Türkiye’nin en aktif fay hatlarından birinin üzerinde yer alan İzmir, afetlere karşı dirençli kent olma yolunda önemli bir virajı daha döndü. Olası bir felaket senaryosunda tahliyesi en zor grupların başında gelen engelli vatandaşlar için harekete geçen İzmir Büyükşehir Belediyesi, Karabağlar ilçesinde nefes kesen bir tatbikata imza attı. Kentin afet hazırlık planlarını sadece kağıt üzerinde bırakmayıp sahada test eden belediye ekipleri, bu kez odağına Yurdoğlu Engelli Hizmet Merkezi’ni aldı. Afet İşleri Dairesi Başkanlığı’nın koordinasyonunda gerçekleşen dev organizasyon; İtfaiye, Sosyal Hizmetler ve Sağlık İşleri gibi kritik birimlerin entegre çalışmasıyla hayata geçirildi.

Siren sesleri Karabağlar’da yankılandı
Hazırlanan senaryo gereği, merkezde şiddetli bir deprem meydana geldiği anonsuyla birlikte alarm durumu ilan edildi. Sarsıntının yarattığı paniğin hemen ardından binada çıkan yangın, durumu daha da karmaşık bir hale getirdi. Dumanların yükseldiği binada mahsur kalan engelli bireylerin ve ailelerinin tahliyesi için zamanla yarış başladı. Merkezin yetkilileri bir yandan bina içerisindeki güvenli alanlara yönlendirme yaparken, diğer yandan 112 Acil Çağrı Merkezi’ne durumu bildirdi. İhbarın düşmesiyle birlikte bölgeye sevk edilen İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekipleri ve Eşrefpaşa Hastanesi’nin sağlık personeli, olay yerine hızla intikal ederek operasyonun düğmesine bastı.
Gerçeği aratmayan sahnelerin yaşandığı tatbikatta, senaryo gereği yaralanan ortopedik engelli Naime Bal ve down sendromlu Mert Boğaziçi’nin kurtarılma anları dikkatle izlendi. Ateş savaşçıları, özel ekipmanlar kullanarak yaralıları alevlerin arasından güvenli bölgeye taşıdı. Operasyonun en duygusal anlarından biri ise merkezde bakımı üstlenilen bir köpeğin de ekipler tarafından kucaklanarak binadan çıkarılması oldu. Bu detay, afet anında "can taşıyan her varlığın" kurtarılma önceliği olduğunu gözler önüne serdi.

Dezavantajlı gruplar için özel strateji
İzmir’de bir ilke imza atılan bu çalışmanın önemine değinen İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanlığı Afete Hazırlık Şube Müdürü Özlem Özant, standart tatbikatların ötesine geçtiklerini vurguladı. Olası bir kaos anında engelli bireylerin durumunun diğer vatandaşlara göre çok daha riskli olduğunu belirten Özant, "Bugün burada çok özel bir grupla sınav verdik. Afetler kapıyı çalmadan önce bu provaları yapmak, acil durumlara hazırlıklı olmanın tek yolu. Ayrıca belediyemizin farklı birimlerinin birbiriyle olan koordinasyonunu güçlendirmek adına da bu sahneler çok değerli. Yaptığımız her tatbikat, bize eksiklerimizi gösteriyor ve bunları gidermek için yol haritası sunuyor" ifadelerini kullandı.

Her engel grubuna ayrı senaryo şart
Sahadaki uygulamaları yakından takip eden Engelli Çalışmaları Şube Müdürü Arzu Ütaş ise tatbikatın öğretici yönüne dikkat çekti. Engelliliğin tek bir tanım üzerinden yürütülemeyeceğini, her grubun ihtiyacının farklı olduğunu belirten Ütaş, "Sahada gördük ki; ortopedik engelliler, görme engelliler, işitme veya zihinsel engelliler için tek tip bir tahliye planı yeterli değil. Hepsi için ayrı ayrı, özelleştirilmiş senaryolara ve müdahale yöntemlerine ihtiyacımız var. Bu tatbikat başarıyla sonuçlandı ancak bizim için en büyük kazanç, geliştirmemiz gereken yönleri net bir şekilde görmek oldu" şeklinde konuştu.

Mimari engeller hayati risk taşıyor
Tatbikatın en önemli paydaşlarından biri olan ortopedik engelli Gülay Çoban, meselenin sadece kurtarma ekiplerinin başarısı olmadığını, binaların mimari yapısının da hayati rol oynadığını hatırlattı. Yaşam alanlarının erişilebilirlik standartlarına uygun olmasının ölümle yaşam arasındaki ince çizgiyi belirlediğini söyleyen Çoban, "Binalar bizlere uygun tasarlanmadığında hayat durma noktasına geliyor. Ancak Karabağlar’daki bu merkez erişime uygun olduğu için tatbikat sırasında dışarı çıkabildik. Bizim talebimiz net; tüm yaşam alanları engelli bireyler düşünülerek inşa edilmeli. O zaman biz de kimseden yardım beklemeden, kendi başımıza güvenli alanlara ulaşabiliriz" diyerek yetkililere seslendi.
Bu kapsamlı çalışma, engelli bireylerin afet anında sadece "kurtarılmayı bekleyen" pasif mağdurlar değil; sürece katılan, bilgiye erişen ve kendi güvenliklerinde söz sahibi olan bireyler olduğu gerçeğini pekiştirdi. Güvenlik risklerinin, yönlendirme eksikliklerinin ve iletişim kazalarının birebir deneyimlendiği tatbikat, İzmir’in afet eylem planında yeni bir sayfa açılmasını sağladı.





