İzmir kent merkezinde yıllardır çözüme kavuşturulamayan Basmane Çukuru, son dönemde gündeme gelen niyet protokolüyle birlikte yeniden tartışmaların odağına yerleşti. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ve sözleşme tarafları arasında imzalanan protokol, kent kamuoyunda eleştirilere neden oldu.
Konuya ilişkin düzenlenen basın toplantısında konuşan İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, Basmane Çukuru’nun yalnızca atıl bir alan olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Yılmaz, alanın Kültürpark’la birlikte İzmir’in en önemli kamusal alanlarından biri olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Basmane Çukuru yalnızca atıl bırakılmış bir alan değildir. Bu alan, kentin merkezinde, Kültürpark’a bitişik, tarihsel, sosyal ve kamusal niteliği son derece yüksek bir kent alanıdır. Kültürpark ile mekânsal, tarihsel ve kamusal bir bütünlük içinde olan bu alan, İzmir halkının ortak mülkiyetidir. Son dönemde gündeme gelen protokol ve uygulamalar, kamuoyunda ciddi soru işaretleri yaratmaktadır. Kentin en değerli kamusal alanlarından birine ilişkin süreçlerin, şeffaflıktan uzak, yargı denetimini işlevsiz kılabilecek ve kamu yararını geri plana iten bir anlayışla yürütülmesi kabul edilemez.”

“Yetki, halkın olanı devretme yetkisi değildir”
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin temsil yetkisine de değinen Yılmaz, belediyenin yetkilerinin sınırlarını hatırlattı. Yılmaz, geçmişte yapılan sözleşmelere işaret ederek şunları söyledi:
“İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu kentte yaşayan milyonlarca yurttaşın iradesini ve ortak çıkarlarını temsil etmektedir. Belediyenin sahip olduğu yetki, halkın olanı, keyfi uygulamalarla belirli kişi ya da grupların tasarrufuna bırakacak şekilde kullanılamaz. Bu süreçler, yalnızca bir hukuki ihtilafın değil, İzmir halkına ait bir kamu varlığının tescili anlamına gelmektedir.”
Yılmaz, bilirkişi raporlarına göre düşük bir tazminat karşılığında yüksek değerdeki taşınmazların geri alınmasının mümkün olduğuna dikkat çekti.
“Hukuki süreç halk lehineyken neden ranta açılıyor?”
Niyet protokolüne ilişkin en sert eleştirisini ise sürecin geldiği noktaya yönelten Yılmaz, şu soruyu yöneltti:
“Bu aşamadayken sormak zorundayız: Hukuki süreç İzmir halkı lehine ilerlerken, bugün ne olmaktadır da belediye, arsanın yüzde 70’ini ranta açılmak üzere TMSF’ye devretmeyi kabul etmektedir? İmar düzenlemeleri niyet protokollerinin konusu edilemez. Kamuya ait alanlar, müzakere edilebilir bir meta değil; toplumun ortak geleceğidir. Halkın olan, halka ait kalmalıdır… Basmane Çukuru bir rant alanı değil, İzmir halkının ortak yaşam alanıdır.”

Kültürpark Platformu: “İzin vermeyeceğiz”
Toplantıda söz alan Kültürpark Platformu temsilcisi Yasemin Sağlam da, sürecin kent açısından kabul edilemez olduğunu belirtti. Sağlam, Kültürpark ve Basmane Çukuru için uzun süredir mücadele ettiklerini söyleyerek şu açıklamayı yaptı: Bir şekilde takas ve niyet protokolü gündeme geliyor. Bunlar hiçbir şekilde belediye ve kent yönetimine uymuyor. İzin vermeyeceğiz.”
Sağlam, Çarşamba günü saat 17.30’da Basmane Çukuru’ndan belediye meclisine yürüyüş düzenleyeceklerini de duyurdu.




