İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Bornova Belediyesi’nde bir şahsın fiilen çalışmadan maaş aldığı ve kamu kaynaklarının zarara uğratıldığı iddiaları üzerine 1 Nisan tarihinde kapsamlı bir inceleme başlattı. Soruşturma dosyasındaki iddialara göre, 22 Eylül 2025 tarihinde belediyede işe girişi yapılan Aslıhan Aksoy’un, kadrosu bulunmasına rağmen belediyede aktif bir görev üstlenmediği belirlendi. SGK uzmanları tarafından hazırlanan detaylı raporda, Aksoy’un "bankamatik memuru" olarak nitelendirildiği ve bu süreçte Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki başta olmak üzere üst düzey bürokratların sorumluluğu bulunduğu ifade edildi.
Nitelikli dolandırıcılık ve sahtecilik suçlaması
Savcılığın hazırladığı dosyada, şüphelilere yönelik suçlamalar oldukça ağır. Fiilen çalışmayan bir kişi adına SGK giriş bildirgesi düzenlenmesi ve çalışıyormuş gibi sahte puantaj cetvelleri hazırlanması, Türk Ceza Kanunu kapsamında "resmi belgede sahtecilik" suçu olarak değerlendirildi. Ayrıca, bu sahte bildirimler aracılığıyla haksız maaş ödemesi yapılması ve SGK’nın muayene, tedavi gibi hizmetlerinin haksız kullanımı nedeniyle "kamu kurumlarına karşı nitelikli dolandırıcılık" suçunun işlendiği vurgulandı. Savcılık, bu eylemlerle hem Bornova Belediyesi'nin hem de devletin zarara uğratıldığını kaydetti.
Mahkemenin serbest bırakma kararına itiraz
Polis ekiplerinin yürüttüğü operasyon sonucu gözaltına alınan Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki, İnsan Kaynakları Müdürü P.K., Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdür Vekili İ.A. ile Aslıhan Aksoy, savcılık ifadelerinin ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilmişti. Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi, Başkan Eşki ve müdürlerin serbest bırakılmasına, Aksoy hakkında ise sadece yurt dışı yasağı uygulanmasına karar vermişti. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, verilen bu kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak jet hızıyla itiraz dilekçesi sundu.
"Deliller karartılabilir" uyarısı ile yakalama talebi
Başsavcılığın itiraz dilekçesinde, mevcut delillerin şüphelilerin suç işlediğine dair kuvvetli suç şüphesi doğurduğu belirtildi. Şüphelilerin kamu görevlisi sıfatıyla soruşturma sürecine etki edebileceği, delilleri gizleyebileceği veya karartabileceği ihtimaline dikkat çeken Başsavcılık, adli kontrol kararlarının yetersiz olduğunu savundu. Dilekçede, Ömer Eşki ve diğer 3 şüpheli hakkında tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarılması talep edildi. Başsavcılık, gelen yeni ihbarlar ışığında soruşturmanın derinleştirilerek sürdürüleceğini de kamuoyuna duyurdu.
Belediyeden doğrudan soruşturma vurgusu
İtiraz metninde dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise soruşturma usulüne yönelik oldu. Başsavcılık, isnat edilen suçların kamu görevlilerinin idari görev alanına giren eylemler değil, doğrudan adli suçlar kapsamında olduğunu, bu nedenle valilik veya içişleri bakanlığı iznine gerek duyulmadan doğrudan soruşturma yapılabileceğini belirtti. Bornova'da siyaset gündemini sarsan bu davanın önümüzdeki günlerde yapılacak üst mahkeme değerlendirmesiyle nasıl bir seyir izleyeceği merakla bekleniyor.




