SEMİ TEKTAŞ/İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan, partisinin kentteki hedeflerini ve Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. İzmir’in Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu’nun memleketi olması nedeniyle ayrı bir sorumluluk taşıdığını belirten Doğan, kentte en güçlü sonucu almak için çalıştıklarını söyledi.

Egeli başkana operasyonlu tehdit iddiası!
Egeli başkana operasyonlu tehdit iddiası!
İçeriği Görüntüle

İzmir’de bir önceki seçim sonuçlarının üzerine çıkmayı hedeflediklerini ifade eden Doğan, “Bizim için bir alt sınır var, o da bir önceki seçimde aldığımız sonuç. Ancak üst sınır koymuyoruz. Çünkü bizim amacımız iktidar olmak. Müsavat Dervişoğlu’nun memleketinde, seçim bölgesinde Türkiye’nin en başarılı seçim sonucunu almak gibi bir hedefimiz var” dedi.

Türkiye’de siyasi dengelerin değiştiğini ancak İYİ Parti’nin çizgisini koruduğunu vurgulayan Doğan, vatandaşlardan partiye yönelik artan bir ilgi gördüklerini söyledi. Doğan, “Sokağa çıktığımızda vatandaşın demokrasi ve adalet konusunda kaygılı olduğunu görüyoruz. Bu teveccühün sandıkta da oya dönüşeceğine inanıyorum” diye konuştu.

CHP’deki kurultay sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Ülkü Doğan, “Mutlak butlan kararının kendisi mutlak butlan hükmündedir” ifadelerini kullandı. Kararın hukuk sistemiyle bağdaşmadığını savunan Doğan, siyasi partilerin kendi liderlerini ve geleceklerini kendi iradeleriyle belirlemesi gerektiğini belirterek, “Bizim tarafımız demokrasiden yana” dedi.

“Mutlak butlan bizim için mutlak butlan hükmünde”

CHP’de yaşanan mutlak butlan sürecini değerlendiren Başkan Doğan, “Genel Başkanımız, ilk gün yapmış olduğu basın açıklamasında zaten mutlak butlan kararını mutlak butlan hükmünde kabul etmişti. Hakikaten de verilen kararın hem yargı sürecine hem de mahkeme kararının dayandığı gerekçelere, yasa maddelerine baktığımda, bir hukukçu olarak böyle bir kararın olamayacağını çok net söyleyebilirim. Türk hukuk sistemine uymayan, mevcut yasalar nezdinde de verilemeyecek bir karar verildi. Bunun amacı neydi? Sonuçları nasıl olacak? Zaten hep birlikte görüyor ve yaşıyoruz. Dolayısıyla bizim açımızdan mutlak butlan kararının kendisi mutlak butlan hükmündedir. Bu mutlak butlan kelimesi de ne yazık ki Türk siyasi hayatına girdi. Gerçekten meslek hayatımda çok az kullanmışımdır bunu ama artık tüm halk öğrendi” diye konuştu.

“Biz demokrasiden yanayız”

Doğan, “Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin genel başkanı sıfatına sahip olan kişi, oraya ne seçilerek geldi ne de tabanının ve partililerinin arzusuyla geldi. Oraya bir mahkeme kararıyla, ki şaibeli bir mahkeme kararıyla geldi. Dolayısıyla demokrasiyi savunan bir parti olarak bizim, Cumhuriyet Halk Partisi'nin böyle bir yöntemle genel başkanının değiştirilmesinin yanında olmamız mümkün değil. Burada ne Yeni Parti ne de Özgür Özel'in şahsı üzerinden değil, yorumu bu şekilde yapmak gerekir. Biz demokrasiden yanayız. Demokrasi dediğimiz şey; iktidarın muhalefeti dizayn etmediği, muhalefet partilerinin kendi genel başkanlarını ve kendi yollarını kendilerinin çizdiği, çok sesliliğin ve her siyasi partinin kendi görüşlerini özgürce ifade edebildiği bir ortamı gerektirir. Biz, bu süreci sekteye uğrattığı için demokrasiden yana olduğumuzu da belirtmeliyiz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin geçirdiği süreç, demokratik teamüllere de uygun değildir. Bizim tarafımız demokrasiden yana olduğundan, süreci de takip edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

“Teveccüh sandıkta oya dönüşecek”

