Küresel otomotiv piyasasında elektrikli araç dönüşümünün öncülerinden olan Çin merkezli otomotiv üreticisi BYD'nin Türkiye pazarına yönelik attığı stratejik adımlar, son ayların en büyük belirsizlik sarmalına dönüştü. Büyük umutlarla duyurulan ve Türkiye'nin lojistik gücünü pekiştirmesi beklenen dev üretim hamlesinde işler tersine dönmeye başladı. Şirketin, geçtiğimiz dönemde kamuoyuna ilan ettiği ve Manisa bölgesinde hayata geçirilmesi planlanan yaklaşık 1 milyar dolarlık Manisa yatırımı için öngörülen süreçlerin tamamen durma noktasına geldiği ileri sürüldü. Ege'nin sanayi kalbinde kurulması planlanan, yıllık 150 bin araç üretim kapasitesine ve kapsamlı bir AR-GE merkezine sahip olması hedeflenen bu devasa tesisin geleceği, şirketin küresel stratejilerindeki ani eksen kayması sebebiyle tehlikeye girdi.
Sektörde şok etkisi yaratan asıl gelişme ise doğrudan şirketin üst yönetim kademesinden yapılan resmi açıklamalarla tescillendi. BYD Başkan Yardımcısı Stella Li tarafından yapılan uluslararası bilgilendirmede, Türkiye'deki üretim tesisinin kurulum süreçlerinin tamamen durdurulduğu ve üretime geçiş için takvimde belirlenmiş herhangi bir tarih bulunmadığı ilan edildi. Çinli devin öncelik sıralamasının radikal biçimde değiştiğini saklamayan Li, şu anda birinci odak noktalarının Macaristan pazarındaki yatırımlar olduğunu, ikinci aşamada ise Avrupa genelinde üretim yapabilecekleri alternatif bir lokasyon arayışına gireceklerini belirtti. Bu açıklamalar, Manisa projesinin rafa kaldırıldığı iddialarını güçlendirirken, fabrikanın kurulacağı vaadiyle şirkete sağlanan ayrıcalıkları da yeniden tartışmaya açtı. Anlaşma şartları gereği, Çinli üreticinin fabrika inşaatı tamamlanana kadar Türkiye'ye ithal ettiği tüm araçlarda yüzde 40'lık gümrük vergisi muafiyetinden yararlandığı biliniyor. Fabrika takviminin iptal edilmesi, haksız rekabet ve vergi kaybı tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Bakanlık teşvik mevzuatı uyarınca yaptırım sinyali verdi
Yaşanan bu küresel ölçekli takvim krizinin ardından gözler, yatırımı en başından beri devlet teşvik tüzükleri kapsamında yakından takip eden resmi makamlara çevrildi. Konunun hukuki ve mali boyutuna ilişkin daha önce önemli mesajlar veren Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, sürecin tamamen yatırım mevzuatları çerçevesinde denetlendiğinin altını çizmişti. Türkiye'nin üretim itibarını ve ekonomik çıkarlarını korumak adına tüm mekanizmaların eksiksiz işletildiğini belirten Bakan Kacır'ın bu hatırlatmaları, Çinli firmanın geri adım atma sinyalleri vermesi üzerine Ankara kulislerinde yeniden en çok konuşulan başlık haline geldi.
Bakanlığın tescil ve izleme süreçlerinde herhangi bir esnekliğe yer verilmediğini ifade eden Kacır, taahhütlerin yerine getirilmemesi durumunda uygulanacak yasal tüzükleri net bir dille ifade etmişti. Desteklenen projelerin öngörülen sürelerde ve şartlarda tamamlanmaması durumunda, yatırımcılara yönelik çok ağır mali ve idari müeyyidelerin bizzat Türk hukuku ve teşvik mevzuatları kapsamında düzenlendiğini hatırlatan Bakan Kacır, bu kuralların BYD projesi için de harfiyen geçerli olacağını vurgulamıştı. Devletin milyarlarca liralık vergi muafiyeti sağlarken karşılığında çok ciddi teminat mekanizmaları kurduğunu belirten yetkililer, Türkiye'nin mali çıkarlarının yasal güvence altında olduğunu ve taahhüt ihlallerinin cezasız kalmayacağını belirtiyor.
Gazeteci Fatih Altaylı'dan gündemi sarsan ceza iddiası
Yatırımın askıya alınma iddiaları ve bakanlığın yaptırım tüzükleri gündemi meşgul ederken, ekonomi basınında asıl bombayı deneyimli Gazeteci Fatih Altaylı patlattı. Projenin perde arkasındaki mali dengeleri ve taraflar arasında imzalanan gizlilik sözleşmelerindeki maddeleri analiz eden Altaylı, Çinli firmanın Türkiye'ye karşı üstlendiği taahhütleri yerine getirmemesi durumunda karşı karşıya kalacağı faturanın boyutunu açıkladı. Altaylı'nın ulaştığı kaynaklara dayandırdığı iddialara göre, Manisa'daki fabrika projesinde bugüne kadar hiçbir somut ilerleme kaydedilmediği gibi, Çin tarafının bu gecikmeyi kendi hükümetlerinden gerekli onayları alamamış olmakla savuşturmaya çalıştığı belirtildi.
Ancak Türkiye'nin sağladığı milyarlarca liralık gümrük avantajının ve tahsis edilen arazilerin karşılığında imzalanan protokollere vurgu yapan Altaylı, şartların kasıtlı veya operasyonel nedenlerle ihlal edilmesi durumunda BYD şirketine yakın zamanda yaklaşık 1 milyar dolarlık ceza kesilebileceğini iddia etti. Sağlanan devasa gümrük vergisi muafiyetlerinin geriye dönük faizleriyle tahsil edilmesi ve taahhüt dışı kalma tazminatlarının devreye girmesiyle oluşacak bu rekor ceza miktarı, uluslararası ticaret hukukunda da büyük bir emsal teşkil edebilir. Çinli üreticinin Avrupa stratejisinde Macaristan'a öncelik vererek Türkiye'yi bir geçiş köprüsü veya pazar oyalama taktiği olarak kullanıp kullanmadığı sorusu, adli ve idari incelemelerin en önemli odak noktası olmaya devam ediyor.




