İzmir’de kamusal olan, bir gecede kamudan çıkarıldı. Kentin belleğini, emeğini ve ortak yaşamını temsil eden yapıların devri; ne kamuoyuna duyuruldu, ne belediyeye bildirildi, ne de kentlilere soruldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin başkanlık makamı olarak kullandığı Egemenlik Binası, Meslek Fabrikası’na dönüştürülen eski Devlet Güvenlik Mahkemesi binası ve Tepecik’teki eski gasilhane, Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından tapu üzerinden sessizce devralındı. Kentin simge yapıları, kamusal hizmet üretirken bir anda “elden çıkarılabilir mülk”e dönüştürüldü. Yaşananlar yalnızca bir mülkiyet işlemi değil; kamusal alanın, kent hakkının ve yerel iradenin açık biçimde yok sayılması olarak yorumlandı.

Aykut Akdemir-2

Vakıfa vermek de fiilen satmaktır


TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Sözcüsü Aykut Akdemir, söz konusu yapıların nasıl kullanıldığının ikincil bir mesele olduğunu vurguladı.


“Bu yapıların içinde şu anda ne kullanıldığı, nasıl bir faaliyet yürütüldüğü aslında ikincil bir meseledir. Asıl mesele, bunların kamusal alanlar olmasıdır. Bunlar kamuya ait alanlardır.
Kamunun mallarının vakıflara devredilmesi doğru bir yöntem değildir. Vakıf kimdir? Sonrasında içeride ister boş kalsın ister iyi bir faaliyet yürütülsün, bunun bir önemi yok. Çünkü bu ülkenin kentleri ve bu yapılar, kamunun tamamına aittir. Üstelik bu yapılar tarihi yapılardır; kentin simgesi olan yapılardır. Kent simgesi olan yapıların Büyükşehir Belediyesi eliyle ve kamusal amaçlarla kullanılması çok daha doğru bir uygulama.
Bu yapıların vakıflara devredilmesi, aslında özelleştirmenin başka bir biçimi. Satmıyorsunuz belki ama fiilen birilerine vermiş oluyorsunuz. Vakfın bu yapıları nasıl kullanacağına dair kimsenin net bir bilgisi yok. Çünkü vakıf istediği gibi kullanır; ortada bağlayıcı bir kullanım koşulu yok. Yani siz şöyle düşünün: Bir yapıyı vakfa vermişsiniz ya da özel bir şirkete vermişsiniz, sonuç değişmez. Verdiğiniz kişinin bu yapıyı nasıl kullanacağına dair ne söz hakkınız vardır ne de denetim yok. “Şu şartla kullanacaksın” diyebileceğiniz bir mekanizma yok. Ticari kullanıma da açabilir, bambaşka bir amaca da yönlendirebilir. İstediğini yapar.”

Yasemin Sağlam


“Kültür mirasına saygı gösterilmeli”


İzmir Yaşam Alanları Meclisi de konuya tepki gösterdi. Meclis adına konuşan Yasemin Sağlam, yapılan girişimleri yanlış bulduklarını ifade etti.
Geçmişten günümüze devrolmuş, restorasyonları asıllarına uygun biçimde tamamlanmış; İzmir kentinin kültür mirası ve mekânsal hafızası olan yapıların kamusal amaçlı kullanımına Vakıflar Genel Müdürlüğü saygı göstermelidir. Kaldı ki Egemenlik Evi olarak bilinen bina, 19. yüzyılın sonlarında inşa edilmiş ve İzmir Belediyesi’nin ilk binası.
Kültürel mirasımız olan bu yapılarla ilgili gereksiz mülkiyet tartışmaları rahatsız edicidir. Yapıların karakteristiğiyle yaşatılması için bugüne kadar hiçbir refleks göstermemiş kişi ya da kurum temsilcilerinin, yıllar sonra rant iştahıyla ortaya çıkmaları kabul edilemez. Vakıflar Genel Müdürlüğü bu haksız girişimlerden bir an önce vazgeçmeli.”



Başlı başına halk düşmanlığı


CHP'nin Kültür ve Turizm Politika Kurulu Başkanı Seda Kaya Ösen, verdiği tepkide kültür miraslararının korunması gerektiğine vurgu yaparak şunları söyledi: "Bu alanlar İzmir için yalnızca korunması gereken taş yapılar değil aynı zamanda halkın kullanımında olan endüstriyel kültür mirası. Bu mirasa, işgalcisiniz denilerek denilerek boşaltın talimatı verilmesi başlı başına halk düşmanlığı.
Burada İzmir’in ekonomik kalkınması ve istihdama katkı sağlamak amacıyla çeşitli kurslar veriliyor. Yani bu bina sadece bir taş yapı olarak korunmuyor aynı zamanda İzmirlinin burada mesleki eğitim alması sağlanıyor. Yıllar sonra buldukları bir tapu senedi ile uranın el değiştirmesi demek vatandaşın bu hizmetlerden faydalanamaması demek.

Migros’tan dev istihdam hamlesi: Dağıtım merkezlerindeki 7 bini aşkın çalışan kadroya alındı
Migros’tan dev istihdam hamlesi: Dağıtım merkezlerindeki 7 bini aşkın çalışan kadroya alındı
İçeriği Görüntüle


Bu binalarda bir yandan tarihi doku korunurken diğer yandan vatandaşın hizmeti için kullanılmaktadır. CHP olarak biz zaten insanların para harcamadan, güvenli ve nitelikli kamusal mekanlarda vakit geçirebildiği aynı zamanda öğrenebildiği ve sosyalleşebildiği alanlar hedefliyoruz. Kültür ancak gündelik yaşamın bir parçası haline geldiğinde eşitleyici ve dönüştürücü bir güce kavuşur. Miras sadece korunacak bir taş değil, yaşanacak bir zemindir. Tek amacı tarihi ve kültürel mirası yaşatırken vatandaşın hizmetine sunulan bu binalara işgalcisiniz denilerek el koymak, muhalefet belediyesine değil, halka düşmanlık etmektir."

Kaynak: özge uyanık