Uluslararası spor endüstrisinin en büyük gelir kapısı ve en prestijli organizasyonu olan Dünya Kupası, tarihinin en radikal kabuk değişimi süreçlerinden birini yaşıyor. Zürih'teki FIFA merkez üssünden sızan stratejik planlar, endüstrinin sadece ekonomik boyutunu değil, kıtasal başarı parselasyonunu da kökten sarsacak cinsten. Futbolun küreselleşmesi mottosuyla uzun süredir siber ve fiziki platformlarda lobi faaliyetleri yürüten yönetim, milyarlarca insanın heyecanla takip ettiği bu dev turnuvayı daha önce hayal bile edilemeyen bir kitleselliğe ulaştırmak istiyor. Kurumsal tüzüklerin ve federasyonlar arası dengelerin yeniden masaya yatırılacağı bu süreç, geleneksel futbol elitleri ile gelişmekte olan ülkeler arasında derin bir güç savaşına sahne oluyor.

Küresel futbolun geleceğine yön verecek bu stratejik hamlenin detaylarını paylaşan FIFA Başkanı Gianni Infantino, spor kamuoyunda geniş yankı uyandıran kararın perde arkasını araladı. Turnuvanın organizasyon anatomisini baştan aşağı yenileyecek adımlara dair konuşan Infantino, 2030 Dünya Kupası öncesinde turnuvanın 64 takıma çıkarılması önerisinin resmi olarak değerlendirileceğini açıkladı. The Athletic mecrasına verdiği demeçte, futbolun sadece iki kıtanın tekelinde kalmaması gerektiğinin altını çizen İsviçreli futbol baronu, daha fazla ülkenin bu arenada boy göstermesinin finansal ve sportif motivasyonu tırmandıracağını dile getirdi. Küçük futbol ülkelerine hak ettikleri şansın verilmemesi durumunda küresel yatırımların durma noktasına geleceğini belirten Infantino, kurumsal bir vizyon olarak her ülkenin bu büyük organizasyona katılma hayali kurması gerektiğini sözlerine ekledi.

İzmirli milli sporcu yeni şampiyonlar yetiştiriyor
İzmirli milli sporcu yeni şampiyonlar yetiştiriyor
İçeriği Görüntüle

Amerika kıtasındaki ilk denemenin ardından büyük operasyon başlıyor

Futbol kronolojisi incelendiğinde, turnuvanın takım sayısındaki artış grafiklerinin hep büyük tartışmaları beraberinde getirdiği görülüyor. Yakın döneme kadar 32 ekiple kusursuz işleyen ve sportif kalitesi tescil edilen turnuva tüzüğü, alınan makro kararlarla esnetilmişti. Nitekim spor dünyası, önümüzdeki dönemde üç güçlü ülkenin ortak lojistik operasyonuyla gerçekleştireceği ilk büyük genişleme testine kilitlenmiş durumda. ABD, Kanada ve Meksika'nın ortak parselasyon alanlarında hayat bulacak olan organizasyon, bu yeni dönemin ilk laboratuvarı kabul ediliyor.

Mevcut takvim dökümlerine göre, 2026 yılında düzenlenecek şampiyona, futbol tarihinde ilk kez 48 takımlı formatla sahnelenecek. Ancak bu devrimsel tüzük değişikliğinin sahadaki pratik yansımaları henüz tescil edilmemişken, İsviçreli liderin şimdiden daha büyük bir projeyi masaya sürmesi futbol dünyasındaki asayişi bozdu. Geçtiğimiz yıllarda Güney Amerika Futbol Konfederasyonu (CONMEBOL) tarafından da cılız bir sesle dile getirilen ancak ütopik bir senaryo olarak arşivlerde tutulan 64 takımlı Dünya Kupası fikri, Infantino'nun resmi takvim ilan etmesiyle birlikte bir anda spor medyasının en sıcak manşeti haline geldi. Resmi kurulların 2026'daki büyük final düdüğünün hemen ardından toplanarak yeni yasal tüzük taslağını oylayacağı belirtiliyor.

Avrupa ve Kuzey Amerika lig takvimlerinin korunmasını istiyor

FIFA yönetiminin küresel büyümeyi ve siber yayın gelirlerini geometrik olarak artıracak bu hamlesine, kulüp futbolunun lojistik merkez üssü konumundaki dev yapılardan anında set çekildi. Futbolcuların fiziksel yıpranma oranlarının tavan yaptığı, ulusal liglerin ve şampiyonlar ligi tüzüklerinin zaten sıkışık bir fikstürle oynandığı bu dönemde, yeni bir maç yükünün getirilmesi kulüpler birliği arasında adeta bir isyan dalgası başlattı. Dev bütçeli kulüplerin haklarını korumakla yükümlü olan liderler, kurumsal asayişi korumak adına sert beyanlarda bulunuyor.

Bu muhalefet cephesinin bayraktarlığını üstlenen UEFA Başkanı Aleksander Čeferin, projenin futbolun kalitesine doğrudan kriminolojik bir darbe vuracağını iddia ederek, Infantino'nun planını çok net bir dille "kötü bir öneri" olarak nitelendirdi. Avrupa elemelerinin rekabetçi yapısının ve izlenebilirlik değerinin sıfırlanacağını savunan Čeferin'e, okyanusun diğer yakasından da tam destek geldi. CONCACAF Başkanı Victor Montagliani de benzer kaygılarla projenin karşısında blok oluşturduklarını tescilledi. Yeni genişleme tüzüğünü savunanlar, futbolun küresel gelişimine ve turnuvaya hasret kalan coğrafyaların makro mutluluğuna odaklanırken; karşı çıkan muhafazakar blok ise eleme maçlarının heyecanının yok olacağını, turnuva takviminin lojistik olarak yönetilemez bir boyuta ulaşacağını ve kupanın elit sportif değerinin ağır şekilde zedeleneceğini yüksek sesle dile getirmeye devam ediyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