Bayramda aile ziyareti için gittiği Tokat'ın Turhal ilçesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında dün akşam 22.10 sıralarında gözaltına alınan ve Ankara'ya getirilen BirGün Muhabiri İsmail Arı'nın Emniyet ifadesi tamamlandı. İsmail Arı, ifadesinde bir video ile başlayan soruşturmaya, sosyal medyadaki eski paylaşımlarından da eklemeler yapılmasına karşılık "Bir video ile başlayan soruşturmaya sonradan 3 içerik daha eklendi, özellikle son 1 yıldır yaptığım haberlerin bazı bürokratlar ve siyasilerin oldukça rahatsız ettiğini biliyorum. Bana gösterilen bu 4 paylaşımın da saatlerce gözaltında tutulmamı gerektirecek nitelikte olduğunu düşünmüyorum" dedi.
"PİS VE BÖCEKLERİN GEZDİĞİ BİR NEZARETHANEDE TUTULDUM"
Arı ifadesinde, misafirlikteyken gözaltına alındığını kaydetti ve uzun bir kara yolculuğunun ardından Ankara'ya getirildiğini belirtti. Arı, gözaltı şartlarıyla ilgili bilgi verirken "Oldukça pis ve böceklerin gezdiği nezarethanede tutuldum" dedi. Ne zaman ifadeye çağırılsa gittiğinin altını çizen Arı, kendisine yönelik tehditler nedeniyle hakkında koruma kararı olduğunu ve 8 aydır 2 polisin bu konuda görevli olduğunu kaydetti ve "Her gün yanında 2 Polis olan gazeteci hakkında gözaltı kararı verilmiş olmasına da ayrıca dikkat çekmek isterim" dedi. Aylar önce yayımlanan video nedeniyle "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlaması yöneltilen Arı, söz konusu haberde açık kaynakları kullandığını, daha önce söz konusu vakıfların giderlerinin AKP'li belediyelerce karşılandığına dair yaptığı haberlerle ilgili soruşturma dahi açılmadığını ifade etti. Arı, "Şunları kaydetti: "Benim anlattıklarım hem yıllardır haber olmakta hem de neredeyse sokaktaki her insan tarafından bilinmektedir. Erdoğan ailesine ait vakıfları kamu kaynakları yıllardır seferber etmektedir. Bunun en basit örneği belediyelerle imzalanan protokoller ve tahsis edilen binalardır, ayrıca bu vakıflara birçok giderinin de AKP li belediyelerce karşılandığını daha önce bizzat ben haber yaptım. Ve bu haberlerin hiçbirine soruşturma dahi açılmadı."

"BU GÖZALTI TOPLUMUN ADALET SİSTEMİNE OLAN GÜVENİNİ ZEDELEMEKTEDİR"
Arı ayrıca, "Bu gözaltı işlemi toplumun adalet sistemine olan güveni zedelemektedir, aynı zamanda basın ve ifade özgürlüğünü de zedelemektedir. Yatarı olmayan bir suçtan saatlerce gözaltındayım, derhal serbest bırakılmamı talep ediyorum. Ve hakkımda kovuşturmaya yer yokluğu kararı verilmesini talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Arı'ya “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mezunu olduğu İmam Hatip Lisesi’nde tarihi yapılar ve kültür varlıkları gözden çıkarıldı” şeklindeki haberi ve paylaşımının da sorulması dikkat çekti. Arı, "Haberde bahsi geçen alan korunması gereken kültür varlığı olarak belirlenmiştir. Habere konu parsellerde daha önce tarihi yapılar yer almaktadır. Ancak ben haberimde bu alana imam hatip lisesi için yurt inşa edileceğini anlattım, korunması gereken kültür varlığı olarak belirlenen parsellerin ise taşınmasına karar verildiğini vurguladım. Bu haberi hazırlarken uzmanlarla görüştüm, uzmanlar bu tür tescilli yapıların mevcut olmasa bile veya metruk olsa bile yerinde yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu anlamda haberimde bir sorun görmemekteyim" dedi.
