Kurutulmuş domateste ihracat rekoru
Kurutulmuş domateste ihracat rekoru
İçeriği Görüntüle

SEMİ TEKTAŞ/ İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, İzmir ekonomisinin mevcut durumunu, ihracat potansiyelini ve tarım sektörünün geleceğini değerlendirdi. İzmir’in üretim çeşitliliği, girişimcilik kültürü, liman altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla önemli avantajlara sahip olduğunu vurgulayan Kestelli, kentin rekabet gücünün korunması için katma değerli üretim, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini söyledi.

Tarımın İzmir ekonomisindeki stratejik rolüne dikkat çeken Kestelli, iklim değişikliği, kuraklık ve su kaynakları üzerindeki baskının yeni bir üretim anlayışını zorunlu hale getirdiğini belirtti. İzmir’i Türk tarımının başkenti yapma hedefiyle teknoloji, inovasyon ve sürdürülebilirlik odaklı projelere devam ettiklerini ifade etti.

“Pek çok sektörde üretim yapabilen ekonomik yapıya sahibiz”

İzmir'in ihracat performansını değerlendiren Kestelli, İzmir ekonomisinin göstergeleri hakkında ise,

“İzmir, güçlü üretim altyapısı, ihracat kültürü ve sektör çeşitliliği sayesinde ülkemizin dış ticaretinde her zaman önemli bir yere sahip oldu. Zorlu küresel ve ekonomik koşullara rağmen bu dayanıklılığını sürdürmeye devam ediyor. Ancak rekabet gücümüzü koruyabilmek için katma değerli üretimi, dijitalleşmeyi ve yeşil dönüşümü hızlandırmamız gerekiyor.

Kent ekonomimizin en büyük avantajı; üretim çeşitliliği, girişimcilik kültürü ve tarım ile sanayiyi birlikte geliştirebilen yapısıdır. Tarımdan sanayiye, gıdadan makineye, tekstilden yenilenebilir enerji ekipmanlarına kadar pek çok sektörde üretim yapabilen bir ekonomik yapıya sahibiz. Bunun yanında nitelikli insan kaynağı, liman altyapısı ve yenilikçi kurumları da önemli birer güç unsuru. En önemli dezavantaj ise yüksek üretim maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve yatırım ortamındaki belirsizliklerin rekabet gücünü sınırlandırması olarak sıralanabilir. Bunun yanı sıra; iklim değişikliği ve su kaynakları üzerindeki baskı da özellikle tarım kenti olan İzmir için stratejik bir risk oluşturuyor” yorumunda bulundu.

“İzmir’i her alanda Türk tarımının başkenti yapmayı hedefliyoruz”

İzmir'in tarım başkenti olma iddiası hakkında değerlendirmelerde bulunan Kestelli,

“Cumhuriyetimizin ilk yıllarında ülkemizi şahlandıran tarım, yalnızca geçmişimizin değil; geleceğimizin de lokomotifi konumunda. Ülkemizde işsizlikten enflasyona kadar pek çok önemli göstergede tarımın kritik rolü bulunuyor. Verimlilik ve kaliteli üretim alanında tarımın başkenti konumunda olan şehrimizin ülke tarımına katkısı her zaman ayrıcalıklı bir yerde olmuştur.

İzmir’in işlenebilir tarım arazi varlığı yaklaşık 350 bin hektar alan. Ülkemizin toplam işlenebilir arazi varlığından aldığı pay ise yaklaşık yüzde 1,5. Arazi varlığı oransal olarak düşük görünse de İzmir, çok sayıda üründe üretimin en fazla yapıldığı kenttir.

Bizler de İzmir Ticaret Borsası olarak İzmir Tarım Teknoloji Merkezi (İTTM), İTB Eğitim, Kültür ve Sosyal Entegrasyon Vakfı (BORSAV) ve ilimizdeki Oda ve Borsalarla iş birliği halinde hayata geçirmekte olduğumuz tarıma dayalı organize ihtisas sanayi bölgeleri ile kentimizin bu alandaki potansiyeline ve geleceğine önemli yatırımlar yapıyor, İzmir’i her alanda Türk tarımının başkenti yapmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

“Ulaşılabilir ve kusursuz işleyen liman hizmetleri gerekiyor”

Kemalpaşa Lojistik Merkezi, Çandarlı Limanı ve diğer büyük projelerin İzmir ekonomisine sağladığı katkıları değerlendiren Başkan Kestelli,