CHP ve YENİ Parti’de yaşanan süreçlerin seçmende İYİ Parti’ye bir yönelme sağlar mı? Sorusunu cevaplayan Doğan, “Keşke bütün bunlar yaşanmamış olsa. Keşke İYİ Parti ile ilgili böyle bir ortamın doğmasına ve bunları yaşamamıza gerek kalmasaydı. Ülkemizdeki demokrasinin ne yazık ki günden güne azaldığını da gösteriyor. Çünkü demokrasi, her bir vatandaş için hava ve su kadar gerekli olan bir şeydir. Şans ya da “İYİ Parti’nin önünün açılması” gibi bir bakış açısıyla değerlendirmemiz de mümkün değil. İkinci olarak, ben siyasi hayatıma baktığımda, daha doğrusu kendimi bilip de siyasi bir görüş oluşturduğum günden bu yana hiç değiştirmediğim bir çizgi olduğunu görüyorum. Benim için aynı çizgide, bu ülkenin tek bir lideri, tek bir kurucu önderi var: Mustafa Kemal Atatürk. Kendimi; Atatürkçü çizgiden asla ödün vermeyen, milliyetçi ve vatansever bir insan olarak tarif edebilirim. Hiçbir zaman bu çizgimden ayrılmadım. Genel Başkanımız da siyaset yaptığı çok uzun yıllar boyunca hep aynı çizgideydi. İYİ Parti de kurulduğu günden bu yana hep aynı çizgide oldu. Çok şükür ki, bunu gerçekten hep bir övünç vesilesi olarak söylüyorum; mensup olduğum parti, benim görüşlerimi birebir yansıtan bir parti. Dolayısıyla biz dün ne söylüyorsak bugün de aynısını söylüyoruz, yarın da aynısını söyleyeceğimizden eminim. Bugün gelinen noktada Türkiye'deki dengeler değişti. Biz değişmedik ama Türkiye'deki dengeler değişti. Bu da doğal olarak İYİ Parti'nin kendisini anlatmasını ve vatandaş nezdinde daha büyük bir teveccüh görmesini sağladı. Sokağa çıktığımızda vatandaş ne diyor? İnsanlar, yaşanan her şeyden çok rahatsız. Demokrasi konusunda kaygılılar, adalet noktasında kaygılılar. Cumhuriyet Halk Partisi'ne oy vermiş seçmenler, oy verdikleri insanların bir dönem yan yana gördükleri kişilerin şimdi adeta birbirlerine karşı sert bir mücadele içerisinde olmasından; iktidara karşı değil, birbirlerine karşı kıyasıya bir muhalefet yürütmesinden rahatsızlar. Bu çok can acıtıcı bir şey. Vatandaş da bunu en derinden hissediyor ve biz bunu çok duyuyoruz. “Bugüne kadar verdiğim oylar haram olsun, böyle olacağını bilseydik oy da vermezdik” diyenler var. Ama tabii vatandaş bunu nereden bilebilir? Bize “size oy vereceğiz” diyen vatandaşlar da var. Ancak özellikle, ben bunu daha kıymetli buluyorum, Genel Başkanınız bugün Türkiye'de en sert ve en doğru muhalefeti yapan kişi, en dik duran kişi, hiç fikrini değiştirmeden aynı çizgisini korumayı başaran kişi ve biz bunu çok takdir ediyoruz diyorlar. Ben o takdirin ve o teveccühün sandıkta da oya dönüşeceğinden eminim” şeklinde konuştu.

“Dervişoğlu’nun memleketinde en yüksek oyu alacağız”

Genel seçim hedefleri hakkında konuşan Doğan, “Üst sınır koymuyoruz. Üst sınır koyamayız çünkü bizim amacımız iktidar olmak. Her siyasi parti iktidar olmak için kurulur. Bu, siyasetin çok basit bir aritmetiğidir. Bizim için bir alt sınır var, o da bir önceki seçimde aldığımız sonuç. Genel seçimleri kastediyorum. İzmir’de aldığımız o sonucun üzerinde bir oy almamız elzem. Bu bizim alt çıtamızdır ancak üst sınır koymuyoruz. Kaldı ki bugün Türkiye’de tek İzmirli genel başkana sahip olan iliz. Bu da İzmir’e başka bir sorumluluk yüklüyor. Müsavat Dervişoğlu’nun memleketinde, seçim bölgesinde Türkiye’nin en başarılı seçim sonucunu almak gibi bir hedefimiz var” açıklamasında bulundu.

Terörsüz Türkiye tepkisi

Terörsüz Türkiye sürecini değerlendiren Doğan, “Türkiye’de herhangi bir yasayı çıkartmanın tek yolu, tabii ki Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Ama bu terör meselesinde Türkiye’de işler öyle yürümedi. Ekim ayında Meclis kürsüsünde yapılan bir çağrı ile başlamıştı bu süreç. O gün de en yüksek perdeden cevabı vermiştik. Bölücü başını Meclis’e konuşmaya çağırmışlardı. Biz de “Cesedimizi çiğnemeniz gerekir” diyerek o süreçteki karşı çıkışımızı göstermiştik. Nitekim gelemedi. Gelemezdi zaten. Ama ne oldu? Meclis’i ayağına götürdüler o bölücü başının. Geçtiğimiz süreç içerisinde binlerce şehidimizin kemiklerini sızlatan bir süreç yaşıyoruz. Bu süreçte neler neler denildi? 50 bin kişinin katiline, terör örgütünün bizzat kurucusuna “kurucu önder” dendi mesela bu ülkede. Adını İmralı koyunca sanki bütün suçlar bertaraf oluyor. İmralı’daki caniye bir statü tayin edilmeye çalışıldı ki kendisinin zaten bir statüsü var. Kendisi, Türkiye Cumhuriyeti mahkemeleri tarafından ömür boyu hapis cezasına mahkûm edilmiş bir suçludur. Bunu değiştiren hiçbir şey yok” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: SEMİ TEKTAŞ