Çocukluk çağında görülen kalp hastalıklarının belirtileri, her zaman kolayca fark edilemiyor. Çabuk yorulma, göğüs ağrısı veya nefes darlığı gibi şikâyetler aileler tarafından büyüme sürecine, kondisyon eksikliğine ya da günlük yorgunluğa bağlanabiliyor. Ancak tekrarlayan belirtiler, doğuştan veya sonradan gelişen bir kalp rahatsızlığının ilk işareti olabiliyor.

Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Oran, çocuklarda kalp sağlığının düzenli izlenmesi ve şüpheli belirtilerin zamanında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kalp rahatsızlıklarının erken dönemde fark edilmemesinin çocukların büyüme ve gelişme süreçlerini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1 milyon 350 bin yenidoğanın doğuştan kalp hastalığıyla dünyaya geldiğini aktaran Oran, güncel verilere göre her 100 canlı doğumdan yaklaşık birinde bu rahatsızlıkların görüldüğünü söyledi.

Her belirti açıkça kendini göstermiyor

Çocuklarda görülen kalp hastalıkları yalnızca doğuştan gelen rahatsızlıklarla sınırlı değil. Prof. Dr. Oran, sonradan kazanılmış hastalıkların da çocukluk döneminde ortaya çıkabildiğini belirterek romatizmal kalp hastalığına dikkat çekti.

Dünya Sağlık Örgütü’nün romatizmal kalp hastalığını 25 yaş altındaki kişilerde en sık görülen kazanılmış kalp hastalığı olarak tanımladığını söyleyen Oran; Kawasaki hastalığı, miyokardit, perikardit, kardiyomiyopati ve ritim bozukluklarının da çocuklarda karşılaşılan önemli rahatsızlıklar arasında bulunduğunu kaydetti.

Çocuğun yaşıtlarıyla aynı fiziksel etkinliklere katılamaması, oyun sırasında sık sık oturma ihtiyacı hissetmesi veya merdiven çıkarken belirgin biçimde zorlanması önemli ipuçları arasında gösteriliyor. Özellikle sürekli tekrarlayan çabuk yorulma ve eforla nefes darlığı, tek başına bile uzman değerlendirmesini gerektirebiliyor.

“Yapısı böyle” deyip geçmeyin

Prof. Dr. Oran, bazı çocukların yaşıtlarından daha az hareketli olmasının aileler tarafından kişilik özelliği olarak değerlendirilebildiğini belirtti. Ancak oyun oynarken hemen yorulan, fiziksel etkinliklerde arkadaşlarından geri kalan veya beslenirken terleyen çocuklarda belirtilerin dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı.

Oran, “Çocuklarda çabuk yorulma veya eforla gelen nefes darlığı belirgin ve tekrarlayan bir durumsa tek başına bile değerlendirme nedenidir. Belirtiler ‘Yapısı böyle’ denilerek geçiştirilmemeli” ifadelerini kullandı.

Zamanında yapılacak çocuk kardiyolojisi değerlendirmesinin, olası risklerin erken belirlenmesine ve gerekli önlemlerin alınmasına imkân sağlayabileceğini kaydetti.

Bir aşı kararı, binlerce kadının hayatı
Bir aşı kararı, binlerce kadının hayatı
İçeriği Görüntüle

Göğüs ağrısında efor ayrıntısına dikkat

Çocuklarda görülen göğüs ağrılarının büyük bölümünün kas, iskelet veya sindirim sistemi kaynaklı olduğunu anlatan Prof. Dr. Oran, ağrının nasıl ve hangi koşullarda ortaya çıktığının ayırt edici olduğunu söyledi.

Kas ve iskelet kaynaklı ağrıların genellikle belirli bir hareketle ya da ağrıyan bölgeye bastırıldığında arttığını dile getiren Oran, kalple ilişkili olabilecek durumlarda ise ağrının özellikle koşma, spor yapma veya merdiven çıkma sırasında görülmesinin dikkat çekici olduğunu aktardı.

Göğüs ağrısına nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi ya da bayılma hissinin eşlik etmesi durumunda şikâyetin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini belirten Oran, aile öyküsünün de önemli olduğunu vurguladı. Ailede genç yaşta açıklanamayan ani ölüm veya kalp kası hastalığı bulunması halinde uzman değerlendirmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.

Bebeklerde işaretler daha farklı olabilir

Kalp hastalıklarının belirtileri çocuğun yaşına göre değişiklik gösterebiliyor. Bebeklik döneminde özellikle beslenme düzeni ve kilo gelişiminin yakından izlenmesi gerekiyor.

Prof. Dr. Oran, bebeğin emzirme sırasında alnından aşırı terlemesinin, emmeyi sık sık yarıda bırakmasının ve yeterli kilo alamamasının kalbin normalden fazla çalıştığına işaret edebileceğini söyledi.

Soğuk havalarda yalnızca ellerde görülen morarmanın çoğunlukla masum olabileceğini belirten Oran, dudak ve dilde morarma görülmesi halinde durumun dikkatle incelenmesi gerektiğini kaydetti. Düzenli çocuk hekimi kontrollerinde şüpheli bir bulguya rastlanması veya risk faktörlerinin bulunması durumunda çocuk kardiyolojisine başvurulmasının önem taşıdığını vurguladı.

Erken tanı ile zamanında uygulanan girişimsel veya cerrahi tedavilerin kalıcı organ hasarını önleyebildiğini belirten Oran, böylece çocukların yaşıtlarına benzer büyüme, gelişme ve fiziksel kapasiteye ulaşabildiğini ifade etti.

Kaynak: DHA