Emeklilik, yıllarca verilen emeğin ardından insanca yaşama hakkı olması gerekirken, Türkiye’de giderek geçinememe halinin resmi adına dönüşmüş durumda. Emekliler bir yandan açlık sınırının altında kalan aylıklarla yaşamaya zorlanırken, diğer yandan iktidar söyleminde sık sık “bütçeye yük” olarak anılıyor. Emekliye verilen zam, bugün bir kilo et almaya bile yetmezken, emeklilik hakkı sosyal güvence olmaktan çıkıp maliyet hesabına indirgeniyor. Tam da bu noktada, dünyadaki emeklilik uygulamalarıyla Türkiye’deki yaklaşım arasındaki uçurum daha görünür hale geldi.


Emekli aylıklarının yetersizliği tartışılmaya devam ederken, emekliler iktidar cephesinden yapılan açıklamalarda zaman zaman “Hazine’ye yük” söylemiyle gündeme geliyor. Özellikle düşük emekli aylıklarına yönelik kamu harcamaları, sosyal haklar çerçevesinde değil, bütçe üzerindeki maliyet başlığı altında ele alınıyor. TBMM'de kabul edilen teklifle halen 16 bin 881 TL olan en düşük emekli aylığı, yüzde 18,40 oranında artırılarak 20 bin TL’ye yükseltildi. Hükümetten gelen açıklamalar emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısını hafifletmekten uzak. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, yapılan artışlara ilişkin değerlendirmesinde, “Ekonomimizin ve bütçemizin imkânları sonuna kadar burada zorlanmıştır” ifadelerini kullandı.


Dört milyon emekli, “bütçe kalemi” olarak görülüyor


2025 yılını 16 bin 881 lira seviyesinde tamamlayan en düşük emekli aylığını alanların sayısının 4 milyonu aştığı belirtiliyor. Aylıkların 20 bin lira düzeyine çıkarılması, 6 aylık bir dönem için Hazine’den SGK’ye yaklaşık 69,5 milyar liralık ek kaynak aktarılması öngörülüyor. Bu tutar da iktidar tarafından sıklıkla “bütçe yükü” olarak tanımlanıyor.


Time dergisinin 13 Ocak 2026 tarihli “The New Old Age” başlıklı analizinde, ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte yaşlılık kavramının ve toplumsal yapıların yeniden düşünülmesi gerektiği vurgulandı. ABD’de 65 yaş ve üzeri nüfusun yaklaşık 60 milyona ulaştığına dikkat çekilen analizde, ortalama yaşam süresinin 1950’de 68 iken bugün 79’a çıktığı hatırlatıldı. Bu tablo karşısında yaşlıların yalnızca bakım gerektiren bir “sosyal yük” olarak değil, hâlâ üretken olabilen, deneyim ve bilgi birikimiyle topluma katkı sunabilecek ‘kıdemli vatandaş’ olarak ele alınması gerektiği ifade edildi.
Avrupa ülkelerinde emeklilik, yaşamın güvence altına alındığı bir dönem olarak ele alınırken, Türkiye’de emeklilik giderek “katlanılması gereken bir yük”.


OECD raporları: Türkiye dip sıralarda


Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD)’nin iki yılda bir yayımladığı Bir Bakışta Emeklilik raporuna göre, Türkiye’de 65 yaş üstü nüfusun harcanabilir gelirindeki eşitsizlik “çok yüksek” düzeyde. 2025 tarihli raporda yer alan 38 ülke arasında Türkiye, yaşlı nüfusta gelir adaletsizliğinin en yoğun olduğu beşinci ülke konumunda. OECD, yüksek enflasyon nedeniyle yapılan emekli zamlarının kısa sürede etkisini yitirdiğine ve aylıkların birkaç ay içinde yeniden yetersiz hale geldiğine de dikkat çekiyor.


