Türkiye'nin üçüncü büyük metropolü olan İzmir'de, son yıllarda etkisini giderek artıran iklim krizi ve bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak karşımıza çıkan kuraklık tehlikesine karşı radikal ve kalıcı önlemler alınmaya devam ediyor. Artan su stresi ve barajlardaki doluluk oranlarının kritik seviyelere inmesi, yerel yönetimleri doğa dostu alternatif çözümler üretmeye hızla itiyor. Bu bağlamda İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin dört bir yanına yayılmış olan kendi hizmet binalarında yağmur suyu hasadı projelerini büyük bir ivmeyle genişletiyor. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı ile Fen İşleri Dairesi Başkanlığı'nın ortaklaşa yürüttüğü titiz mühendislik çalışmaları sonucunda, çatılara ve uygun alanlara kurulan özel depolama sistemleri sayesinde gökten düşen her bir damla özenle değerlendiriliyor. Toplanan bu kıymetli sular, tesislerin genel temizliğinden yeşil alanların ve parkların sulanmasına, hatta teknik bakım onarım faaliyetlerine kadar pek çok farklı sahada kullanılarak, şebeke suyu kullanım oranını ve dışa bağımlılığı ciddi seviyelerde aşağı çekiyor. Şu ana kadar Celal Atik Spor Salonu, Eşrefpaşa Hastanesi, HİM Binası ve Kültürpark Tenis Kortu gibi kilit noktalarda başarıyla hayata geçirilen bu vizyoner çevreci projenin, çok kısa bir zaman dilimi içerisinde otuz iki farklı hizmet binasına daha entegre edilmesi planlanıyor.

Mezarlıkların Suyu Da Yağmurdan Mı Karşılanacak?

Bu devasa çevreci hamlenin en dikkat çeken ve toplumsal yankı uyandıran uygulama alanlarından birini de ebedi istirahatgahlar oluşturuyor. Buca Kaynaklar Mezarlığı'nda başlatılan pilot çalışmalar kapsamında, devasa yer altı ve yer üstü su depolarında biriktirilen yağmur suları; on binlerce metrekarelik alanın genel temizliğinden, peyzaj bitkilerinin bakımına ve hatta gasilhanelerin hijyenik gereksinimlerine kadar çok geniş bir çerçevede fiilen kullanılıyor. Yetkililer, İzmir'in sınırları içerisinde, en ücra köyler de dahil olmak üzere toplamda iki bin beş yüzü aşkın mezarlık parseli bulunduğuna dikkat çekerek, kırsal kesimlerde yer alan kabristanların da en kısa sürede bu entegre sisteme dahil edileceğinin müjdesini veriyor. Kurulan bu modern altyapı sayesinde sadece muazzam boyutta bir su tasarrufu sağlanmakla kalmıyor, aynı zamanda tonlarca içme suyunun boşa harcanmasının önüne geçilerek belediye bütçesine yadsınamaz bir ekonomik katkı sunuluyor.

Eshot Ve Doğal Yaşam Parkı'nda Sistem Nasıl İşliyor?

Günde yüz binlerce yolcu taşıyan toplu ulaşımın kalbi konumundaki ESHOT'un Gediz'deki devasa ağır bakım ve onarım tesislerinde de doğa dostu, sürdürülebilir bir dönüşüm tüm hızıyla yaşanıyor. Şehir içi ulaşımı sağlayan dev otobüs filolarının motor altı yıkama işlemlerinden, atölyelerdeki yağlı parça temizliğine ve hatta tesislere enerji sağlayan yüzlerce güneş panelinin periyodik yıkanmasına kadar pek çok ağır sanayi işleminde artık doğanın kendi sunduğu hasat edilmiş sular devrede. Benzer ve bir o kadar da etkileyici bir diğer uygulama ise, yüz otuz farklı türden bin beş yüzü aşkın yaban hayvanına ev sahipliği yapan İzmir Doğal Yaşam Parkı'nda karşımıza çıkıyor. Hayvan barınaklarının günlük temizliği ve devasa yeşil alanların sulanması, tamamen bu yenilikçi ve sürdürülebilir yöntemle sağlanıyor. Böylelikle, kentin en çok su tüketen devasa tesislerinde şebeke suyu tüketimi minimize ediliyor ve sınırlı tatlı su rezervleri üzerindeki yoğun baskı büyük ölçüde hafifletiliyor.

Uzmanlar Yağmur Suyu Hasadı İçin Ne Diyor?

Akademik çevreler, çevre mühendisleri ve su yönetimi uzmanları da kent genelinde atılan bu adımların hayati bir öneme sahip olduğu konusunda tam bir mutabakat içinde. Şehrin gelecekteki su politikalarına yön veren kurullarda aktif görev alan akademisyenler, Ege Bölgesi'nde son iki yıldır baş gösteren ve tarımdan sanayiye her alanı vuran şiddetli kuraklık sorununa karşı bu tip inovatif yaklaşımların artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu belirtiyor. Özellikle bin metrekarenin üzerindeki geniş çatı alanlarına sahip kamu binalarına yerleştirilen toplama tanklarının, metropolün genel su tüketiminde yüzde ona varan devasa bir su tasarrufu potansiyeli taşıdığı istatistiksel verilerle ifade ediliyor. Bu oran, milyonlarca insanın yaşadığı bir şehir için barajların ömrünü aylar, hatta yıllar boyu uzatabilecek kritik bir eşik anlamına geliyor.

Ülkem Okuyor Derneği’nden, öğrenciye kitap desteği
Ülkem Okuyor Derneği’nden, öğrenciye kitap desteği
İçeriği Görüntüle

Yeni İmara Açılacak Bölgelerde Zorunlu Olacak Mı?

Mevcut kamu binalarındaki ekolojik dönüşüm hız kesmeden devam ederken, gözler şimdiden kentin gelecekteki yapılaşma ve şehirleşme planlarına çevrilmiş durumda. Geniş rekreasyon alanları ve kilometrelerce uzunluktaki parkların sulanmasında elde edilen üstün başarının ardından, uzmanlar daha radikal ve kalıcı bir yasal düzenleme önerisini masaya yatırıyor. İnşaat sektörüne ve yeni yerleşim yerlerine yönelik hazırlanacak imar planlamalarında, yağmur suyu hasadı sistemlerinin yeni yapılacak tüm binalar için kesin bir yasal zorunluluk haline getirilmesi gerektiği yüksek sesle dile getiriliyor. Bu uzun vadeli vizyon doğrultusunda; Zeytinlik Hizmet Binası'ndan Makine İkmal Yerleşkesi'ne, itfaiye merkezlerinden kütüphanelere, sanat merkezlerinden trafik işleri müdürlüklerine kadar kentin tüm kılcal damarlarına yayılan bu ekolojik hareket, İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde geleceğin krizlere karşı dirençli ve kendi kendine yetebilen akıllı şehir modelinin temellerini atıyor.

Kaynak: BÜLTEN