Türkiye'nin ve İstanbul'un içinde bulunduğu antidemokratik siyasi atmosferde, parmaklıklar ardındaki liderlerin sesleri dalga dalga meydanlara ulaşmaya devam ediyor. Yaşanan yargı krizleri neticesinde Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, adalet mücadelesini cezaevi duvarlarının ötesine taşımayı sürdürüyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Ataşehir Belediyesi'nin ortaklaşa hayata geçirdiği dev vizyon projelerinin toplu açılış töreninde, İmamoğlu'nun bizzat kaleme alarak gönderdiği resmi mektup kamuoyuna ilan edildi. Alandaki binlerce vatandaşa okunan mektup, sadece yerel yönetim projelerine dair bir tebrik mesajı içermiyor; aynı zamanda Türk siyasetinin hem iktidar hem de ana muhalefet kanadını sarsacak nitelikte ağır siyasi manifestolar barındırıyor.

Hukuki meşruiyeti tartışmalı olan ve parti tabanında mutlak butlan yönetimi olarak adlandırılan parti içi odaklara karşı en sert çıkışını gerçekleştiren İmamoğlu, koltuk sevdası uğruna ilkelerinden sapan siyasi aktörleri topa tuttu. Mektuptaki çarpıcı satırlar, genel merkez koridorlarında şimdiden deprem etkisi yaratırken, halkın iradesine ve sandığa duyulan inancın her türlü despotik gücü yeneceği vurgulandı.

Hanedan devleti kurmak isteyen gafiller cumhuriyeti hedef alıyor

Silivri'deki hücresinden meydanlara seslenen Ekrem İmamoğlu, mektubunun ilk bölümünde ülkeyi yöneten siyasi iktidarın ve onun yardakçılarının devleti getirdiği noktayı amansız bir dille tasvir etti. Siyasi gücü tekelleştirmek isteyen bir avuç insanın, kendi kişisel ve ailesel çıkarları uğruna vatandaşın sandıktaki özgür iradesini gasp ettiğini belirten İBB Başkanı, bu zihniyetin amacının sistemi bir tür hanedan yapısına büründürmek olduğunu savundu. Halkın adalet ve hizmet taleplerini bastırmak adına korku imparatorluğu kurulmaya çalışıldığını ifade eden İmamoğlu, meşruiyetini milletten almayanların hazin sonunu hatırlattı.

Cumhuriyetin kurucu değerlerine ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetine vurgu yapan tutuklu lider, mektubunda şu sarsıcı tespitlere yer verdi:

"Milletin vermediği meşruiyeti yurtdışından alabileceklerini sanan gafillerin hedefi, 'Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir' diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti Türkiye Cumhuriyeti'dir. Yok etmek istedikleri, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' fikridir. Devleti bir avuç insanın çıkarlarına göre yeniden organize etmeye, bir “hanedan devleti” haline getirmeye uğraşıyorlar. Millet, bu “hanedan devletinin” hukuk tanımayan gücünden korksun, her zulmü sineye çeksin istiyorlar."

Günü gelecek o sandık kurulacak ve millet egemenliğini gösterecek

Mevcut otoriter baskıların ve hukuksuz tutuklamaların sonsuza kadar sürmeyeceğini, Türk demokrasi tarihinin bu tür karanlık dönemleri her zaman sandık yoluyla aşmayı bildiğini belirten İmamoğlu, meydanlardaki kalabalığa büyük bir umut aşıladı. Egemenlerin ne devlete ne de millete karşı en ufak bir saygısının kalmadığını dile getiren tecrübeli siyasetçi, adaletin ve halkın değişim arzusunun karşısında hiçbir barikatın duramayacağını ifade etti.

Geleceğe dair beslediği sarsılmaz inancı mektubunda net cümlelerle özetleyen İmamoğlu, "Ama bu böyle gitmeyecek. Günü gelecek, sandık kurulacak ve millet, ülkenin tek hakiminin kendisi olduğunu herkese gösterecek. Milletin iradesinin, adalet duygusunun, değişim arzusunun önünde duramayacaklar" ifadeleriyle, erken seçim ya da olağan kongre süreçlerinde halkın tokat gibi bir yanıt vereceğinin altını çizdi.

İsim vermeden parti içi muhalefete zehir zemberek sözler

Mektubun en çok tartışılan, sosyal medyada ve televizyon ekranlarında flaş haber olarak geçilen kısmı ise İmamoğlu'nun doğrudan ana muhalefet partisi içindeki işbirlikçilere ve mevcut mutlak butlan idaresine yönelik kullandığı ağır ifadeler oldu. Paradan, güçten ve koltuktan başka hiçbir kutsalı kalmamış odakların, iktidarın ekmeğine yağ sürmek adına "sözde muhalif" rolünü oynamaya gönüllü olduklarını belirten İmamoğlu, bu aciz ruhlu kitlenin sadece tarihin kara sayfalarında anılacağını söyledi.

Koltuk sevdalıları ile millet sevdalıları arasında net bir ayrım çizgisi çeken İBB Başkanı, manifestosunu şu sert ve kararlı cümlelerle noktaladı:

Beylikdüzü Belediyesi ve İmamoğlu İnşaat soruşturmasında 27 gözaltı
Beylikdüzü Belediyesi ve İmamoğlu İnşaat soruşturmasında 27 gözaltı
İçeriği Görüntüle

"Paradan, güçten, iktidardan başka değerleri, kutsalları kalmamış bu bir avuç insan ve onlara hizmet etmek için, kendilerine biçilen sözde muhalif rolünü oynamaya teşne, aciz ruhlu bir kısım zevat sadece tarihimizin utanç sayfalarında kendilerine yer bulabilecekler. Devletin ancak adaletle, milletin kayıtsız şartsız egemenliğiyle ayakta kalabileceğini bilenler, bu uğurda bedel ödeyenler kazanacak. Hangi partide olurlarsa olsunlar, tek derdi koltuk olanlar kaybedecek, tek derdi millet olanlar kazanacak. Her şey çok güzel olacak."

Kaynak: haber merkezi