Toprak... Bir durup düşünün, ne kadar değerli, ne kadar önemli bir hazinedir, toprak. Üzerinde yaşadığımız, toprak. Bize besin veren, toprak. Oksijen kaynağımız ağaçların kök saldığı, toprak. Tüm canlıların yaşam kaynağı, toprak. Toprak olmadan, biz olur muyduk ki?
Tam da bu yüzden insanların toprakla ilişkisi çok kıymetli... Biz toprağa öyle bağlıyız ki, ondan kopunca negatif enerji yükleniriz. O yüzden arada “toprağa bas” derler. Çıplak ayakla toprağa basmak vücuttaki fazla elektronları ve statik elektriği atmamızı sağlar. Böylece stres seviyemiz azalır, vücudumuzdaki iltihaplanma düşer, uyku kalitemiz artar, kan dolaşımımız düzenlenir, bağışıklığımız güçlenir.
Ama maalesef toprakla olan bağımız kopuyor. Doğadan uzaklaştığımız her an bu bağ zedeleniyor.
Doğayı inciten, doğal alanları bozan, O'nu yok sayan ve yok eden her uygulama bizi köklerimizden de uzaklaştırıyor.
Mesela son dönemde yayılımı giderek artan madencilik çalışmaları, peş peşe verilen maden izinleri toprakla aramızı açıyor.

TEMA Vakfı’nın zengin ekosisteme, güçlü tarımsal potansiyele ve kültürel varlıklara sahip 29 şehir için yaptığı araştırma şunu gösteriyor: 29 ilin toplam yüzölçümünün ortalama %67’si IV. Grup madenler (altın, kömür, bakır vb.) için ruhsatlandırılmış olarak görünüyor! Ürkütücü bir rakam bu.
Eskiden işler halde bir Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliğimiz vardı. Söz konusu bölgenin doğasına, yöre halkının geçimine, sağlığına zarar verecek projeler bu yönetmeliğe takılırdı.
Eskiden ‘korunan alan’larımız vardı. Ormanlıklar, zeytinlikler, meralar kırmızı çizgimizdi.
Ama şimdi maden taleplerine istisnai izinler çıkabiliyor!
“Kamu yararı” kavramı öyle geniş yorumlanıyor ki, karşısında ne zeytinlik durabiliyor, ne feryat figan eden köylüler...
Hatta bu duruma isyan eden, kendisini hapiste bile bulabiliyor! Akbelen'de zeytinini ve toprağını savunan Esra Işık, 31 Mart'tan bu yana tutuklu.
*
Evet, madenler de gerekli. Evet, madenlerin ekonomik değeri göz ardı edilemez.
Ama terazinin bir tarafına madenleri, diğer tarafına doğayı, halkı, tarımı koyduğunuzda hangisi ağır geliyor?
Şunu iyi anlamamız lazım: Bir maden projesine izin çıktığında bu sadece sınırlı bir alanın kaybı olmuyor. O bölgede topraktan suya, ormandan hayvana, tarımdan insan sağlığına kadar birçok kalem olumsuz etkileniyor.
Bugün bir zeytin ağacını söküp başka yere taşıyabilirsiniz ama o ağacın yetiştiği ekosistemi taşıyamazsınız. Maden sahasını işi bitince kapatabilirsiniz, ama kaybolan toprağı, suyu ve biyolojik çeşitliliği eski haline döndüremezsiniz. Giden gider.
Burada asıl soru şu: Doğal varlıklarımızı daha ne kadar kaybetmeyi göze alabiliriz?

