İzmir’in göbeğinde vakıflara ait onlarca yapı yıllardır kapalı tutuluyor. Kemeraltı’nda bazı hanlar boşaltıldı, binalar kilitlendi, restorasyonlar yarım bırakıldı. Aynı süreçte kamuya hizmet veren Meslek Fabrikası, Egemenlik Evi ve gasilhane gibi yıllardır belediye tarafından kullanılan yapılar, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredildi. Devir işlemleri devam eden dava süreçlerine rağmen başlatıldı, tahliye adımları atıldı. Kentin göbeğinde çürüyen mülkler yerinde dururken, kullanılan binalar el değiştirdi.


Kemeraltı’nda bu tablo çok sayıda yapıda aynı şekilde görülüyor. Kentin en işlek ticaret alanlarından birinde yapılar ya tamamen boşaltıldı ya da yıllardır tamamlanmayan projelerle bekletiliyor.

Whatsapp Image 2026 04 09 At 16.56.25


Uzun süre ihalesi tamamlanamayan, Kemeraltı’nın en bilinen yapılarından Salepçioğlu İş Hanı, 8 ay önce yap-işlet-devret ihalesinin ardından tamamen boşaltıldı. Yıllarca ticaretin döndüğü han bugün kapalı. İçinde üretim yapan, satış yapan yüzlerce esnaf yok mağdur durumda. Tarihi han 30 Nisan 2025’te yeniden ihaleye çıktı ve İstanbullu Gökkuşağı adlı firmaya 30 yıl süreyle verildi. Esnaf, taleplerini duyurmak için her kapıyı çaldı. Ancak sonuç alınamadı.

Whatsapp Image 2026 04 09 At 11.18.30


Benzer bir tablo Kaptan Mustafa Paşa Hanı’nda da yaşandı. İçerisinde yüzlerce esnafın bulunduğu han için yıllar önce “yeniden yapılacak” kararı alındı. Yapının dayanıksız olduğu belirtilerek yıkım süreci başlatıldı, aynı alana yeni bir iş merkezi yapılması planlandı. Ancak zemin etütlerinde arkeolojik kalıntılara rastlanmasıyla süreç durdu. O tarihten bu yana proje ilerlemedi, alan yıllardır atıl durumda kaldı. Şu an ise otopark olarak kullanılıyor.

D S C F2319


Katipzade Mescidi’nde restorasyonun tamamlanmış olması gerekiyordu. Tabelada iş bitim tarihi 7 Mart 2026 olarak yazıyor. Ancak yapı hala kapalı, çevresi bariyerlerle çevrili ve çalışmalar sürüyor. Süresi dolan restorasyonun neden tamamlanmadığı ise belirsiz.

D S C F2284


Kestane Pazarı Camii’nde ise restorasyon çalışmaları üç yıldır tamamlanmadı. Etrafı kapatılan cami nedeniyle çevredeki esnaf kepenk kapatma noktasına geldi. Bölgedeki ticari hareketlilik durma noktasına inerken, esnaf uzun süredir zarar ettiğini söylüyor.

Ünlülere yönelik operasyonlar sürecek mi?
Ünlülere yönelik operasyonlar sürecek mi?
İçeriği Görüntüle

D S C F2306


Basmane ve Hatuniye Meydanı çevresinde restore edilmesine rağmen kapalı tutulan vakıf yapıları ile eski Şifa Hastanesi çevresindeki kullanılmayan binalarda da tablo aynı: Kullanılmayan yatırım.


“Al birini vur ötekine”


Kemeraltı’nda yıllardır süren belirsizlik, yarım kalan restorasyonlar ve kapalı tutulan yapılar en çok esnafı vurdu. Salepçioğlu İş Hanı esnafı Zafer Bilici son durumu anlattı:


“Salepçioğlu İş Hanı 8 aydır öylece duruyor. Kestane Pazarı Camii üç yıldır atıl halde. Etrafını kapatmışlar. Esnaf çok mağdur. ‘Artık kapatıp gidelim’ diyorlar. Kaptan Mustafa Paşa tarafı da on yıldır atıl. Orada bir restoran vardı, esnafın eşyalarıyla birlikte yıktılar. ‘Bir senede yapacağız’ dediler ama on yıldır hiçbir şey yapılmadı. Yanındaki bina da boşaltıldı, al birini vur ötekine.


