SEMİ TEKTAŞ/İzmir’de Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan bir hemşireye yönelik saldırı, sağlıkta şiddet tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Sağlık emekçileri, özellikle Hemşireler Haftası’nda yaşanan olayın kabul edilemez olduğunu vurgularken, mevcut yasaların caydırıcı olmaktan uzak olduğunu savundu. Sendika temsilcileri, sağlık çalışanlarına yönelik saldırıların “cezasızlık algısı” nedeniyle her geçen gün arttığını belirterek, hükümete ve Sağlık Bakanlığı’na acil önlem çağrısında bulundu.

Doğruyol: Kamu hizmetlerinden mahrum bırakılmalı

Sağlıkta şiddetin önüne geçmek için caydırıcı yaptırımların uygulanması gerektiğini ifade eden Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, “Sağlıkta şiddetle ilgili bugüne kadar etkin bir önlem alınmadı. Mevcut hükümetin ve Sağlık Bakanlığı yetkililerinin de sağlıkta şiddeti önlemeye yönelik yeterli bir çaba ortaya koymadığını düşünüyoruz. Yıllardır söylediğimiz gibi, sağlık çalışanına şiddet uygulayan kişilere yönelik caydırıcı yaptırımların hayata geçirilmesi gerekiyor. Örneğin sağlıkta şiddet uygulayan bir kişi, karakola girip kısa süre sonra serbest bırakılmamalı. Görev başındaki polis memuruna ya da adliye personeline yönelik bir saldırıda nasıl ciddi yaptırımlar uygulanıyorsa, sağlık çalışanına şiddet uygulayan kişiler için de aynı kararlılık gösterilmeli. Bu kişilerin mutlaka gözaltına alınması ve kamu hizmetlerinden belirli sürelerle mahrum bırakılması gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.

“Sağlık çalışanları ‘Beyaz Kodu’ kullanmak istemiyor

‘Beyaz Kod’ uygulamasının şiddetin önüne geçmediği eleştirisinde bulunan Doğruyol, “Bu süre 3 ay, 5 ay ya da 6 ay olabilir. Özellikle sağlık hizmetlerinden yararlanırken belirli yaptırımların uygulanması caydırıcılık açısından önemlidir. Bugün “Beyaz Kod” uygulaması var ancak sağlık çalışanları çoğu zaman bu sistemi kullanmak istemiyor. Çünkü Beyaz Kod verildiğinde sağlık çalışanı mahkeme kapılarında sürünmek zorunda kalıyor. Sürekli adliyeye gidip geliyorlar ve sonuçta etkili bir yaptırım çıkmadığı için şiddet uygulayan kişiler de cezasız kaldığını düşünüyor. Çoğu zaman hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararlarla süreç sonuçlanıyor ve bu durum cezaların caydırıcılığını tamamen ortadan kaldırıyor. Sağlıkta şiddeti gerçekten önlemek istiyorsak önce samimi olmak zorundayız. Bir önceki Sağlık Bakanı da yeni uygulamalar getirileceğini söylemişti ancak hayata geçirilen sistemlerin mevcut uygulamalardan çok da farklı olmadığı görüldü. Bazı hastanelerin girişlerine X-ray cihazları yerleştirildi fakat oradaki güvenlik görevlilerinin vatandaşı arama yetkisi bulunmuyor. Eğer bir uygulama yapılacaksa bunun göstermelik değil, gerçekten etkili olması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

“’Benden olan ceza almaz’ anlayışı hâkim”

Kamu alanlarına siyasetin girmesine tepki gösteren Doğruyol, “Sağlıkta şiddeti önlemenin en önemli yolu, kamu hizmetlerinden mahrum bırakma ve cezaların etkin şekilde uygulanmasıdır. Çünkü bugün ülkemizin en büyük ihtiyaçlarından biri de adalettir. Maalesef toplumda “benden olan ceza almaz” anlayışı giderek yaygınlaşıyor. Bu durum bazen siyasi partilerde, bazen de devletin farklı bürokratik yapılarında karşımıza çıkıyor. Birilerinin yaptığı hırsızlık ve adaletsizlik görünürken, başkalarının yaptıkları görmezden geliniyorsa en büyük sorun burada başlıyor. Öncelikle bu ülkede adaletin tam anlamıyla tesis edilmesi gerekiyor. Tüm vatandaşların hukuk karşısında eşit olması şart. Bu sağlanamazsa ülkenin daha büyük bir kaos ortamına sürüklenmesi kaçınılmaz hale gelir. Umarız böyle bir tablo yaşanmaz ancak mevcut gidişat endişe veriyor. Ayrıca kamu kurumlarının siyasi gösteri alanına dönüştürülmesi de doğru değil. Hastaneler başta olmak üzere tüm kamu kurumları 85 milyonun ortak kurumlarıdır. Bir kişi bir hastaneye girdiğinde “Ben şu partiliyim”, “Ben filanca kişinin yakınıyım” diyorsa, orada ciddi bir sorun var demektir” diyerek sözlerini tamamladı.