Türkiye'nin ilk kedi sayımı İzmir'de yapıldı
Türkiye'de ilk kez kediler için nüfus sayımı İzmir’de gerçekleştirildi. Afalina Hayvan Hakları Topluluğu ve yerel gönüllülerin işbirliği ile “Çözüm Komşuda Projesi” kapsamında tamamlanan pilot çalışmada önemli sonuçlar elde edildi.
Projede Konak’ın Alsancak ve Barbaros mahalleleri pilot bölge olarak belirlendi. Gönüllüler, bu iki mahallenin sokaklarını belirli saat aralıkları ve günlerde tek tek gezdi. Tespit edilen kedilerin tamamı fotoğraflanarak görüldükleri sokak numaraları ve kısır olup olmadıkları kayıt altına alındı. Sonrasında arşivlerek tahmini sayı belirlendi.
Gözlemlenen kedilere göre Alsancak Mahallesi'ndeki kedilerin %86’sının kısır olduğu tespit edildi. Buna karşın Barbaros Mahallesi'ndeki kedilerin ise yaklaşık %57’sinin kısır olduğu görüldü. Buna göre; kısır kedi oranının yüksek olduğu Alsancak’taki toplam kedi nüfusunun, Barbaros’a göre yaklaşık %50 daha az olduğu belirlendi.
Bu veri, özellikle popülasyon kontrolünde kısırlaştırmanın ne kadar etkili olduğunu da ortaya koydu. Alsancak’ın kısırlaştırma merkezine konum olarak yakın olması ve ayrıca kısırlaştırma merkezindeki günlük kısırlaştırma sayılarının fazla olması fark yarattı.
Pilot çalışma sayesinde iki mahallede kısırlaştırılması gereken kedi sayısının belirlenirken; mahallelerdeki mama tüketiminin ölçümlenebilmesi de sağlandı.
Afalina tarafından paylaşılan proje sonuç bildirisinde şu ifadeler yer aldı:
“Bölgesel kedi nüfusunun takibi ile birlikte il/ilçe bazlı veterinerlik hizmetlerinin daha planlı sürdürülmesi, gerekli bakım ve tedavi süreçlerinin etkin şekilde gerçekleşebilmesi, kediler arasında bulaşıcı riski yüksek hastalıkların önünegeçilebilmesi hedeflenmektedir. Yerel yönetimler ve gönüllüler arasındaki ortaklaşa çalışmanın sürekliliği, bu projenin sürdürülebilir olması ve daha fazla bölgeye ulaşarak hedeflenen başarıya ulaşması adına son derece önemli görülmektedir. Pilost bölgede tamamlanan bu çalışma, daha geniş bir veritabanı oluşturulması için başlangıç niteliği taşımaktadır.”

Yunuslar da risk altında
Doğal Yaşamı Koruma Vakfı (WWF Türkiye) 14 Nisan Dünya Yunus Günü'nde Türkiye sularındaki yunuslarla ilgili çarpıcı bir açıklama yayınladı.
WWF Türkiye'nin sosyal medya adresinde paylaşılan ve Dünya Yunus Günü'nü kutlayan paylaşımda şu ifadeler kullanıldı:
“Denizlerin en zeki canlılarından yunuslar, deniz ekosistemlerinin sağlığını anlamamıza yardımcı olan önemli gösterge türler. Yunuslar, besin zincirinin en üst basamağında yer aldıkları için, bulundukları ortamdaki balık stoklarının durumu, kirlilik seviyesi ve insan faaliyetlerinin etkileri hakkında doğrudan bilgi verir.
Türkiye’nin Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan tüm denizlerinde; Afalina, Tırtak, Çizgili Yunus ve Mutur gibi türlerle karşılaşmak mümkün. Ancak bu hassas canlılar; deniz kirliliği, gürültü kirliliği, hedef dışı avlanma ve gemi trafiği gibi tehditlerle karşı karşıya.
Kıyıdan ya da denizde karşılaştığınız yunusları fotoğraf ve konum bilgisiyle kaydedip Gözüm Doğada uygulamamız üzerinden bizimle paylaşarak bilimsel çalışmalarımıza katkı sağlayabilirsiniz.
Çünkü denizlerimizi ve yunusları korumak birlikte mümkün.”

KULAĞIMIZA KÜPE OLSUN
“Dinleyenler için yeryüzünün bir müziği vardır.”
- William Shakespeare