Zayıflamak artık bir sağlık meselesi değil, bir dayatmaya dönüştü. Bu dayatmanın son durağı ise diyabet hastaları için geliştirilen iğneler oldu. Diyabet tedavisinde kullanılması gereken iğneler, sosyal medyada “zayıflama ürünü” adıyla elden ele dolaşıyor. Bazı ikinci el ilanları ve yazışmalar, reçetesiz satış ve kontrolsüz kullanımın boyutunu gözler önüne serdi.


Diyabet ile obezite tedavisinde kullanılması gereken GLP-1 reseptör agonistleri, sosyal medyada mucize yöntem gibi pazarlanıyor. Ancak bu iğnelerin kontrolsüz kullanımı, kalp krizinden böbrek yetmezliğine kadar ciddi sağlık risklerini beraberinde getiriyor.

Adsız Tasarım (17)-6


Reçetesiz satış ağı


Zayıflama iğneleri artık sadece kliniklerde değil, sosyal medya ve ilan platformlarında da dolaşıyor. Yaptığımız incelemede, bu ilaçların Instagram, Telegram ve bazı ikinci el satış siteleri üzerinden açıkça pazarlandığı görüldü. “Reçetesiz gönderim”, “kargo ile teslim” ve “stok var” ifadeleriyle satış yapan hesaplar, ürünleri doğrudan mesaj yoluyla pazarlıyor, herhangi bir reçete de talep edilmiyor.
İlan platformlarında “zayıflama ürünü” başlığıyla paylaşılan satışlarda, ayda 6 ila 8 kilo kaybı vaat ediliyor. Ürünlerin 8 bin ila 15 bin TL arasında değişen fiyatlarla satışa sunuluyor. Satıcıların yalnızca satış yapmakla kalmadığı, aynı zamanda kullanım ve doz bilgisi verdiği de tespit edildi. Bir yazışmada satıcının “11 ml yeterli zaten hepsi için” ifadeleriyle kullanıcıyı yönlendirdiği görüldü.

Cansel Ayanoğlu  neden gözaltına alındı?
Cansel Ayanoğlu neden gözaltına alındı?
İçeriği Görüntüle


Bazı kullanıcıların, kullandıktan sonra ellerinde kalan iğneleri yeniden satışa sunduğu görüldü. Bu ürünlerin hangi koşullarda saklandığı ise bilinmiyor. Soğuk zincir gerektiren bu ilaçların, bireysel kullanıcılar tarafından nasıl muhafaza edildiği büyük bir soru işareti.

Whatsapp Image 2026 04 13 At 13.11.04


“Sağlığımız bu kadar ucuz değil”


Eczacılar Odası Başkanı Savaş Kılıççıoğlu, sosyal medyada yapılan satışların ciddi risk taşıdığını vurguladı:
“Fotoğrafları paylaşılıyor, yorumlarda nasıl kullanılacağı anlatılıyor. Bu son derece tehlikeli bir durum. Bu ilaçlar, öncelikle endokrinoloji uzmanlarının denetiminde verilmesi gereken ilaçlardır. Yani mutlaka hekim kontrolünde kullanılmalıdır. Ayrıca bu ilaçların ciddi bir takip sistemi vardır. Soğuk zincir içerisinde saklanmaları gerekir ve üretildikleri andan hastaya ulaştıkları ana kadar İlaç Takip Sistemi üzerinden Sağlık Bakanlığı tarafından izlenirler.


Eczanelerde bu ilaçların hem saklama koşulları hem de ısı takibi düzenli olarak kontrol edilir. Bu nedenle eczane dışındaki herhangi bir noktadan, hele ki internet üzerinden temin edilen ürünler büyük risk taşır. Bu ürünlerin sahte olma ihtimali olduğu gibi, sahte olmasa bile uygun koşullarda saklanıp saklanmadığı büyük bir soru işaretidir. Sağlığımız bu kadar ucuz değil.


