Her şey, Elazığlı iş adamı Sait Ali Bayrak’ın annesinin 2005 yılında ağır bir rahatsızlık geçirmesiyle başladı. Hastane odasında oğlunu yanına çağıran anne Bayrak, eşi Hasan Bayrak’ın "Oğlum 40 yaşına gelmeden sakın söyleme" tembihiyle yıllardır sakladığı büyük sırrı açıkladı: "Evladım, İsviçre’de bir kasa var, içinde varlıklarımız bulunuyor." Bu itirafla birlikte ortaya çıkan Almanca belgeler, finans tarihinin en büyük bireysel miras davalarından birinin kapısını araladı.

"Türkiye'ye götürürseniz başımız belaya girer"

Türkiye Gazetesi'nde yer alan habere göre, belgeleri alarak Zürih’e giden Sait Ali Bayrak, banka yetkilileriyle yaptığı görüşmede 6 ton altını Türkiye’ye transfer etmek istediğini belirtti. Ancak İsviçre tarafı, bu devasa varlığın ülke dışına çıkarılmasına engel olmak için ilginç bir teklif sundu: "Ailenizle birlikte İsviçre'ye yerleşin, varlığı burada kullanın ama dışarı çıkarmayın." Bu teklifi reddeden Bayrak, "Bu babamın emaneti, memleketime götüreceğim" diyerek hukuk savaşını başlattı.

Bornova’da Yörük ateşi yakıldı
Bornova’da Yörük ateşi yakıldı
İçeriği Görüntüle

Elazığ’da bir büyükelçi: Diplomatik kriz kapıda

Mesele sadece hukuki bir dava olmaktan çıkıp devletler arası bir diplomatik krize dönüştü. Dönemin İsviçre Büyükelçisi, konuyu sessizce çözüme kavuşturmak amacıyla Elazığ’a giderek Bayrak ailesine misafir oldu. Osmanlı dönemine ait eşsiz ziynet eşyaları, altın kuşaklar ve "beşi bir yerdeler" ile dolu 6 dev sandığın hikayesi, o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanlarına kadar ulaştı. İsviçre makamları "kaynak ispatı" ve "zaman aşımı" gibi bahanelerle süreci yokuşa sürerken, Bayrak ailesi 60’tan fazla avukatla savunmasını güçlendirdi.

2 milyar dolarlık servet ve Varlık Barışı umudu

Güncel piyasa değeri 2 milyar doların üzerinde olan 6 ton altın için sürdürülen mücadelede, Türkiye'nin uyguladığı "Varlık Barışı" yasası en büyük kozlardan biri olarak görülüyor. Yurtdışındaki varlıkların kaynağına bakılmaksızın ülkeye getirilmesine imkan tanıyan bu yasa, İsviçre bankasının "kaynak ispatı" engeline karşı hukuki bir dayanak oluşturuyor. 31 yıldır süregelen bu dava, sadece bir ailenin mirası değil, aynı zamanda uluslararası bankacılık sisteminin "emanet" sınavı olarak tarihe geçmiş durumda.

Muhabir: Kazim Bozkurt