Başkent Üniversitesi’nin 2025-2026 Akademik Yılı Mezuniyet Töreni, bu yıl yalnızca kep atma heyecanına sahne olmadı. Törende yaşanan bir an, yıllara yayılan bir yaşam mücadelesini, bilimin insan hayatındaki yerini ve bir annenin evladı için gösterdiği fedakârlığı yeniden hatırlattı.
Törene bakanlar, milletvekilleri, akademisyenler, aileler ve çok sayıda davetli katılırken, salonda en çok konuşulan anlardan biri Sude Erdoğan’ın sahneye çıktığı dakikalar oldu. Sude Erdoğan, diğer mezunlar gibi üniversite hayatını başarıyla tamamlamanın gururunu yaşıyordu ancak onun hikâyesi çok daha derin bir anlam taşıyordu.
Henüz 22 aylık bir bebekken ağır bir sağlık mücadelesi veren Erdoğan, annesi Sonnur Erdoğan’ın bağışladığı karaciğerle yeniden yaşama tutunmuştu. O zorlu ameliyatı gerçekleştiren isim ise Türkiye’de organ nakli alanında öncü çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Mehmet Haberal'dı.

Hayat veren eller bu kez diploma uzattı
Aradan geçen 23 yıl, Sude Erdoğan için yalnızca büyüme ve eğitim yılları olmadı. O yıllar, aynı zamanda kendisine verilen ikinci hayatı anlamlandırma, üretme ve geleceğe hazırlanma süreciydi.
Bir zamanlar ameliyathanede yaşamla ölüm arasındaki ince çizgide duran küçük Sude, bugün Başkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun olan genç bir kadın olarak sahnedeydi. En duygusal an ise diplomasını, yıllar önce hayatını kurtaran Prof. Dr. Mehmet Haberal'ın elinden aldığı an oldu.
Salonda alkışlar yükselirken birçok kişinin gözyaşlarına hâkim olamadığı görüldü. Çünkü sahnede yaşanan şey sıradan bir mezuniyet anı değildi. Bu tablo, organ bağışı, tıp bilimi, anne sevgisi ve insan hayatına adanmış hekimlik mesleğinin yıllar sonra aynı karede buluşmasıydı.
“Bana ikinci bir hayat verdiler”
Duygularını paylaşan Sude Erdoğan, hayatının dönüm noktasını büyük bir içtenlikle anlattı. 2003 yılında henüz bebekken annesinin karaciğeriyle yaşama yeniden tutunduğunu söyleyen Erdoğan, bugünlere gelmesinde annesinin fedakârlığı ve Haberal’ın emeğinin büyük payı olduğunu ifade etti.
Erdoğan, kendisine sunulan yaşam şansını hiçbir zaman unutmadığını belirterek, “O gün bana yeni bir yaşam armağan edildi. Bugün ise yıllar sonra bana o hayatın kapısını açan hocamın elinden diplomamı almak, benim için tarif edilmesi çok zor bir gurur” sözleriyle duygularını dile getirdi.
Başkent Üniversitesi mezunu Erdoğan, bundan sonraki yaşamında kendisine verilen ikinci hayatın hakkını çalışarak, üreterek ve insanlara dokunarak vermek istediğini söyledi. Erdoğan’ın sözleri, törendeki aileler ve öğrenciler tarafından uzun süre alkışlandı.

Bir organ değil, bir yaşam kapısı
Sude Erdoğan, çocukluk döneminde yaşadığı sürecin yalnızca tıbbi bir operasyonla sınırlı olmadığını vurguladı. Ona göre kendisine uzatılan şey yalnızca bir organ değil, geleceğini mümkün kılan bir yaşam kapısıydı.
Karaciğer nakli sayesinde bugün hayatta olduğunu söyleyen Erdoğan, bu sürecin ailesi için de büyük bir sınav olduğunu anlattı. Annesinin bağış kararının, onun yaşamındaki en büyük dönüm noktalarından biri olduğunu belirten Erdoğan, organ bağışının yalnızca bir kişiyi değil, o kişinin ailesini ve geleceğini de yaşattığını ifade etti.
Prof. Dr. Mehmet Haberal’ın kendisi için sadece bir hekim olmadığını söyleyen Erdoğan, onunla yıllar içinde güçlü bir gönül bağı kurduklarını belirtti. Erdoğan, Haberal’ı “manevi dedem” sözleriyle anlatırken, aralarındaki bağın klasik bir doktor-hasta ilişkisinin çok ötesine geçtiğini dile getirdi.

Annenin fedakârlığı, bilimin gücü
Sude Erdoğan’ın yaşam öyküsünde annesi Sonnur Erdoğan’ın fedakârlığı özel bir yer tutuyor. Bir annenin evladı için verdiği karar, 23 yıl sonra bir mezuniyet sahnesinde umut dolu bir hikâyeye dönüştü.
Organ nakli, tıbbın en hayati alanlarından biri olarak binlerce insan için yeni bir başlangıç anlamına geliyor. Sude Erdoğan’ın hikâyesi de bu gerçeği en güçlü şekilde ortaya koyan örneklerden biri oldu. Henüz bebekken başlayan yaşam mücadelesi, bugün üniversite diplomasıyla taçlandı.
Organ bağışı geleceği de yaşatır
Sude Erdoğan, kendi hayatından yola çıkarak organ bağışı konusunda herkese çağrıda bulundu. Organ bağışının yalnızca tıbbi bir karar olmadığını, aynı zamanda insan hayatına dokunan büyük bir dayanışma örneği olduğunu söyledi.
“Ateş düştüğü yeri yakıyor” sözleriyle yaşanan acıların aileler üzerindeki etkisine dikkat çeken Erdoğan, bir bağışın bir annenin evladını, bir çocuğun geleceğini ve bir ailenin umudunu yaşatabileceğini vurguladı.
Organ bağışı konusunda toplumda farkındalığın artması gerektiğini belirten Erdoğan, herkesin bir başkası için nefes, umut ve hayat olabileceğini ifade etti. Onun bu çağrısı, mezuniyet töreninde yalnızca bir teşekkür değil, aynı zamanda güçlü bir toplumsal mesaj olarak karşılık buldu.
Haberal’dan gençlere bayrak mesajı
Mezuniyet töreninde öğrencilere seslenen Prof. Dr. Mehmet Haberal, Başkent Üniversitesi mezunu olmanın önemli bir sorumluluk taşıdığını belirtti. Gençlere seslenen Haberal, Başkentli olmanın bir ayrıcalık olduğunu vurgulayarak, üniversitenin mezunları için her zaman bir yuva olmaya devam edeceğini söyledi.
Haberal, öğrencilerden Türkiye’yi her alanda gururla temsil etmelerini isteyerek, Ay Yıldızlı Türk bayrağını dünyanın en yükseklerinde dalgalandırmaları çağrısında bulundu.