Erdinç: Münferit olmaktan çıktı

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet artık münferit bir olay olmaktan çıktığını ifade eden Hemşireler ve Tüm Sağlık Profesyonelleri Sendikası (HEPSEN) İzmir 3 Nolu Şube Başkanı Yusuf Erdinç, “Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet artık münferit bir olay olmaktan çıkmış; toplumsal bir cinnet halinin ve “cezasızlık” algısının sonucu olarak sistematik bir boyuta ulaşmıştır. Şifa dağıtmak için uykusuz geceler geçiren, ailesinden ve canından fedakârlık eden sağlık emekçilerimize kalkan her el, aslında toplumun vicdanına ve ortak geleceğine kalkmıştır. “Hiçbir siyasi kimlik, hiçbir makam veya aidiyet; bir kamu görevlisine şiddet uygulamanın, onu tehdit etmenin kalkanı olamaz. Kanunlar önünde herkes eşittir ve bu saldırının failleri en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.” HEPSEN Sendikası olarak açıkça ifade ediyoruz: Sağlıkta şiddet yasasının kağıt üzerinde kalmasına, şiddet uygulayanların “arka kapıdan” salıverilmesine tahammülümüz kalmamıştır. Meslektaşımızın başına inen o çöp kovası, tüm sağlık camiasının onuruna indirilmiştir” diye konuştu.

Aliağa’da işçiler ölüyor, doğa kirleniyor: EMEP’ten Meclis araştırması çağrısı
Aliağa’da işçiler ölüyor, doğa kirleniyor: EMEP’ten Meclis araştırması çağrısı
İçeriği Görüntüle

Siyaset tepkisi

Buca Seyfi Demirsoy Eğitim Araştırma Hastanesi’nde bir hemşireye yapılan saldırı hakkında konuşan Erdinç, “Yetkililere sesleniyoruz: Hastanelerimizi güvenli çalışma alanları haline getirmek için daha kaç canımızı feda etmemiz gerekiyor? Caydırıcı yasalar ve etkin güvenlik önlemleri derhal hayata geçirilmelidir. Sağlık çalışanlarına el kaldıranların, adalet önünde hesap vermeden toplum içine karışmasına izin verilmemelidir. Telefonda da bahsettiğim gibi acil servislerde triaj renklendirmesi uygulanıyor. Bunun fotoğrafını da konunun daha net anlaşılması adına size attım. Acil servise ateşi olan bir çocuk geliyor. Aslında baktığınızda ateşi olan çocuk “yeşil alan” hastasıdır. Yani beklemesinde sakınca olmayan hastalar arasında değerlendirilir. Ancak hasta yakını, “Benim çocuğumun ateşi var” diyerek hemşireye tepki gösteriyor ve “Neden beni kırmızı alanda ya da sarı alanda değil de burada bekletiyorsunuz?” diyerek hemşirenin üzerine çöp kovası fırlatıyor. Bunun üzerine diğer hasta yakınları da kendi hastalarının öncelikli olduğunu söyleyerek hemşirenin üzerine yüklenmeye çalışıyor. Ardından bir hasta yakını, AK Parti’den tanıdıkları olduğunu ifade ederek bu konuyu gündeme taşıyacağını, kendilerine öncelik verilmesi gerektiğini söyleyen ifadeler kullanıyor. Dediğim gibi bu durumlarda hemşireler hep ön planda tutuluyor. Sağlık çalışanları adeta danışma personeli gibi görülüyor. Sistemde yaşanan sorunların sorumlusu da hemşirelermiş gibi davranılıyor. Bugün aynı zamanda Hemşireler Günü, 12-18 Mayıs tarihleri ise Hemşireler Haftası. Böyle bir olayın tam da Hemşireler Haftası’nda yaşanması hemşireler açısından ayrıca üzücü” değerlendirmesinde bulundu.

“Mevcut yasalar yetersiz”

Erdinç, “Sağlık çalışanlarının omuzlarındaki yük artık kanayan bir yara haline geldi. Sadece hemşireler değil; hekimler, ebeler, teknikerler ve birçok sağlık emekçisi de benzer şiddet olaylarına maruz kalıyor. Sağlıkta şiddet artık sektörün kanayan yarası olmuş durumda ve bunun önüne bir türlü geçilemiyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri de mevcut yasaların yetersiz kalması. Sağlıkta şiddete yönelik yeterince ağır yaptırımlar bulunmuyor. Verilen cezalar çoğu zaman para cezasına çevriliyor. Üstelik bu para cezaları da kişiyi caydıracak düzeyde olmuyor. Bu nedenle bazı kişiler, sağlık çalışanına şiddet uygulamayı kendilerinde hak görebiliyor” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: SEMİ TEKTAŞ