“İzmir kurulduğu ilk günden bu yana bir liman kenti. Kenti var eden en önemli nedenlerden birisi de İzmir Körfezi’nin doğal bir liman olması. Ülkelerin ticarette bir adım öne çıkmasını, o ülkenin lojistikteki gücü belirliyor. Burada da ulaşılabilir limanlar ve kusursuz işleyen liman hizmetleri gerekiyor. İzmir, üretim gücünü lojistik avantajlarıyla destekleyebildiği ölçüde küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşacaktır. Bu nedenle; Kemalpaşa Lojistik Merkezi, Çandarlı Limanı ve ulaşım altyapısını güçlendirecek diğer stratejik yatırımları son derece önemli buluyoruz. Bu projeler, lojistik maliyetlerini azaltarak ihracatçımızın rekabet gücünü artıracak, tedarik zincirlerini güçlendirecek ve İzmir'in Doğu Akdeniz'in önemli ticaret merkezlerinden biri olma hedefini bir adım daha ileriye taşıyacaktır. Üretim, lojistik ve liman altyapısının birbirini tamamlayan bir anlayışla geliştirilmesi hem bölgemizin hem de ülkemizin ekonomik büyümesine ve dış ticaretine önemli katkılar sağlayacaktır” açıklamasında bulundu.

“Tarımın geleceğinin yalnızca üretimi artırmakla değil”

İzmir Ticaret Borsası'nın üreticiye ve sanayiciye sağladığı katkılar hakkında bilgi veren Başkan Kestelli,

“Tarım ve gıda alanında faaliyet gösteren yaklaşık 1900 faal üyesi olan Borsamızın temel görevini tarım ürünlerinin alıcı ve satıcılarını karşı karşıya getirerek sağlıklı fiyat oluşumunu sağlamak olarak ifade edebiliriz. Ancak 135 yıllık köklü geçmişimizle bunun çok daha ötesine geçen bir sorumluluk üstleniyoruz. İzmir Ticaret Borsası olarak üreticilerimizin ve sanayicilerimizin yalnızca bugününü değil; geleceğini de güçlendirmeyi hedefliyoruz. Üreticimizin ve sanayicimizin değişen dünya koşullarına uyum sağlayabilmesi için lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsacılığı gibi uygulamaları desteklerken, İzmir Tarım Teknoloji Merkezi (İTTM) başta olmak üzere; yürüttüğümüz projelerle dijitalleşmeyi, inovasyonu ve sürdürülebilir üretimi teşvik ediyoruz. Eğitim, Ar-Ge ve ulusal/uluslararası iş birlikleriyle sektörün dönüşümüne katkı sunuyor; tarımsal ürünlerimizin tescillenmesi, markalaşması ve katma değerinin artırılması için de çalışmalar yürütüyoruz. Çünkü tarımın geleceğinin yalnızca üretimi artırmakla değil; bilgi, teknoloji ve sürdürülebilirliği üretimin ayrılmaz bir parçası haline getirmekle mümkün olduğuna inanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“Pamuk, zeytin, üzüm ve incirde kalite kayıpları riski artırıyor”

İklim değişikliğinin tarımsal üretimin üzerindeki etkilerinden bahseden Kestelli,

“İklim değişikliği artık tarımın sadece geleceğini değil, bugününü de şekillendiriyor. Bunun yanı sıra; nüfus artışı, doğal kaynaklardaki azalma ve gıda israfı da tarım üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Kuraklık, su kaynaklarındaki azalma ve aşırı hava olayları, başta pamuk, zeytin, üzüm ve incir olmak üzere İzmir'in stratejik tarım ürünlerinde verim ve kalite kayıpları riskini artırıyor.

Bu nedenle; artık yeni bir tarım modeline geçmek zorundayız. İyi tarım uygulamalarını yaygınlaştırmalı, bilimi ve teknolojiyi üretimle daha güçlü buluşturmalı, doğru ürün planlaması yapmalı ve her damla suyu verimli kullanmalıyız. Su ve karbon ayak izimizi azaltan, doğal kaynakları koruyan ve iklim değişikliğine uyum sağlayan sürdürülebilir üretim anlayışı tarımın geleceği için artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Sadece daha çok üretmeyi düşünmemeli, doğanın tüm dengelerini gözeterek, arıların sayısını, faydalı böceklerin varlığını koruyarak üretmeyi başarabilmeliyiz.

İzmir olarak bu alanda söyleyecek çok sözümüz, yapacak çok işimiz olduğuna inanıyoruz. Tarım kenti kimliğimizin yeni yatırımlar, özellikle de yüksek teknoloji ve markalaşma alanındaki teşviklerle desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: Semi Tektaş