Karaburun'da skandal görüntüler: Fokların yuvasına girdi!
Karaburun'da skandal görüntüler: Fokların yuvasına girdi!
İçeriği Görüntüle

Birinci Dünya Savaşı'nın ardından İtilaf Devletleri'nin Mondros Ateşkes Antlaşması'na dayanarak Anadolu topraklarını haksızca işgal etmeye başlaması, Türk milleti için tarihin en zorlu varoluş sınavının fitilini ateşledi. Cephanelerine el konulan, orduları terhis edilen ve vatan toprakları dört bir yandan sarılan bir halk, Halide Edip Adıvar'ın tanımıyla adeta Türk'ün ateşle imtihanı olarak anılacak çetin bir dönemin içine sürüklendi. 15 Mayıs 1919'da Yunan ordusunun İzmir'e çıkması bardağı taşıran son damla oldu. İşgal güçlerinin baskı ve tehditlerine teslim olmayı reddeden Türk milleti, kendi içinden çıkardığı Kuvayımilliye ruhuyla ayağa kalkarak yıkılmış bir ülkeyi küllerinden yeniden inşa etmek üzere amansız bir mücadele başlattı.

Anadolu topraklarında parlayan bağımsızlık meşalesi

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1920 yılında açılmasıyla birlikte askeri ve siyasi strateji tek bir merkezde toplandı. Düşman birliklerinin Polatlı sınırına kadar dayandığı kritik günlerde, vatanın kaderini belirleyecek olan Sakarya Meydan Muharebesi patlak verdi. Mustafa Kemal Paşa'nın "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır" diyerek dünya askerlik tarihine kazıdığı yeni savaş stratejisi, 22 gün 22 gece süren kanlı çarpışmaların ardından zaferle sonuçlandı. 13 Eylül 1921'de Sakarya Irmağı'nın doğusu tamamen temizlenirken, Türk ordusu yüzyıllardır sürdürdüğü savunma pozisyonunu geride bırakarak nihai taarruz hazırlıklarına başladı. Bir yıl süren gizli ve titiz hazırlık dönemi, düşmanı tamamen Anadolu'dan söküp atacak olan dev harekatın zeminini hazırladı.

Kocatepe şafağında başlayan tarihi askeri harekat

Tarihler 26 Ağustos 1922 sabahını gösterdiğinde, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte Afyonkarahisar sınırlarındaki Kocatepe mevkiinde yerini aldı. Şafak vakti başlayan gürlemeli topçu ateşlerinin ardından Türk askeri hızla hücuma geçerek Tınaztepe, Belentepe ve Kalecik Sivrisi konumlarındaki düşman hatlarını birer birer ele geçirdi. Taarruzun ilk gününde 1. Ordu birlikleri düşmanın birinci hat mevzilerini yararken, süvari kolordusu düşman hattının gerisindeki ikmal yollarını keserek büyük bir stratejik üstünlük sağladı. 27 Ağustos sabahı Afyonkarahisar işgalden kurtarılırken, 30 Ağustos şafağında Zafertepe Çalköy’de bizzat Başkomutan tarafından verilen nihai taarruz emriyle Dumlupınar'daki Yunan birlikleri tamamen çembere alınarak imha edildi.

Ege kıyılarına uzanan amansız takip ve askerlik onuru

Dumlupınar'da kazanılan büyük zaferin ardından, 31 Ağustos günü bir kağnı arabasının üzerinde haritayı açan komutanlar, düşmanın yeniden toparlanmasını engellemek amacıyla Ege'ye doğru ilerleme kararı aldı. Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın 1 Eylül'de yayımladığı "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" şeklindeki tarihi emriyle harekete geçen kahraman Türk ordusu, adeta zamanla yarıştı. Gediz, Uşak, Eskişehir, Balıkesir, Manisa ve Aydın tek tek kurtarılarak 9 Eylül'de İzmir'de düşman askerleri denize döküldü. Bu destansı harekatın hafızalara kazınan en dramatik olayı ise Çiğiltepe'de yaşandı. 57. Tümen Komutanı Albay Reşat Bey, söz verdiği yarım saatlik sürede tepeyi alamaması üzerine askerlik onurunu canından aziz bilerek intihar etti. Kahraman subayın vefatından 15 dakika sonra Çiğiltepe düşmandan temizlendi ve bu acı olay Türk askerinin görev sadakatini tarihe altın harflerle yazdırdı.

Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin harcı zafer alanında karıldı

Büyük Zafer'in ikinci yıl dönümünde, 30 Ağustos 1924'te Şehit Sancaktar Mehmetçik Anıtı'nın temel atma töreninde konuşan Atatürk, kazanılan zaferin derin anlamını şu sözlerle ifade etmişti: "Besbellidir ki yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti'nin temeli burada sağlamlaştırıldı, ölümsüz yaşayışı burada taçlandırıldı." İlk kez 1926 yılında resmi olarak Zafer Bayramı adıyla idrak edilmeye başlanan 30 Ağustos, her yıl yurt genelinde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde coşkuyla anılmaya devam ediyor. Bu mukaddes zafer, Türk milletinin bağımsızlığından asla taviz vermeyeceğinin ve vatan topraklarının bölünmezliğinin en güçlü teminatı olmayı sürdürüyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