Örneğin, bazı kullanıcılar ürünü belirli bir süre kullandıktan sonra ellerinde kalanları satışa çıkarabiliyor. Ancak bu ürünlerin hangi koşullarda saklandığı bilinmiyor. Bu durum kesinlikle kabul edilebilir değil. Ucuz olduğu için tercih edilen bu tür ürünler, aslında ciddi sağlık risklerini beraberinde getiriyor.
Bu ilaçlar herkesin kullanabileceği ürünler değildir. Diyabet hastalarında ya da obezite tedavisinde kullanılabilmesi için belirli kriterler vardır. Hastanın kan değerleri, kalp ve böbrek fonksiyonları gibi birçok parametre değerlendirilir. Uzman hekimler tarafından takip edilen bir süreçtir. Sadece ‘biraz kilo vereyim’ düşüncesiyle kullanılabilecek ilaçlar değildir.

Whatsapp Image 2026 04 13 At 13.11.03 (1)


Son dönemde bu kadar popülerleşmesinin nedeni ise hızlı kilo kaybı sağlamasıdır. İnsanlar kısa sürede sonuç almak istediği için bu tür ürünlere yöneliyor. Ancak sosyal medya üzerinden önerilmesi ve pazarlanması son derece yanlış. İlaçların bu şekilde reklamının yapılması hem yasal değildir hem de halk sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atmaktadır.”

Chatgpt Image 13 Nis 2026 14 54 07


Kontrolsüz kullanım tehlikesi


İzmir Tabip Odası Başkanı Fahri Yüce Ayhan, tıbbi gereklilik dışında kullanılan bu ilaçların hem bilimsel süreçleri hiçe saydığını hem de ciddi sağlık riskleri oluşturduğunu vurguladı.


“Bu tür ilaçların internetten ya da kontrolsüz şekilde satılması ciddi riskler barındırıyor. Çünkü söz konusu olan şey, tıbbi bir gereklilik halinde kullanılması gereken bir ilaçtır. Bir ilacın geliştirilmesi yıllar süren bilimsel süreçlerden geçer. Faz 1, Faz 2, Faz 3 ve Faz 4 olarak adlandırılan aşamalarda kapsamlı çalışmalar yapılır. Bu süreçlerin sonunda, klinik araştırmalarla desteklenerek bir maddenin ilaç olarak kullanılmasına karar verilir. Ardından bu ilacın hangi hasta grubunda, hangi dozda ve hangi sıklıkta kullanılacağı detaylı şekilde belirlenir.


Bu kadar kapsamlı bir bilimsel süreci göz ardı ederek, bu ilaçların kullanım amacı dışında ya da bu kararı verebilecek tıbbi otoriteler olmadan kullanılması tamamen bilim dışı bir tutumdur. Sağlık açısından da son derece sakıncalıdır. İlaçlar ancak doğru kişiye, doğru dozda ve doğru amaçla kullanıldığında etkili olur. Her ilacın belli oranlarda yan etkileri de vardır. Bu nedenle gereksiz ve kontrolsüz kullanım ciddi risk oluşturur.
Bu ürünlerin “zayıflama ilacı” adıyla satılması ise ayrı bir sorun. Çünkü bu ilaçların tıbbi endikasyonları vardır. Ancak şu anda çoğunlukla kozmetik amaçla kullanılıyor. Bu doğru bir yaklaşım değil. Bir ilacın kozmetik amaçla kullanılması, aslında ilacın kötüye kullanımı anlamına gelir.
Özellikle reçetesiz satış ve sosyal medya üzerinden pazarlanması ise oldukça vahim bir tabloyu ortaya koyuyor. Bu durum adeta ilacın ‘internet borsasına’ düştüğünü gösteriyor. Oysa bu tür tıbbi ürünlerin bu şekilde satılması kabul edilemez.


En basit örnekle, bir kişi veteriner hekim olmadan hayvanına dahi aşı uygulayamazken, bu tür ilaçların herhangi bir denetim olmadan satılması ciddi bir çelişki yaratıyor. Bu nedenle bu alanın mutlaka Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenmesi gerekir. Aynı şekilde reklam ve tanıtım süreçlerinin de ilgili kurumlar tarafından kontrol altına alınması şart. Bu durum, halk sağlığını doğrudan tehdit eden bir sorun haline gelmiş durumda.”

Kaynak: özge uyanık