ÖDÜL ALDIĞI VE YARGIYI HAREKETE GEÇİREN HABERİ DE SORUŞTURMAYA DAHİL EDİLDİ!
İsmail Arı'nın Uğur Mumcu Araştırma Gazetecilik ödülü de dahil olmak üzere birden fazla ödül alan haberi de soruşturma kapsamında soruldu. Arı ise "Yunus Emre Vakfı soygunu"na ilişkin haberinin ardından Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu ve olayla ilgili Ankara İl Emniyet müdürlüğü Mali Suçlar Şube Müdürlüğü tarafından operasyon düzenlendiğini hatırlattı. Arı şunları kaydetti: "Yunus Emre Vakfı soygunu ile ilgili devletin bana teşekkür madalyası takması gerekirken bu meselenin bir soruşturmaya daha konu edinmesi karşısında oldukça şaşkınım. Çünkü kamu vakfı statüsündeki Yunus Emre Vakfının naylon faturalarla soyulduğunu Türkiye benim haberimden öğrendi. Haberimden çok kısa süre sonra bu konu ile ilgili vakıflar genel müdürlüğü tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Hemen ardından bu olayla ilgili Ankara İl Emniyet müdürlüğü Mali Suçlar Şube Müdürlüğü tarafından operasyon düzenlendi. Ve bu vakfın soyulması ile ilgili 2 ayrı iddianame düzenlenip dava açıldı. Yunus Emre Vakfı soygunu haberleri nedeniyle Uğur Mumcu Araştırma Gazetecilik Avrupa birliği Araştırma gazetecilik ve Barış Selçuk gazetecilik ödülünü aldım. Kaldı ki Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un fotoğrafının yer almasından daha doğal bir şey yoktur. Çünkü bu vakıf kendisine bağlıdır. Gizlilik kararına yönelik ise şunu ısrarla vurgulamak isterim, Yunus Emre Vakfına dair 2 ayrı dava kamuya açık bir şekilde yürütülmektedir ve hatta ben bu davalardan birine Ankara Adliyesinde bir gazeteci olarak takip ettim."

Arı'ya yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:
SORULDU: X isimli sosyal paylaşım sitesinde “solcugazete60” rumuzlu sosyal medya hesabı tarafından paylaşılan, katıldığınız programda Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma içerikli konuşmaların paylaşılması nedeniyle savunmanızı veriniz?
CEVAP : Yukarıdaki bilgiler doğrudur ve bana aittir. Soruşturma dosyasıyla ilgili bilgi sahibi oldum. Avukatım 42479 sicil sayılı Ankara Barosuna kayıtlı Taylan ARI refakatinde ifademi vermek istiyorum. Üzerime atılı suçlamayı anladım. Ben Cumhurbaşkanlığının verdiği basın kartına sahip gazeteciyim, yaklaşık 7 yıldır Birgün Gazetesinde muhabir olarak çalışmaktayım. Bayram ziyareti için gittiğim Tokat’ın Turhal ilçesinde misafir olduğum evde dün akşam 22.00 da gözaltına alındım. Gece uzun bir kara yolculuğu yaptım, sabaha karşı Ankara’ya geldim, oldukça pis ve böceklerin gezdiği nezarethanede tutuldum, yani oldukça yorgun ve uykusuzum. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkımda defalarca soruşturma açıldı, ne zaman ifadeye davet edilsem hemen gittim, bu soruşturma kapsamında da ifadeye çağrılsam yine hemen giderdim. Ancak bir bayram günü gözaltına alınmam tercih edildi. Yaklaşık 8 aydır hakkımda Ankara Valiliğince verilmiş koruma kararı vardır, ben Ankara’da iken her gün bu devletin 2 Polisi ile birlikteyim. Bu 2 Polis koruma kararının icrası için bana eşlik etmektedir. Her gün yanında 2 Polis olan