Ömer Ceylan- Türk televizyon tarihinin en uzun soluklu, en kült yapımlarından biri olan Bizimkiler dizisinde tam 13 yıl boyunca hayat verdiği "Nazan" karakteriyle 7'den 70'e tüm Türkiye'nin sevgisini kazanan ve ardından gelen Yazlıkçılar projesiyle hafızalardaki yerini perçinleyen Ayşe Kökçü ile bir araya geldik. İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde Yıldız Kenter ve Melih Cevdet Anday gibi Türk tiyatrosunun ve edebiyatının mihenk taşlarının rahlesinden geçerek yetişen usta sanatçı, sahnenin tavizsiz disiplinini bugüne taşıyan ender isimlerden biri. İstanbul Şehir Tiyatroları bünyesinde Çalıkuşu, Vişne Bahçesi, Lüküs Hayat gibi kapalı gişe oynayan, tiyatro tarihine geçmiş unutulmaz klasiklerde sahne alan ve ömrünü bu sanata adayan usta isim, eğilip bükülmeyen dik duruşuyla da biliniyor.
Şimdilerde ise tiyatroseverlerden tam not alan, John Patrick'in kült eserinden sahneye taşınan Tatlı Kaçık oyunundaki "Opel" karakteriyle izleyicinin karşısına çıkan ve sahnede devleşen usta oyuncu, tiyatro dünyasındaki köklü değişimleri ve toplumsal meselelerdeki net duruşunu kendine has dobralığıyla özetledi. Tam sayfa gazete söyleşimizde; kulislerin dünü ve bugününden, ekonomik krizin tiyatro biletlerine yansımasına, salonları dolduran seyircinin profiline kadar tüm detayları hiçbir filtre olmadan konuştuk.

- Tiyatro insan hayatını nasıl etkiliyor? Bir oyunun izleyiciyi etkileme gücü nedir sizce?
Her seyirciyi farklı etkiler. Her seyircinin tiyatrodan beklentisi farklıdır. Tiyatro insanlara eğitici, görsel yoldan eğitici ya da nasıl anlatayım, bir görsellik sunar. Tiyatro bir yaşam biçimidir. Bunun için de insanlar gelir izler; beğenirler, beğenmezler. Kişinin nasıl etkilendiğini o seyirciye sormak gerekir. Nasıl etkilenir onu ben bilemem, seyirci bilir bunu.
- Yıldız Kenter, Melih Cevdet Anday, Savaş Dinçer gibi çok büyük ustalarla birlikte çalıştınız. Bu isimlerin size kattığı değerler neler oldu?
Yıldız Kenter ve Melih Cevdet Bey benim hocamdı. Savaş Dinçer ise arkadaşımdı. Hocalarımdan tabii ki bir takım şeyler öğrendim. Savaş’la çalışmak da Allah rahmet eylesin son derece güzeldi. Hem dizide çalıştık hem de oyun oynadık birlikte.
- Tiyatroda, sinemada ve televizyonda hep çok kaliteli, ses getiren işlerde oynadınız. Bu rollerin başarısı sizin seçici olmanızdan mı kaynaklanıyor? Bir de "Hayatımın rolüydü" dediğiniz bir karakter oldu mu?
Evet, ben rolleri seçiyorum ve ona göre çalışıyorum. Hayatımın rolüydü dediğim bir rol ise hiç olmadı. Hepsini severek oynadım, hepsine büyük emek verdim. Ben öyle biri değilim; "Bu hayatımın rolü, bu hayatımın kişisi" falan demek bana göre değil.

"ŞİMDİ HERKES TİYATRO AÇIYOR AMA MADDİ TATMİNİ BİLİNMEZ"
- Yıllardır tiyatronun kalbindesiniz. Bugün gelinen noktada tiyatro sizce nasıl bir değişim geçirdi?
Tabii her şey gibi tiyatro da zamanla farklılaştı. Daha genç kuşakla beraber daha değişik oyunlar, daha farklı tarzda şeyler yapılmaya başladı. Şimdi bakıyorum herkes tiyatro açıyor, tiyatro yapmaya çalışıyor. Ama bunun ne derece parasal olarak onları tatmin ettiğini ben bilemeyeceğim tabii. Farklı yorumlarla farklı oyunlar konuşuluyor, sahneleniyor. Seyredenler, takdir edenler ve beğenenler buna cevap veriyor zaten. Beğenmedikleri zaman oyun sahneden kalkıyor.
- "Tatlı Kaçık" oyununda canlandırdığınız "Opel" karakteri büyük bir safiyete dikkat çekiyor. Opel’in izleyiciye vermek istediği temel mesaj nedir?
Opel, dünyada hala iyi insanların var olduğunu üstüne basa basa vurgulayan bir karakter. İyilik her şeyden önce gelir diyor. Opel'in felsefesi tamamen bu iyilik üzerine kurulu.

"SANATÇININ MUTLAKA BİR DÜNYA GÖRÜŞÜ OLMALI"
- Son dönemde politik içerikli oyunlar ve diziler gitgide artıyor. Sizce bir sanatçı politik olmalı mı?
Olmalı, evet. Sanatçının bir görüşü olmalı. Politik olarak bir dünya görüşü olmalı sanatçının. Bu görüş başkalarına uyar veya uymaz, o ayrı bir mesele. Ama bir sanatçı mutlaka bir dünya görüşüne sahip olmalı.
- Ülkede ekonomik bir kriz yaşanıyor. Bu durum salonları ve tiyatro izleyicisini nasıl etkiliyor?
Etkiliyor tabii, etkilemez olur mu. Bilet fiyatları yüksek. Doğal olarak seyirci de artık oyunlara çok daha seçici davranarak geliyor, gidiyor.
- Hayranlarınız sizi yalnızca oyunculuğunuzla değil, sergilediğiniz net karakteriniz ve duruşunuzla da çok seviyor. Son olarak, geçmişe dönüp baktığınızda "Keşke şunu yapmasaydım" dediğiniz bir pişmanlığınız var mı?
Valla seven de var, hiç sevmeyen de var. Sevmeyenler de şundan sevmez; çok doğru konuşurum ben, ondan sevmezler. Onlar da sağ olsun, sevenlere de buradan çok teşekkür ediyorum. Keşke şunu yapsaydım ya da yapmasaydım dediğim hiçbir şey yok. Çünkü bugüne kadar yaptıklarım da benim, bundan sonra yapacaklarım da benim. Onun için hiç öyle keşkeler arkasına sığınan cümleler kuramıyorum.





