SEMİ TEKTAŞ/İzmir Büyükşehir Belediyesi, kültür politikalarının geleceğini şekillendirecek önemli bir uluslararası buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası İzmir Kültür Politikaları Çalıştayı’nda yerel yönetimler, akademisyenler ve uluslararası kurum temsilcileri bir araya gelerek kültürün kent yaşamındaki rolünü ve yeni dönem politikalarını masaya yatıracak.

Programa İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı, UCLG-MEWA Kültür ve Turizm Komitesi Başkanı Ahmet Aras, akademisyenler ve uluslararası kurum temsilcileri katılım sağladı.

“Kültüre erişimi bir lüks değil, temel bir hak”

Kültüre erişimin temel bir hak olduğunu vurgulayan Başkan Tugay, “Havagazı Fabrikası 1862'de kurulduğunda İzmir'i, Osmanlı'da sokak aydınlatmasını havagazıyla yapan ilk kent haline getirdi. Yüz elli yıl sonra aynı yapı, endüstri mirasından bir kültür mekânına dönüştürülerek kente yeniden kazandırıldı. Bir kentte neyin korunmaya, neyin dönüştürülmeye değer olduğuna nasıl karar vereceğiz? İzmir Kültür Politikaları Çalıştayı’nı tam da bu ve benzeri önemli sorulara, bilimsel ve katılımcı cevaplar üretmek için düzenliyoruz. Aslında bir kentte kültüre erişimin nasıl dağıldığına bakarsanız o kentin eşitsizlik haritasını da görmüş olursunuz. Bu, tesadüf değil. Lâkin bu eşitsizlikleri görebilmek için öncelikle kültüre erişimi bir lüks değil, temel bir hak olarak kavramak gerekiyor” diye konuştu.

Tugay konuşmasını şöyle sürdürdü:

Şebnem Ferah konser bileti satışa çıktı mı? Şebnem Ferah 2026 İstanbul konseri ne zaman?
Şebnem Ferah konser bileti satışa çıktı mı? Şebnem Ferah 2026 İstanbul konseri ne zaman?
İçeriği Görüntüle

“Yeniden üretme biçimlerini belirleyen kurucu bir unsur”

“Bu hakkın kent ölçeğinde dağılımı, kalkınma politikasının niteliğini de doğrudan yansıtıyor. “Sürdürülebilir kalkınma” tartışmaları uzun yıllar boyunca ekonomik büyüme, sosyal gelişme ve çevresel koruma eksenlerinde ilerledi. Ama bu üçlü eksenin sistematik olarak dışarıda bıraktığı bir boyut var: Kültür. Çünkü kültür, yalnızca sanatsal üretim ya da miras alanlarının korunmasından ibaret değil. Bireylerin ve toplulukların dünyayı algılama, anlamlandırma ve yeniden üretme biçimlerini belirleyen kurucu bir unsur. Kalkınmanın sonuçlarından biri değil, kalkınma süreçlerinin yönünü ve niteliğini belirleyen çerçevenin kendisidir. UNESCO da tam bu gerekçeyle kültürü politika tasarımının başlangıç noktası olarak tanımlıyor. Bu çerçeveyi üç farklı düzeyde görmek mümkün: Kültür ekonomisinin ürettiği ekonomik değer; toplumsal uyum, aidiyet ve birlikte yaşama kapasitesi. Ve en temel anlamıyla, insanların neyi yaşamaya değer bulduğunu, birlikte nasıl yaşamak istediğini ve hangi geleceği hayal ettiğini belirleyen değerler bütünü. İzmir Kültür Politikaları Çalıştayı’nı tam da bu çerçevede, somut ve uygulanabilir politikalar üretmek için düzenliyoruz.

“İzmir, güçlü bir aktör olmayı hak ediyor”

Bugün aramızda çok değerli konuklar var. UCLG Kültür Komitesinden, UNESCO'dan ve ICOMOS'tan temsilciler, bu çalıştayda yer alıyor. Farklı kentlerden yerel yönetim temsilcileri ve uzmanlar, kendi deneyimlerini paylaşmak için buraya geldi. Bugün dünyada kent yönetimleri, kültür alanının en belirleyici aktörlerinden biri haline gelmiştir. Son yıllarda yerel yönetimler kültür politikalarında çok daha aktif, çok daha belirleyici bir role sahip. Kültür, bir “yan alan” olmaktan çıkıyor; kentsel yaşamın niteliğini, toplumsal dayanıklılığı ve demokratik kapasiteyi belirleyen kurucu bir unsur haline geliyor. Bu dönüşümü kavrayabilen kent yönetimleri, kültür politikasını sosyal politika, çevre politikası ve mekânsal planlama ile birlikte ele almaya başladı. Kültürü eşitsizliklerle mücadele ve demokratik katılımda stratejik bir alan olarak inşa ediyorlar. İzmir, bu dönüşümde önemli mesafeler kat etmiş bir şehir. Ama sahip olduğu tarihsel birikim ve toplumsal dinamikleriyle ulusal ve uluslararası ölçekte çok daha güçlü bir aktör olmayı hak ediyor.