gazeteci hakkında gözaltı kararı verilmiş olmasına da ayrıca dikkat çekmek isterim Bana gösterilen dosyada yer alan video kaydı haftalar aylar önce çekilmiştir. Yaklaşık 3 ay önce çekilen bir video nedeniyle gözaltına alındığımı vurgulamak istiyorum. Video içeriğinde halkı yanıltıcı bilgi yoktur. Video da bahsettiğim vakıfların internet sitesi vardır, orada yöneticilerin ve mütevelli heyeti üyelerinin isimleri yer almaktadır. Aslında anlattıklarımın çok büyük bir kısmı her vatandaşın açık kaynak araştırması denilen internet araştırması ile ulaşabileceği bilgilerdir. Benim anlattıklarım hem yıllardır haber olmakta hem de neredeyse sokaktaki her insan tarafından bilinmektedir. Erdoğan ailesine ait vakıfları kamu kaynakları yıllardır seferber etmektedir. Bunun en basit örneği belediyelerle imzalanan protokoller ve tahsis edilen binalardır, ayrıca bu vakıflara birçok giderinin de AKP li belediyelerce karşılandığını daha önce bizzat ben haber yaptım. Ve bu haberlerin hiçbirine soruşturma dahi açılmadı, bu gözaltı işlemi toplumun adalet sistemine olan güveni zedelemektedir, aynı zamanda basın ve ifade özgürlüğünü de zedelemektedir. Yatarı olmayan bir suçtan saatlerce gözaltındayım, derhal serbest bırakılmamı talep ediyorum. Ve hakkımda kovuşturmaya yer yokluğu kararı verilmesini talep ediyorum.

SORULDU: X isimli sosyal paylaşım sitesinde “@ismailari_” isimli/rumuzlu sosyal medya hesabı tarafından “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mezunu olduğu İmam Hatip Lisesi’nde tarihi yapılar ve kültür varlıkları gözden çıkarıldı” şeklindeki paylaşımınızla Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin de dezenformasyon yalanlama metni olduğu görülmektedir, bu paylaşım ile ilgili olarak savunmanızı veriniz?
CEVABEN : Haberde bahsi geçen alan korunması gereken kültür varlığı olarak belirlenmiştir. Habere konu parsellerde daha önce tarihi yapılar yer almaktadır. Ancak ben haberimde bu alana imam hatip lisesi için yurt inşa edileceğini anlattım, korunması gereken kültür varlığı olarak belirlenen parsellerin ise taşınmasına karar verildiğini vurguladım. Bu haberi hazırlarken uzmanlarla görüştüm, uzmanlar bu tür tescilli yapıların mevcut olmasa bile veya metruk olsa bile yerinde yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu anlamda haberimde bir sorun görmemekteyim.
SORULDU: X isimli sosyal paylaşım sitesinde “@BirGun_TV isimli/rumuzlu sosyal medya hesabı tarafından “Sarayın Koridorlarındaki Torpil Çarkı” başlıklı ve “@ismailari : “Artık hakim ve savcılar da mülakatla atanıyor. Birçok aday ‘referans’ adı altında isimlerini Saray’a ya da Adalet Bakanlığı’na göndermeye çalışıyor. Bu zamana kadar, Akın Gürlek Bakan olunca görevden alınan Ramazan Can bu mülakatlara giriyordu. Bu kişi AKP Milletvekiliydi.” haberinizle ilgili olarak, “26.02.1983 tarihinde kabul edilen 2802 sayılı yasanın 8. Maddesinde ‘Hakim ve Cumhuriyet Savcılarının mülakat ve yazılı sınav neticesi mesleğe alındıkları’ ibaresi olduğu, bu nedenle söz konusu haberin gerçeği yansıtmaması sebebiyle bu paylaşım ile ilgili olarak savunmanızı veriniz?
