Dokuz yıllık emek tehlikede: Kadın Yönetmenler Festivali destek arıyor
Dokuz yıllık emek tehlikede: Kadın Yönetmenler Festivali destek arıyor
İçeriği Görüntüle

İzmir'de yaşayan 40 yaşındaki Müşerref Keleş'in deriyle olan serüveni, yaklaşık altı yıl önce eşinin bu alana duyduğu ilgiden etkilenmesiyle başladı. İlk üniversite eğitimini veteriner laborantlığı üzerine tamamlayan Keleş, içindeki sanatsal merakın günden güne büyümesi üzerine hayatını tamamen değiştirecek bir karar aldı. Henüz 35 yaşındayken yeniden üniversite sınavlarına giren azimli sanatçı, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Moda Tasarımı programını kazandı. Akademik eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra önce usta, ardından da usta öğretici belgesi alarak profesyonel kariyerine yön verdi. Geleneksel sanatlara duyduğu bu tutku, onu sadece bir üretici değil, aynı zamanda bu kadim bilgiyi aktaran bir kültür elçisi haline getirdi.

Teknolojinin soğukluğuna karşı el işçiliğinin sıcaklığı

Günümüzde seri üretimin ve makinelerin hakim olduğu tekstil dünyasında, Müşerref Keleş tamamen el işçiliği ve geleneksel yöntemlere sadık kalarak fark yaratıyor. İzmir'in Urla ilçesinde sürdürdüğü eğitim faaliyetlerinde, derinin hiçbir aşamasında makine kullanılmasına izin vermiyor. Keleş'in tezgahından çıkan her bir ürün, el dikişi ve el işlemesiyle şekilleniyor. Ham dana derisinin ıslatılıp özel çivilerle desen oluşturulmasından, ince bir sabırla dikişlerinin tamamlanmasına kadar geçen süreç, bir zanaatın ötesine geçerek adeta bir meditasyona dönüşüyor. Teknoloji geliştikçe unutulmaya yüz tutan bu deri işleme sanatı, Keleş'in ellerinde modern dünyada yeniden hayat buluyor.

Sabırla işlenen deride hayat bulan geleneksel motifler

Bir deri çanta veya cüzdanın üretim aşaması, dijital çağın hızına inat oldukça yavaş ve titiz bir çalışma gerektiriyor. Sanatçı Müşerref Keleş, üretim sürecini anlatırken derinin üzerine desenlerin önce elle çizildiğini, ardından ıslatılarak hatlarının tek tek kesildiğini vurguluyor. Gerekli görülen noktalarda yakma ve nakış sanatından da yararlanılan bu süreçte, ortalama bir çantanın tamamlanması 1,5 ila 2 haftalık yoğun bir mesai alıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının Türkiye'nin Ustaları Projesi içerisinde yer alan nadir isimlerden biri olan Keleş, bu işin özel bir alan olduğunu ve kaybolmaması için büyük bir emek ve sabır harcanması gerektiğini belirtiyor. Kursiyerler sadece yeni bir hobi edinmekle kalmıyor, aynı zamanda ürettikleri hakiki deri ürünleri satarak aile ekonomilerine de katkı sağlıyorlar.

Akademisyenlerden emeklilere uzanan deri tutkusu

Urla Halk Eğitimi Merkezi çatısı altında verilen kurslara toplumun her kesiminden büyük bir ilgi gösteriliyor. Unutulmaya yüz tutan kültürel değerleri canlandırmak amacıyla açılan bu sınıflarda, emekli bankacılardan doktorlara kadar pek çok farklı profilden öğrenci yer alıyor. Altı ay önce eğitime başlayan emekli bankacı Ebru İlkserim gibi kursiyerler, ilk etapta basit ürünlerle başladıkları bu yolculukta, artık kendi sırt çantalarını dikebilecek seviyeye gelmenin mutluluğunu yaşıyor. Emekli doktor Engin Dilsiz gibi sanata gönül verenler ise derinin dokusunda geleneksel motifleri yaşatmak için dirsek çürütüyor. Müşerref Keleş'in en büyük hayali ise bu kadim sanatı kendi markası altında dünya standartlarında temsil ederek geleceğe kalıcı bir imza bırakmak.

Kaynak: AA