İtalya’da başlayan yeni sayfa

Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişi, bu kez Avrupa’nın kalbine taşındı. Baykar, İtalyan havacılık şirketi Piaggio Aerospace’i bünyesine katmasının ardından önemli bir eşikten geçti. Baykar Genel Müdürü ve Piaggio Aerospace Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, Türk yapımı SİHA ve İHA sistemlerinin artık İtalya’da üretileceğini açıkladı. Bu açıklama, yalnızca bir fabrika kararından ibaret değil; Türkiye’nin savunma teknolojilerinde ulaştığı seviyenin Avrupa tarafından da kabul gördüğünün güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Bayraktar’ın vurguladığı gibi bu hamle, “finansal bir satın alma” değil, uzun vadeli ve çok katmanlı bir stratejik yatırım niteliği taşıyor. Baykar’ın geliştirdiği yüksek teknolojiye dayalı insansız hava sistemleri ile İtalya’nın köklü havacılık altyapısının birleşmesi, Avrupa savunma sanayiinde yeni bir denge yaratmaya aday.

Leonardo ortaklığıyla gelen Avrupa kapısı

İtalya’daki üretim kararının arkasında, Baykar ile İtalyan savunma devi Leonardo arasında kurulan ortak girişim bulunuyor. Bu iş birliği sayesinde Baykar’ın geliştirdiği Bayraktar TB3, AKINCI TİHA ve diğer platformların Avrupa Birliği standartlarına uygun sertifikasyon süreçleri hızlanacak. Böylece Türk SİHA’ları, yalnızca ihracat ürünü değil, Avrupa savunma mimarisinin doğrudan bir parçası hâline gelecek.

Ortak girişim kapsamında İtalya’nın farklı bölgelerinde bulunan tesisler aktif rol üstlenecek. Üretim, montaj ve entegrasyon süreçlerinin İtalya’da yürütülmesi; Avrupa ülkelerinin güvenlik, tedarik ve bakım konularındaki hassasiyetlerini de karşılamayı amaçlıyor. Bu durum, Türk savunma sanayii açısından yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve stratejik bir kazanım olarak görülüyor.

Piaggio mirasıyla güçlenen üretim altyapısı

Baykar’ın satın aldığı Piaggio Aerospace, 140 yılı aşan geçmişiyle İtalya’nın en köklü havacılık markalarından biri. Haluk Bayraktar, bu mirası “yaşatılması gereken bir değer” olarak tanımlarken, Piaggio’nun sahip olduğu mühendislik birikiminin Baykar’ın yenilikçi vizyonuyla birleşeceğini ifade ediyor.

Bu kapsamda yalnızca insansız hava araçları değil, Piaggio’nun sembolü hâline gelen P.180 Avanti turboprop uçağı da yeniden sahneye çıkıyor. Bayraktar, bugün yılda 4–5 adet üretilen Avanti’nin üretim kapasitesinin 25–30 adede çıkarılmasının hedeflendiğini açıkladı. Bu artış, sivil havacılık alanında da Baykar’ın iddiasını ortaya koyuyor.

Avanti için modernizasyon hamlesi

Piaggio P.180 Avanti, aerodinamik yapısı ve yakıt verimliliğiyle uzun yıllardır özel ve askeri kullanıcıların dikkatini çeken bir platform. Baykar yönetimi, bu uçağı yalnızca yeniden üretmekle yetinmiyor. “Avanti Next” olarak adlandırılan modernizasyon programıyla, uçağın aviyonik sistemleri, kabin donanımı ve dijital iletişim altyapısı baştan aşağı yenilenecek.

Bu hamle, Baykar’ın yalnızca savunma alanında değil, sivil havacılıkta da kalıcı bir oyuncu olma hedefinin işareti olarak görülüyor. Avanti’nin modernize edilmiş versiyonlarının, özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika pazarında yeniden güçlü bir talep görmesi bekleniyor.