“En fazla Roman vatandaşa ev sahipliği yapıyoruz”

Bu çalıştayın İzmir’de düzenlenmesi bir tesadüf ya da basit bir etkinlik tercihi değil. İzmir, kültür politikaları tartışmaları için son derece özgün bir zemin sunuyor. Bu özgünlüğü sağlayan sadece İzmir’in tarihi değil; o tarihin İzmir’de nasıl biriktiği ve bugünkü kentsel kimliği nasıl şekillendirdiğidir. İzmir, binlerce yıl boyunca farklı uygarlıkların, dinlerin ve kültürlerin bir arada var olduğu bir şehir. Çatışmadan çok alışverişin belirleyici olduğu bir liman kenti olarak şekillendi. Antik Smyrna'dan başlayan, Osmanlı döneminin çok dinli ve çok dilli ticaret hayatıyla zenginleşen, 19. yüzyılın Levanten kozmopolitizmiyle olgunlaşan bir birikimi var. Bu da İzmir’e, başka kentlerin çoğunda bulunmayan kültürel katmanlar kazandırdı. Farklı kültürel topluluklar yüzyıllar boyunca bu kentte yalnızca yan yana değil, iç içe yaşadı. Bu çok katmanlı birliktelik bugün de İzmir'in demografik gerçekliğinin bir parçasıdır. Örneğin Türkiye'nin en kalabalık Roman nüfuslarından birine ev sahipliği yapıyoruz, İzmir, bu topluluğun kültürel birikimini, yaşam pratiklerini ve sanatsal üretimini kültür politikasının görünür bir bileşeni haline getirmek zorundadır.

“Kültür politikası, bu kimliği yalnızca korumaktan ibaret olmamalı”

Cumhuriyet'le birlikte İzmir bu birikime yeni bir katman ekledi. Modernleşmenin, laikliğin ve çağdaş yaşamın Anadolu'daki en güçlü kentsel karşılıklarından birini oluşturdu. Cumhuriyet’in kültür devrimleri bu kentte yalnızca yukarıdan bir dönüşüm olarak değil, toplumsal bir karşılık yaratarak vücut buldu. İzmir, bugün de bu kimliğini yaşatıyor. Çağdaşlık, laiklik, özgür düşünce ve çoğulculuk, bu kentin yalnızca siyasi tercihleri değil; kültürel değerleri, gündelik yaşam pratikleri ve kentsel belleğidir. Sanat üretimi burada daha cesur, sivil toplum daha güçlü, kamusal alan daha özgür bir nitelik taşıyor. Bu değerler, İzmir’i İzmir yapan şeyin ta kendisi. Kültür politikası, bu kimliği yalnızca korumaktan ibaret olmamalı; aktif olarak beslemek, güçlendirmek ve geleceğe taşımak zorunda. Kültür politikasında alacağımız her karar, bu değerler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu kararlar nelerdir? Örneğin hangi üretimlerin destekleneceği, hangi mekânların kimler için açık tutulacağı, hangi seslerin kamusal alanda görünür kılınacağı gibi kararlardan söz ediyoruz.

“Somut politika çıktıları üretmeyi hedefliyor”

Bu çalıştayın adını koyarken “İzmir Kültür Konuşuyor” dedik. Bu sadece bir slogan değil. Kültür politikaları belirlenirken yalnızca uzmanların ya da kurumların değil, kentin tüm aktörlerinin söz hakkı olduğunu; kültürün şeffaf, kapsayıcı ve çoğulcu bir alan olması gerektiğini vurguluyoruz. Bu tercih ile İzmir'in kültürel kimliği arasında da sıkı ve kopmaz bir bağ var. Çünkü çoğulculuk, özgür düşünce ve katılımcılık, bu kentin tarihsel belleğine kazınmış değerler. Bu çerçevede çalıştay, İzmir'in kültür politikası alanında planlı, veri temelli ve bütüncül bir politika mimarisi oluşturmasının başlangıç noktası olarak tasarlandı. İzmir Kültür Politikaları Çalıştayı, kentte kültüre erişimden miras yönetimine, kültür ekonomisinden iklim politikasına uzanan geniş bir alanda somut politika çıktıları üretmeyi hedefliyor. Bir diğer hedef; İzmir'in ulusal ve uluslararası ölçekte daha güçlü bir kültür aktörü olarak konumlanması. Bugün ve yarın bu mekânda yapacağınız konuşmalar, masalarda üreteceğiniz tartışmalar ve sunacağınız eleştiriler İzmir’in kültür politikalarının inşa edilmesine büyük katkı sağlayacak. Değerli katkılarınız için bir kere daha tüm katılımcılara gönülden teşekkür ediyorum. Bir kentte kültür tartışmak, o kentin geleceğini tartışmaktır. İzmir bu tartışmayı yapmaya hazır”

Panel, açılış konuşmalarından sonra Moderatörlüğünü eski Kültür Bakanı Burhan Suat Çağlayan’ın yaptığı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, UCLG Kültür Komitesi Başkan Yardımcısı Cemil Tugay ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı, UCLG-MEWA Kültür ve Turizm Komitesi Başkanı Ahmet Aras’ın konuşmacı olarak yer aldığı ‘UCLG Başkanlar Oturumu’ ile devam etti.

Muhabir: SEMİ TEKTAŞ