları gerekir. Önemli olan, İzmirli vatandaşa doğrudan hizmet gelip gelmediğidir. Benim siyasi bakış açım bu: Hizmet partizanlık veya siyasi hesapla yapılmaz” dedi.
“Karşı değilim”
Kordon’a yapılması yeraltı otoparkı projesini değerlendiren Bezircilioğlu, “Ben yer altı otoparklarına prensip olarak karşı değilim; şehirde otopark gerçekten büyük bir sıkıntı. Ancak teknik açıdan detaylı inceleme yapmak gerekiyor. Özellikle dolgu alanlarda yapılacak otopark projeleri dikkatle planlanmalı. Örneğin Fuara yapılan yeraltı otoparkı iyi bir uygulama oldu. Benim uzun yıllar yaşadığım Güzel Yolu Parkı’nın altında da benzer bir otopark yapılsa mantıklı olurdu. Karşıyaka, Bornova gibi noktalarda da fuarda olduğu gibi yeraltı otoparkları mantıklı olabilir” diyerek sözlerini tamamladı.