CEVABEN : BirGün TV isimli twitter hesabının kullanıcısı ben değilim, bu hesap halen çalışmakta olduğum BirGün gazetesinin kurumsal hesaplarından biridir. “Sarayın koridorlarındaki torpil çarkı” şeklindeki başlık benim sözlerim değildir. Ancak bu tür haberlerde gazetecilik mesleği gereği sert ve çarpıcı başlık atılabilir. Bana sormuş olduğunuz diğer ifadeler bana aittir, toplumun artık neredeyse her kesimi yargının siyasallaştığını düşünmektedir. Bana kalırsa bunun da en büyük nedeni hakim ve savcıların mesleğe seçilme şeklidir. Burada anlattığım şeyleri Ankara’da hemen hemen her sıradan vatandaş dahi bilmektedir. Suç unsuru olarak düşünülen bu ifadeler demokratik ülkelerde oldukça normal değerlendirilmektedir, bu paylaşım basın ve ifade özgürlüğü kapsamındadır. Bir suç teşkil etmemektedir, Hakim ve Savcıların seçildiği mülakata AKP den 5 dönem milletvekilliği yapan Ramazan Can’ın girmesi normal, benim bunları söyleyince suç işlediğimin düşünülmesi karşısında diyecek bir şeyim yoktur.
SORULDU: X isimli sosyal paylaşım sitesinde “@ismailari_” isimli/rumuzlu sosyal medya hesabı tarafından “ Son yılların en büyük soygunu… 630 milyon TL’lik bir vurgun hikayesi ve vurgunun en kritik noktalarında yer alan bazı siyasilerin eşleri, çocukları…” paylaşımınızın altında Kültür ve Turizm Bakanı’nın fotoğrafı görülmektedir, paylaşımınız Kültür ve Turizm Bakanına hitaben mi yapılmıştır, bu bağlamda kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçu oluşmaktadır, ayrıca söz konusu soruşturma hakkında gizlilik kararı bulunmaktadır, yine bu bağlamda da soruşturmanın gizliliğini ihlal suçu oluşmaktadır, konu ile ilgili savunmanızı
CEVABEN : Yunus Emre Vakfı soygunu ile ilgili devletin bana teşekkür madalyası takması gerekirken bu meselenin bir soruşturmaya daha konu edinmesi karşısında oldukça şaşkınım. Çünkü kamu vakfı statüsündeki Yunus Emre Vakfının naylon faturalarla soyulduğunu Türkiye benim haberimden öğrendi. Haberimden çok kısa süre sonra bu konu ile ilgili vakıflar genel müdürlüğü tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu. Hemen ardından bu olayla ilgili Ankara İl Emniyet müdürlüğü Mali Suçlar Şube Müdürlüğü tarafından operasyon düzenlendi. Ve bu vakfın soyulması ile ilgili 2 ayrı iddianame düzenlenip dava açıldı. Yunus Emre Vakfı soygunu haberleri nedeniyle Uğur Mumcu Araştırma Gazetecilik Avrupa birliği Araştırma gazetecilik ve Barış Selçuk gazetecilik ödülünü aldım. Kaldı ki Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un fotoğrafının yer almasından daha doğal bir şey yoktur. Çünkü bu vakıf kendisine bağlıdır. Gizlilik kararına yönelik ise şunu ısrarla vurgulamak isterim, Yunus Emre Vakfına dair 2 ayrı dava kamuya açık bir şekilde yürütülmektedir ve hatta ben bu davalardan birine Ankara Adliyesinde bir gazeteci olarak takip ettim.
Genel olarak soruşturma dosyası kapsamında, şunu vurgulamak istiyorum. Bir video ile başlayan soruşturmaya sonradan 3 içerik daha eklendi, özellikle son 1 yıldır yaptığım haberlerin bazı bürokratlar ve siyasilerin oldukça rahatsız ettiğini biliyorum. Bana gösterilen bu 4 paylaşımın da saatlerce gözaltında tutulmamı gerektirecek nitelikte olduğunu düşünmüyorum. Bir bayram günü göz altına alınan gazeteci olarak adalete inanmak istiyorum. Ben gazeteciyim ve gazetecilik mesleğim dışında hiçbir şey yapmadım. Göz altına alındığım saatten itibaren Emniyetin bodrum katındaki nezaretinde tutulurken hakkımda atılan binlerce tweet bunun göstergesidir. Bugün Ankara ve İstanbul da yüzlerce yurttaş Anayasal hakkı olan basın özgürlüğüne sahip çıkmak için ve benim bir an evvel serbest bırakılmam için sokağa çıkmıştır. Bu da benim için en büyük şeref madalyasıdır.




