İzmir’de geçtiğimiz gün etkili olan sağanak yağış, Torbalı ilçesinde büyük bir trajediye neden oldu. Pancar Mahallesi’nde bulunan ve İZBAN hattının altından geçen noktada biriken yağmur suları, kamyonetiyle geçmeye çalışan bir vatandaşın mahsur kalarak hayatını kaybetmesine yol açtı. Kentte derin bir üzüntü yaratan bu elim olay, acının henüz tazeliğini koruduğu saatlerde siyasi bir polemiğin fitilini ateşledi. İktidar kanadından gelen ve yerel yönetimi hedef alan sert eleştiriler, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) cephesinde yankı buldu. CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, yaşanan can kaybı üzerinden siyasi rant devşirilmeye çalışıldığını savunarak, olayın teknik ve hukuki boyutlarına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Güç’ün açıklamaları, facianın yaşandığı altyapı noktasındaki yetki karmaşasını ve kurumlar arası sorumluluk tartışmasını yeniden alevlendirdi.
Acı olay siyasetin gündeminde
Olayın hemen ardından AKP İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı’nın yaptığı açıklama, tartışmanın fitilini ateşleyen ilk kıvılcım oldu. Saygılı, yaşanan can kaybının "yıllardır bilinen risklere rağmen önlem almayan yerel yönetim anlayışının bir sonucu" olduğunu iddia etti. İzmirli vatandaşların her yağmurda can güvenliği endişesi taşıdığını belirten Saygılı, altyapı sorunlarının görmezden gelindiğini savunarak İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimini hedef tahtasına oturttu. Bu açıklamalar, kamuoyunda "ihmal kimde?" sorusunu gündeme getirirken, CHP kanadından beklenen karşı hamle gecikmedi. İl Başkanı Çağatay Güç, taziye dileklerini ileterek başladığı açıklamasında, suçlamaların asılsız olduğunu ve kamuoyunun yanlış yönlendirildiğini savundu.
Mülkiyet tartışması ve yetki karmaşası
CHP İl Başkanı Çağatay Güç, eleştirilere verdiği yanıtta olayın yaşandığı noktanın hukuki statüsüne dikkat çekti. Güç, söz konusu alanın tapu kayıtlarına göre Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) mülkiyetinde olduğunu belirtti. İlgili güzergahın resmi kayıtlarda bir "yol" statüsünde dahi yer almadığını vurgulayan Güç, bu durumun belediyenin müdahale yetkisini kısıtladığına işaret etti. Yapılan açıklamaya göre, mülkiyeti TCDD’ye ait olan bu alanda yapılacak her türlü yapısal müdahale, onarım veya değişiklik, kurumun iznine ve onayına tabi durumda.
Basit bir menfez mi yoksa alt geçit mi?
Çağatay Güç, vatandaşın hayatını kaybettiği geçiş noktasının, geçmişte TCDD tarafından inşa edilmiş basit bir "menfez tipi geçiş yapısı" olduğunu değerlendirdiklerini ifade etti. Yani burası, modern mühendislik standartlarına göre projelendirilmiş bir alt geçit olmaktan ziyade, demiryolu hattının altından su veya yaya geçişini sağlamak amacıyla yapılmış iptidai bir yapı olma özelliği taşıyor. Güç, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilen tüm alt ve üst geçitlerin ulusal ve uluslararası teknik mevzuata uygun projelendirildiğini hatırlatarak, facianın yaşandığı yerin belediye envanterindeki standart yapılarla karıştırılmaması gerektiğinin altını çizdi.
Demiryolu hatları ve yeraltı tartışması
Açıklamasında sorunu daha geniş bir perspektiften ele alan CHP’li Başkan, İZBAN hattının yarattığı kentsel bölünmüşlüğe ve altyapı sorunu tartışmalarına da değindi. TCDD’nin sorumluluğunda olan demiryolu hatlarının, şehir içindeki geçişlerde yer altına alınması gerektiğini savunan Güç, bu düzenlemelerin yapılmaması nedeniyle belediyenin yıllar içinde çok sayıda geçit yapmak zorunda kaldığını hatırlattı. İlgili bakanlığın görev ve sorumluluklarını yerine getirmediğini iddia eden Güç, yaşanan bu elim olayın siyasi algı operasyonlarıyla belediyelere mal edilmeye çalışılmasının, "sorumluluktan kaçan bir yaklaşımın göstergesi" olduğunu belirtti.
Vicdan ve siyaset arasına sıkışan gerçekler
Bir canın yitip gittiği olayda siyasi hesapların değil, vicdanın konuşulması gerektiğini vurgulayan Çağatay Güç, sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını duyurdu. Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkacağını ve adaletin yerini bulacağını ifade eden Güç, kurumsal PR çalışmalarıyla acı üzerinden siyaset yapılmasını "yakışıksız" olarak nitelendirdi. Torbalı halkını yasa boğan bu ölüm, İzmir siyasetinde kurumlar arası koordinasyonsuzluğun ve yetki tartışmalarının bedelini kimin ödediği sorusunu bir kez daha acı bir şekilde gündeme taşıdı.