Salepçioğlu esnafı kepenk kapattı, şu an evinde oturuyor. İki yüz esnafın neredeyse hepsi mağdur oldu. İçlerinden biri kağıt topluyor. Yirmi yıllık esnaf, gece çöpten kağıt toplarken gördüm. ‘Geçim derdindeyim’ dedi. Han için ‘güçlendirme yapılacak’ deniyor ama ortada bir şey yok.”

D S C F2313


“Bu nasıl sosyal devlet?”


Bir diğer esnaf Hakan Siyah ise durumu şöyle değerlendirdi:


“Kemeraltı’nda vakıflara ait altı yüzden fazla yer var. Çoğu boş. Kiralar çok yüksek, herkesin canını yakıyor. On metrekare dükkana yüz elli bin lira kira istiyorlar. Bu nasıl sosyal devlet? İnsanlar evine ekmek götüremiyor. Üstelik bu yerler üç yıldır, beş yıldır, on yıldır kapalı. Denetleyen yok.
Salepçioğlu’ndan vakıflar yılda yaklaşık yüz milyon lira kira geliri elde ediyordu. Sekiz aydır boş. Bu zararı kim karşılıyor? Yüz binlerce lira gelir getiren birçok yer atıl bırakılıyor. Etrafını telle çevirip kaderine terk ediyorlar.


Devlet deprem bölgesinde şehirleri yeniden yapıyor ama burada beş yeri onaramıyorlar. Biz Kemeraltı esnafıyız, gördükçe üzülüyoruz. Gelir getiren yerleri kapatmak hem esnafa hem vatandaşa zarar. Eskiden Kemeraltı’na günde 500-600 bin kişi gelirdi, şimdi 100 binlere düştü. Esnafın durumu çok kötü. Kiralar da yüz bin liranın altında değil.

Uğur Yildirim
“Kamuya ait alan kamuda kalmalı”


Mimarlar Odası İzmir Şube Başkanı Uğur Yıldırım, kentte Vakıflar’a ait atıl durumdaki yapıları hatırlattı. Yıldırım “Bu kadar çok kullanılmayan mülk varken, hâlihazırda halkın kullandığı bir yapıya yönelmek doğru değil” diyerek önceliğin atıl yapıların değerlendirilmesi olması gerektiğini vurguladı.
“Tapu kayıtları incelendiğinde öncelikle şunu söylemek gerekir: Osmanlı dönemindeki imar düzeninde birçok alan vakıflara aitti. Ancak bu alanlar zamanla imar görmüş, mülkiyet değiştirmiş, özel şahıslara geçmiş, satılmış ve miras yoluyla bugüne kadar ulaşmıştır. Dolayısıyla bu durum yalnızca Meslek Fabrikası’na özgü değildir. Araştırıldığında pek çok alanın geçmişinde vakıf kayıtlarına rastlanabilir. Ancak bu, bugün bu alanların vakıflara ait olduğu anlamına gelmez.


Bugün özel mülkiyette bulunan ve yaklaşık yüz yıldır şahıslara ait olan yerlerin dahi geçmişte vakıf arazisi olup olmadığını net biçimde bilmek çoğu zaman mümkün değildir. Çünkü vakıf arazileri zaman içinde imar görmüş, el değiştirmiş ve bugünkü mülkiyet yapısına ulaşmıştır. Meslek Fabrikası’nda yaşanan durum ise, açık şekilde belediye mülkiyetinde olan bir yapının mevzuatın ara hükümleri kullanılarak Vakıflar tarafından devralınmasıdır.


Biz bunun bir ihtiyaçtan değil, siyasi bir iradeden kaynaklandığını düşünüyoruz. Çünkü bugün Vakıflar’ın elinde bakıma muhtaç, ilgilenilmeyen çok sayıda mülk bulunmaktadır. Eğer bu mülkler doğru politikalarla değerlendirilse, kente ve kamuya çok daha fazla katkı sağlanabilir.