Türkiye, 2019’da 37 ülke arasında sondan üçüncü sıradayken, 2025’te ülke sayısı 52’ye çıkmasına rağmen sondan dördüncü sıraya geriledi. Avrupa’da emeklilik gelirleri yaşamı sürdürmeye yeterli görülürken, Türkiye’de emekliler için sistem giderek geçinmenin mümkün olmadığı bir yapıya dönüştü. En yoksul emeklilerin aylıklarının artırılması, özel emeklilik sisteminin yaygınlaştırılması ve bireysel emeklilik fonlarına erken erişimin sınırlandırılması gerektiği vurgulanıyor.
Benzer bir sonuca Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)’in Avrupa ülkeleriyle yaptığı karşılaştırma da işaret ediyor. DİSK’e göre Türkiye, emekli aylıkları açısından Avrupa’da sondan ikinci sırada yer aldı.


Emeklinin zammı, kasapta eridi


Emeklilere yapılan artışın alım gücü karşısında nasıl eridiği, kırmızı et fiyatları üzerinden daha da görünür hale geldi. En düşük emekli aylığına gelen artış, bugün 1 kilogram kıyma almaya dahi yetmiyor. İstanbul’da kıymanın kilogram fiyatı 1.100–1.150 lira, kuşbaşının kilosu ise 1.200 lira seviyesine kadar çıktı.
Kasaplarda fiyatlar artık aylık değil, haftalık hatta günlük değişiyor. İstanbul Bakırköy’de görüştüğümüz kasaplarda, 15 Ocak 2026 itibarıyla dana kıymanın kilogram fiyatı 1.100 lira, dana kuşbaşı 1.200 lira, dana biftek 1.500 lira, antrikot 1.700 lira, bonfile ise 1.900 lira olarak satılıyor. Sadece son bir–iki ay içinde kırmızı ette toplam 250 liraya varan artış yaşandığı ifade ediliyor.

Whatsapp Image 2026 01 17 At 15.45.52 (1)

TOKİ 500 bin sosyal konut projesi: Başvuru parası iadesi nasıl ve nereden alınır?
TOKİ 500 bin sosyal konut projesi: Başvuru parası iadesi nasıl ve nereden alınır?
İçeriği Görüntüle


“Emekliler yük değil, alacaklı”


İktidarın emeklileri sık sık “Hazine’ye yük” olarak tanımlamasını değerlendiren 2021 Tüm Emekliler Sendikası Örgütlenme ve Eğitim Sekreteri İbrahim Yılmaz şunları söyledi:


“Biz yıllarca çalışıp ödedikleri primlerin karşılığını istiyoruz. Hazine’ye asıl yük olanlar; birden fazla maaş alan milletvekilleri, kamu kaynaklarıyla işletilen köprüler, yollar ve aktarılan milyarlarca liralık ödemelerdir. Buna rağmen emekliler, sanki bütçenin sorumlusuymuş gibi hedefe konuluyor.
Bugün emekliye yapılan zamla ne kira ödenebiliyor ne de çarşıya, pazara çıkılabiliyor. Biz yine bankalara borçlanarak, kredi kartıyla ay sonunu getirmeye çalışıyoruz. Daha yeni torunlarımız karne aldı; ama karne harçlığı dahi veremedik. Emekliler, torunlarıyla birlikte hayattan koparılmış bir nesle dönüştürüldü.
İktidarın son zamlarla bir kez daha gösterdiği gerçek şu: Bu yönetim emeklinin, dar gelirlinin değil; zenginlerin iktidarıdır. Biz eti unuttuk, pazara gidemiyoruz. Marketlerde son kullanma tarihi yaklaşmış ürünlere yönelmek zorunda kalıyoruz, pazarlarda akşam saatlerinde kalan malları toplamaya çalışıyoruz. Bu tablo bir tercihin sonucudur.


ABD’de emekliler “kıdemli vatandaş” olarak anılırken, bizim ülkemizde emekliler “sürünen vatandaş” olarak anılıyor, görmezden geliniyor. Oysa emeklilik bir yük değil, bir haktır. Emekliler için acilen atılması gereken adımlar nettir: En düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine çıkarılmalı, hastanelerde katkı payları kaldırılmalı, emeklilere ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmeti sağlanmalıdır. Emekliler sadaka değil, alın terlerinin karşılığını istiyor.

Kaynak: özge uyanık