Kayyum yönetiminde bulunan Show TV’de dikkat çeken bir görevden alma kararı alındı. Kanalın ana haber spikeri Pınar Erbaş, uyuşturucu soruşturması kapsamında tutuklanan eski eşi Mehmet Akif Ersoy ile ilgili gelişmeler gerekçe gösterilerek görevinden alındı. Karara sosyal medya hesabından sert tepki gösteren Erbaş, yaşananları hem hukuki hem de vicdani açıdan sorguladı.

Görevden alma kararı kamuoyunda tartışma yarattı
Edinilen bilgilere göre, Show TV Ana Haber’de uzun süredir spikerlik yapan Pınar Erbaş’ın görevine, kayyum yönetiminin aldığı kararla son verildi. Gerekçe olarak, Erbaş’ın eski eşi hakkında yürütülen ve kamuoyuna yansıyan uyuşturucu soruşturması gösterildi.
Kararın ardından medya ve sosyal medya çevrelerinde, “suçun şahsiliği” ilkesi üzerinden yoğun bir tartışma başladı. Pek çok kişi, bir gazetecinin eski eşinin adli süreci nedeniyle işinden edilmesini eleştirdi.
Pınar Erbaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, görevden alınma sürecini ayrıntılarıyla anlattı. Erbaş, bir ana haber spikeri olarak her haberi tarafsızlık ilkesiyle sunduğunu vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:
“Her haberi tarafsızlıkla iletmekle yükümlü bir ana haber spikeri olmama rağmen, ‘eski eşimle ilgili haberleri’ sunmam istenmediği gerekçesiyle görevime son verildi. Kısa bir izin dönemindeydim. Önce iznim uzatıldı, ardından aynı yerde işe dönüşümün olmayacağı tarafıma bildirildi.”
Bu sözler, kararın ani ve tek taraflı alındığı yönündeki iddiaları güçlendirdi.
“Suçun şahsiliği ilkesiyle açık bir çelişki”
Açıklamasında yaşananları sert ifadelerle eleştiren Erbaş, kararın suçun şahsiliği ilkesine aykırı olduğunu belirtti. “Mağduru bile olmayı içime sindiremediğim bir hikâyenin kurbanı olmayı kabul etmem mümkün değil” diyen Erbaş, şunları kaydetti:
“Büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayım. Hukuki ve ahlaki açıdan tartışma konusu edilemeyecek bir durumda olmama rağmen, yalnızca ‘eski eş’ olmamın gerekçe gösterilmesini kamuoyunun takdirine bırakıyorum.”
Bu ifadeler, olayın yalnızca bir işten çıkarma değil, daha geniş bir hak ve adalet tartışmasına dönüştüğünü gösterdi.
Pınar Erbaş’ın açıklamasında dikkat çeken bir diğer başlık ise kadın-erkek eşitsizliği oldu. Erbaş, yaşanan süreci bu açıdan da sorguladı ve şu soruyu yöneltti:
“Söz konusu suçlamaların odağında bir kadın olarak ben olsaydım, karşı tarafın işine son verilir miydi? Soru olarak dile getiriyorum ama aslında cevabı biliyorum.”
Bu sözler, medya sektöründe kadınların karşılaştığı yapısal sorunları ve çifte standart iddialarını yeniden gündeme taşıdı.
“15 yıllık emeğim var”
Mesleki geçmişine de değinen Erbaş, kariyerini kimseye borçlu olmadığını vurguladı. Stajyerlikten başlayarak muhabirlik, editörlük ve spikerliğe uzanan 15 yıllık bir emeğin söz konusu olduğunu belirten Erbaş, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“15 senelik emek… Stajyerlikten spikerliğe uzanan bu yolculukta her basamağı, mesleki ilke ve ahlak kuralları çerçevesinde, binbir mücadeleyle çıktım. Kariyer benim. Tek başıma yaptım. Yine yaparım. Ama çok şaşkın ve kırgınım.”
Bu sözler, yaşananların yalnızca bir iş kaybı değil, aynı zamanda mesleki onur meselesi olarak görüldüğünü ortaya koydu.
Karar medya özgürlüğü tartışmasını büyüttü
Pınar Erbaş’ın görevden alınması, kayyum yönetimindeki medya kuruluşlarında editoryal bağımsızlık ve çalışan hakları konularını yeniden tartışmaya açtı. Kararın, bir gazetecinin mesleki performansından ziyade özel hayatındaki bir bağ üzerinden verilmiş olması, eleştirilerin odağına yerleşti.
Kamuoyunda, bu tür uygulamaların medya çalışanları üzerinde oto-sansür baskısı yaratabileceği yönünde endişeler dile getiriliyor.
Yaşanan gelişmelerin ardından gözler Show TV yönetimine çevrildi. Kanal cephesinden konuya ilişkin resmi ve ayrıntılı bir açıklama henüz yapılmazken, tartışmanın önümüzdeki günlerde de süreceği öngörülüyor.
Pınar Erbaş’ın hukuki yollara başvurup başvurmayacağı ise merak konusu olmaya devam ediyor.