Buna karşın hâlihazırda kamuya hizmet eden, yerel yönetim tarafından ciddi emek ve kaynakla ayağa kaldırılmış ve kentlinin kullanımında olan bir alana müdahale edilmesini doğru bulmuyoruz. Bizler, kamuya ait her alanın kamuda kalması, halkın kullanımında olan alanların da yine halkın kullanımında kalması gerektiğini düşünüyoruz. Vakıflar’ın burayı kamusal bir işleve dönüştürme ihtimali dile getirilse de asıl soru “neden” sorusudur.


Bu kadar çok atıl mülk varken, planlanan işlevler bu alanlara verilebilecekken; hâlihazırda kullanılan bir kamu yapısının, üstelik yargı süreci tamamlanmamışken, bu şekilde devralınması ne İzmir’e ne de Türkiye’ye bir fayda sağlar. Bu durum daha çok gündelik siyasi bir çekişmenin sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır ve geleceğe iyi bir miras bırakmamaktadır. Vakıflar’ın bu tutumdan vazgeçmesini ve kendi mülkiyetindeki atıl yapıları değerlendirmeye yönelmesini istiyoruz.


Bizler bu konuda mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu yalnızca Meslek Fabrikası ile sınırlı değil; kamuya ait olup çeşitli baskılar altında kalan tüm alanlar için geçerlidir. Bugün Elektrik Fabrikası için de aynı şekilde itiraz ediyoruz. Çünkü kamusal alanların sermaye baskısına açılmasına ve kent dinamiklerinin yok sayılmasına karşıyız. Bu nedenle, hangi kurum tarafından alınırsa alınsın, tüm kararların kamu ve kent yararı gözetilerek verilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”

Cagatay Gucten Meslek Fabrikasi Tepkisi Izmir Halkinin Malina El Uzatamazsiniz 1

Meslek Fabrikası’nda direniş sürüyor


Meslek Fabrikası’nın Vakıflar’a devri sahada direnişe dönüştü. Devir kararının ardından belediye ve yurttaşlar binada nöbet başlattı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın öncülüğünde süren nöbette, binanın kamuya ait olduğu vurgulanırken, sürecin hukuki boyutu kadar siyasi tartışmaları da büyüdü.


Tugay Meslek Fabrikası önünde yaptığı açıklamada şunları söyledi:


“Meslek Fabrikasının kurslarında kullanılan bütün o malzemeler, kitaplardan tutun bilgisayarlara, dershane dolabından tutun her şey yerli yerinde duruyor. Biraz tozlanmış ve kirlenmişler. Kullanılamıyor durumdalar. Neden böyle bir duruma yol açalım? İki devlet kurumu arasında bir mülkiyet tartışması varsa bu da mahkemeye yansımışsa bu mahkeme sonuçlanana kadar yapılacak olan şey polisle burayı işgal etmek midir, belediyeyi bu hizmetten mahrum bırakmak mıdır yoksa mahkeme sonuçlanana kadar beklemek ve ona göre tutum almak mıdır?


Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde ya da Bölge Müdürlüğü’nde kendi siyasi kökenlerinden görevin başına getirdikleri kişiler hariç herkes bu hukuksuz durumun sıkıntısını, eziyetini yaşıyor. Bu durumu bu hale getirenler gerçekten utanmalılar. Türkiye’de ilk defa bir kamu kurumunun mülkü bir başka kamu kurumunun mülkiyet iddiası nedeniyle polis zoruyla işgal edilmiş, abluka altına alınmış durumdadır
Vakıflar Bölge Müdürlüğü İzmir’de 3 bin 500 gayrimenkule sahip. İzmir’in AK Partili milletvekilleri bir gram hizmet getirmedikleri gibi belediyenin her işini Ankara’da engellemek için çalışıyorlar. Şu an bu binalarımızı da bizlerden alarak ilave zorluklar yaratmaya çalışıyorlar. İzmir halkı bu gerçeklerin farkında olsun.”

Kaynak: özge uyanık