İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, “resmi belgede sahtecilik” iddiasıyla yargılandığı dava kapsamında bugün hakim karşısına çıkıyor. Silivri’de bulunan Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde görülecek duruşma, siyasi ve hukuki sonuçları bakımından Türkiye gündeminin en kritik başlıkları arasında yer alıyor.

Dilek Kaya İmamoğlu: “Aileyi hedef almak, toplumun vicdanına dokunmaktır”
Dilek Kaya İmamoğlu: “Aileyi hedef almak, toplumun vicdanına dokunmaktır”
İçeriği Görüntüle

Silivri’de kritik gün

Duruşmanın saat 10.00’da başlaması bekleniyor. Kamuoyunun yakından takip ettiği dava, hem yerel yönetimler hem de ulusal siyaset açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Güvenlik önlemlerinin artırıldığı yerleşke çevresinde yoğun bir hareketlilik yaşanırken, siyasi parti temsilcileri ve hukukçuların da duruşmayı izlemek üzere Silivri’ye gitmesi bekleniyor.

Bir önceki duruşmada mahkeme heyeti, İdare Mahkemesi’nden gelecek kararın beklenmesine hükmederek yargılamayı 16 Şubat tarihine ertelemişti.

Önceki duruşmada tansiyon yükselmişti

Mahkemenin erteleme kararı sonrası Ekrem İmamoğlu, yargılama sürecine tepki göstererek dikkat çeken bir açıklama yapmıştı. İmamoğlu, “Yargılamaya niyetiniz yok sayın hakim. Çok yazık çok” sözleriyle duruşma salonunda yaşanan sürece itiraz etmişti.

Bu çıkış, davanın siyasi boyutuna ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirmiş ve kamuoyunda geniş yankı bulmuştu.

İddianamede hangi suçlamalar yer alıyor?

Hazırlanan iddianamede, İmamoğlu’nun eğitim geçmişine ilişkin belgeler üzerinden “zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik” suçunu işlediği öne sürülüyor. İddiaların merkezinde, Kuzey Kıbrıs’ta öğrenim gördüğü Girne Amerikan Üniversitesi’nin 1990 yılında YÖK tarafından tanınan bir kurum olmadığı savı bulunuyor.

Savcılık iddianamesinde o dönemde Kıbrıs’ta faaliyet gösteren yükseköğretim kurumları arasında yalnızca Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin tanındığı belirtilirken, yatay geçiş kontenjanlarının usulsüz biçimde artırıldığı iddia ediliyor.

Belgelerin içeriği tartışma konusu

İddianamede, yatay geçiş sürecinde sunulan evrakların “şeklen doğru ancak içerik bakımından sahte” olduğu ileri sürülüyor. Bu nedenle söz konusu belgelerin hukuki geçerliliğinin tartışmalı olduğu savunuluyor.

Savcılık, suçun zincirleme şekilde işlendiği iddiasıyla cezai yaptırım talep ederken, davanın teknik ve hukuki boyutları uzmanlar tarafından yakından izleniyor.

Hapis ve siyasi yasak talebi

Savcılık, Ekrem İmamoğlu hakkında “zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik” suçlaması kapsamında hapis cezası talep ediyor. Ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi kapsamında belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması da isteniyor.

Bu kapsamda talep edilen yaptırımlar arasında siyasi yasak ihtimali de bulunuyor. Olası bir mahkûmiyet kararı, Türkiye siyasetinde önemli sonuçlar doğurabilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Siyasi ve hukuki etkileri yakından izleniyor

Dava süreci yalnızca hukuki boyutuyla değil, siyasi yansımalarıyla da dikkat çekiyor. Türkiye’nin en büyük kentinin belediye başkanı olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında verilebilecek olası bir kararın yerel yönetimler ve genel siyaset dengeleri üzerinde etkili olabileceği ifade ediliyor.

Hukukçular, davanın seyrini belirleyecek unsurlar arasında idari yargı kararları, belge değerlendirmeleri ve üniversite denklik süreçlerine ilişkin hukuki yorumların belirleyici olacağını vurguluyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