Çeşme Kent Konseyi Başkanı Dr. Ahmet Güler, Çeşme’nin turizmdeki geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çeşme’nin termal kaynaklarının bugüne kadar yeterince değerlendirilmediğini belirten Güler, ilçenin sahip olduğu kaynağın bilimsel temelli ve somut bir turizm stratejisine dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Güler “Dünyanın en zengin mineral zenginliğine sahip olan termal kaynaklarının Çeşme’de olduğunu biliyor musunuz?” diyerek başladığı değerlendirmesinde, ilçenin termal potansiyeline dikkat çekti.

“Çeşme’nin turizmdeki geleceği aslında yeni bir yatırımda değil, ilçenin ayaklarının altında akan bir kaynakta gizli: dünyanın mineral açısından en zengin termal sularından biri” diyen Güler, söz konusu zenginliğin bugüne kadar turizme yeterince yansımadığını belirtti. Güler, “Ne var ki bu zenginlik, bugüne kadar Çeşme turizmine yeterince yansımadı; antik çağlardan bu yana bilinen bir şifa kaynağı, son yıllarda ilçenin ‘deniz-kum-güneş’ kimliğinin gölgesinde ikinci planda kaldı” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2026 08 27 At 11.43.08

Roma döneminden bugüne termal miras

Çeşme’nin kaplıca geleneğinin geçmişinin Roma dönemine uzandığını belirten Güler, “Roma İmparatorluğu’nun geç döneminde Şifne’deki kaplıca yapıları taştan inşa edilmiş, 18. ve 19. yüzyıllarda ise Çeşme Osmanlı’nın gözde şifa merkezlerinden biri hâline gelmişti; sadrazamlar ve devlet adamları şifa aramak için bu topraklara geliyordu. Güncel ölçümlere göre Çeşme termal sularının toplam mineralizasyon değeri 39.947 mg/L, yani yaklaşık 40 gram/litre düzeyinde; bu rakam suları ‘hiper-salin’ sınıfına sokuyor” ifadelerini kullandı.

İzmir’in En 'Pati Dostu' 5 İlçesi Belli Oldu
İzmir’in En 'Pati Dostu' 5 İlçesi Belli Oldu
İçeriği Görüntüle

Güler, Çeşme’nin termal kaynaklarını farklı ülkelerdeki örneklerle karşılaştırarak, “Kıyaslama yapıldığında tablo çarpıcı: İzlanda’nın dünyaca ünlü Blue Lagoon’unda bu değer yaklaşık 25.000 mg/L, Almanya’nın tarihî kaplıca kenti Wiesbaden’de ise yaklaşık 8.500 mg/L. Afyonkarahisar’da 4.500 mg/L. Yani Çeşme, mineral zenginliği bakımından kendi sınıfının en üstünde yer alan, dünya çapında sayılı destinasyonlardan biri” dedi.

‘Deniz ılıcası’ özelliğine dikkat çekti

Çeşme’nin termal açıdan bir başka özelliğinin de “deniz ılıcası” olduğunu belirten Güler, “Termal suların doğrudan deniz tabanından kaynayarak deniz suyuyla karışması” olayının dünyada eşine az rastlandığını söyledi.

"Tuzlu deniz suyuyla yoğun mineral içeriğini bir arada barındıran, taklidi güç bir doğal talassoterapi ortamı. Çeşme’de termal suyu fiilen kullanan tesis sayısı yaklaşık 10, bunların toplam yatak kapasitesi ise 3.500 civarında; oysa ilçenin genel konaklama kapasitesi 32.000 yatağı aşıyor Yani bu zenginlik, mevcut turizm altyapısının küçük bir kesiminde, âdeta atıl durumda bekliyor. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden (İYTE) Prof. Dr. Alper Baba gibi jeotermal enerji alanında uluslararası tanınırlığı olan akademisyenler, Çeşme’nin jeolojik ve hidrolojik yapısını yıllardır bilimsel olarak inceliyor. Bu birikimin sempozyumlar, akademik yayınlar ve somut politika önerileri yoluyla kamuoyuyla ve sektörle paylaşılması, Çeşme’nin termal potansiyelini gerçek bir turizm ürününe dönüştürmenin ilk adımı olacaktır” ifadelerini kullandı. Sektörün görüşlerine de yer veren Güler, Kaplıca Talasso ve Kür Merkezleri Derneği (TÜRKAP) Genel Sekreteri Dr. Ilgaz Nacakoğlu’nun Türkiye’nin termal turizm potansiyeline ilişkin değerlendirmelerini aktardı.

Termal kaynakla ısıtma önerisi

Prof. Dr. Alper Baba’nın termal kaynakların enerji alanında da kullanılmasına yönelik önerisini de aktaran Güler, “Çeşme’nin sahip olduğu bu zengin jeotermal kaynak, konut ve tesislerin ısıtılmasında da kullanılabilir. Baba’ya göre ilçede doğal gaz altyapısı kurmak yerine, doğrudan termal kaynaklı bir bölgesel ısıtma sistemi devreye alınabilir; bu hem Çeşme’yi enerjide dışa bağımlılıktan kısmen kurtarır hem de ilçeyi sürdürülebilirlik alanında öne çıkan bir model haline getirebilir.”

‘6-8 haftalık sezon’ sorununa alternatif

Termal ve wellness turizminin dünyadaki büyümesine de dikkat çeken Güler, “Wellness ve sağlık turizmi sektörü 2025 itibarıyla 6,8 trilyon dolarlık bir pazara ulaştı ve genel turizmden yüzde 50 daha hızlı büyüyor” dedi.

“Longevity” turizminin de klasik spa anlayışından çıkarak bilimsel verilere dayalı bir alana dönüştüğünü belirten Güler, “Bu segmentteki ziyaretçilerin harcaması klasik turiste kıyasla 5 ila 10 kat daha yüksek olabiliyor. Kışın da süren, iklimden bağımsız bu talep, Çeşme’nin kronikleşmiş ‘6-8 haftalık sezon’ sorununa da doğrudan bir çözüm sunuyor” dedi.

Uluslararası sempozyum hazırlığı

Çeşme Kent Konseyi olarak sonbaharda 1. Uluslararası Çeşme Termal Sempozyumu düzenlemeyi planladıklarını açıklayan Güler, sempozyumun hedefini, “İlçenin ayakları altındaki bu zenginliği bilimsel bir zemine oturtmak, akademiyi, sektörü ve kamu kurumlarını aynı masada buluşturmak ve bunu somut bir turizm stratejisine dönüştürmek” sözleriyle açıkladı. Güler, ilk hazırlık toplantısının İYTE’de Prof. Dr. Alper Baba, Dr. Ilgaz Nacakoğlu ve uzmanların katılımıyla gerçekleştirildiğini belirtti.Sempozyum sonuçlarının ilgili kurumlara iletileceğini belirten Güler, “Sempozyumdan çıkacak bilimsel ve sektörel sonuçlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bakanlıklara da resmi olarak iletilecek” dedi.

Kaynak: BÜLTEN