Türk SİHA’larının Avrupa yolculuğu

İtalya’da üretilecek Türk SİHA’ları arasında en fazla dikkat çeken platformların başında Bayraktar TB3 geliyor. Deniz platformlarından kalkış ve iniş yapabilme kabiliyetiyle öne çıkan TB3, Avrupa donanmaları için de cazip bir seçenek olarak değerlendiriliyor. AKINCI TİHA ise yüksek irtifa, uzun menzil ve ağır faydalı yük kapasitesiyle stratejik görevlerde fark yaratıyor.

Emeklinin çığlığı: Ben neden et yiyemiyorum
Emeklinin çığlığı: Ben neden et yiyemiyorum
İçeriği Görüntüle

Bu sistemlerin Avrupa’da üretilmesi, hem lojistik süreçleri kısaltacak hem de kullanıcı ülkelerin bakım-onarım konusundaki çekincelerini azaltacak. Aynı zamanda, Türk savunma sanayii ürünlerinin “yerinde üretim” modeliyle küresel pazarda daha güçlü bir konuma gelmesi anlamına geliyor.

Avrupa pazarında yeni dengeler

Baykar’ın İtalya hamlesi, Avrupa savunma sanayiindeki dengeleri de doğrudan etkiliyor. Uzun yıllar boyunca ABD ve Avrupa merkezli şirketlerin hâkim olduğu insansız hava aracı pazarında, Türk SİHA’ları artık yalnızca fiyat-performans avantajıyla değil, Avrupa içinde üretim ve sertifikasyon gücüyle de öne çıkacak.

Bu durum, Avrupa ülkelerinin savunma tedarikinde çeşitlilik arayışına da yanıt veriyor. Özellikle son yıllarda artan güvenlik kaygıları ve tedarik zinciri sorunları, ülkeleri daha esnek ve hızlı çözümler aramaya yöneltti. Baykar’ın İtalya’daki üretim kararı, tam da bu ihtiyaca karşılık geliyor.

Stratejik yatırım vurgusu

Haluk Bayraktar’ın altını çizdiği en önemli noktalardan biri, bu sürecin “kısa vadeli kazanç” hedefi taşımadığı. Bayraktar’a göre Piaggio Aerospace’in satın alınması ve İtalya’da üretim kararı, Baykar’ın küresel ölçekte kalıcı bir savunma ve havacılık oyuncusu olma vizyonunun parçası.

Bu vizyon, yalnızca ürün satmayı değil; teknoloji geliştirmeyi, mühendislik bilgisini paylaşmayı ve yerel sanayiyle birlikte büyümeyi esas alıyor. Baykar’ın bugüne kadar izlediği yol haritası da bu yaklaşımı destekler nitelikte.

Türkiye için ne anlama geliyor?

İtalya’da Türk SİHA’larının üretilmesi, Türkiye açısından da çok boyutlu sonuçlar doğuruyor. Öncelikle bu adım, Türkiye’nin savunma teknolojilerinde ulaştığı seviyenin uluslararası alanda kabul gördüğünü ortaya koyuyor. Aynı zamanda, Türk mühendisliğinin Avrupa sanayi altyapısıyla entegre olması, bilgi ve teknoloji transferi açısından da yeni fırsatlar yaratıyor.

Ekonomik boyutta ise hem savunma ihracatının artması hem de Baykar’ın küresel marka değerinin güçlenmesi bekleniyor. Uzmanlar, bu sürecin Türkiye’deki savunma ekosistemine de dolaylı katkılar sağlayacağını ifade ediyor.

Küresel vizyonun bir parçası

Baykar’ın İtalya hamlesi, şirketin son yıllarda attığı adımların devamı niteliğinde. Afrika’dan Orta Asya’ya, Orta Doğu’dan Avrupa’ya uzanan geniş bir coğrafyada kullanılan Türk SİHA’ları, artık üretim aşamasında da küresel bir kimlik kazanıyor.

İtalya’daki tesislerde başlayacak üretim, Baykar’ın “yerli ve milli” teknolojiyi küresel bir vizyonla buluşturma hedefinin somut bir örneği olarak görülüyor. Bu adım, Türk savunma sanayiinin geldiği noktayı anlatan en çarpıcı göstergelerden biri olarak kayda geçiyor.

Muhabir: Emin Can Özen