Türkiye genelinde sanal kumar ve yasa dışı bahis bataklığına karşı yürütülen amansız mücadele, güvenlik güçlerinin başarılı operasyonlarıyla her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor. Bu kapsamda, İzmir Menemen Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen ve suç şebekelerinin başvurduğu akılalmaz yöntemleri deşifre eden son soruşturma, organize suç örgütlerinin adeta bir casusluk filmini andıran yapılanmasını ortaya döktü. İzmir polisi bünyesindeki Siber Suçlarla Mücadele ve İstihbarat şubelerinin tam üç ay süren ısrarlı teknik ve fiziki takibi, dudak uçuklatan 2 milyar liralık karanlık bir para trafiğinin merkezini çökertti. Soruşturmanın derinliklerinde ise, örgütün emniyet birimlerinin merceğinden kaçabilmek adına hayata geçirdiği "finans evleri" adı verilen gizli yapılanmalar tespit edildi.
Aile maskesi ardında kurulan karanlık kumar tezgahı
Geçmiş yıllarda operasyon üssü olarak genellikle gözden uzak ve izole lüks villaları tercih eden bahis baronları, emniyetin peş peşe düzenlediği baskınların ardından strateji değiştirmek zorunda kaldı. Siber polis ekiplerinin saptamalarına göre şüpheliler, güvenlik güçlerinin dikkatini dağıtmak ve kalabalık içinde kaybolmak amacıyla insan sirkülasyonunun yoğun olduğu devasa sitelere yöneldi. Site yönetimlerinin ve komşuların şüphelerini ortadan kaldırmak için eşli ve çocuklu profiller oluşturan örgüt üyeleri, kusursuz bir "aile" görünümü çizerek belirledikleri stratejik daireleri kiraladı. Bu evler kiralandıktan hemen sonra ise içerisi sıradan bir yuva değil, devasa bir kumarhanenin dijital altyapısını barındıran operasyon merkezlerine dönüştürüldü. İçeriye gizlice sokulan çok sayıda telefon, tablet ve yüksek işlemcili bilgisayarla donatılan bu daireler, yurt dışı merkezli sunuculardan alınan "adminlik" yetkileriyle anında aktif birer bahis üssü haline getirildi.
Dış dünyadan izole edilen çalışanlarla kesintisiz mesai
Örgüt yöneticilerinin kurduğu bu acımasız sistemin işleyiş biçimi ise duyanları hayrete düşürdü. Bahis çarkının kesintisiz dönmesini sağlamak amacıyla, daha önce birbirini hiç tanımayan ve tamamen farklı yerlerden seçilen örgüt mensupları, büyük bir gizlilik içinde bu hücre evi modelindeki dairelere yerleştirildi. Güvenlik zafiyeti yaratmamak adına evden çıkmaları kesinlikle yasaklanan bu şahısların, temel ihtiyaçlarının bile örgüt tarafından özel olarak karşılandığı ve dairelerin içinde dünyadan tamamen izole bir yaşam sürdükleri tespit edildi. Sıkı bir hiyerarşiye bağlı olarak vardiyalı sistemle bilgisayar başına geçen şüpheliler, günün 24 saati aralıksız bir şekilde sanal kumar sistemini ayakta tuttu. Oyuncular ve alt bayiler arasındaki anlık para akışı ise, güvenlik güçlerinin takibini zorlaştıran popüler mesajlaşma uygulaması Telegram üzerinden örgüt tepe yönetiminin verdiği anlık talimatlarla idare edildi.
Sosyal medyadan kiralanan hesaplarla milyarlık para aklama
Kurulan bu devasa yasa dışı ağın finansal ayağı da siber uzmanların titiz çalışmalarıyla satır satır çözüldü. Şebekenin, para transferlerinde kendi isimlerini kullanmamak için sosyal medya platformları üzerinden vatandaşlara ulaştığı ve komisyon vaadiyle IBAN numaraları kiraladığı ortaya çıktı. Oyuncuların yatırdığı paralar, izin kaybettirilmesi amacıyla saniyeler içinde onlarca farklı kiralık hesaba bölüştürülerek adeta bir finansal labirentten geçirildi. Paranın son durağı ise genellikle anonimliğiyle bilinen kripto cüzdanlar oldu. Türk lirasını dijital varlıklara çeviren çete, bu sayede milyonlarca lirayı sorunsuz bir şekilde yurt dışındaki ana hesaplara aktarmayı hedefledi. Emniyet güçleri, sistemde iz bırakmamak için zaman zaman bazı kuryelerin devreye girdiğini ve paraları banka hesabı sahiplerinden elden nakit olarak tahsil ettiğini de delillendirdi.
Camdan fırlatılan deliller siber polisin elinden kurtulamadı
Aylar süren hazırlığın ardından düğmeye basan emniyet birimleri, "finans evleri" olarak kodlanan bu üç adrese eş zamanlı ve şok baskınlar düzenledi. Kapıların kırılarak içeri girildiği o panik anlarında, suçüstü yakalanacaklarını anlayan bazı şüpheliler içerisindeki kritik verilerin bulunduğu tablet ve akıllı telefonları pencerelerden aşağı fırlatarak delil karartmaya çalıştı. Ancak parçalanan cihazlar bile adaletin tecelli etmesini engelleyemedi. Adli bilişim laboratuvarlarına götürülen hasarlı cihazlardaki silinmiş ve şifrelenmiş veriler, siber polislerin üstün çabasıyla tek tek kurtarılarak soruşturma dosyasına eklendi. "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "kara para aklama" iddialarıyla 17 Şubat tarihinde gerçekleştirilen büyük operasyonda, hakkında gözaltı kararı bulunan 59 şüpheliden 55'i kıskıvrak yakalandı. Adliyeye sevk edilen zanlılardan 49'u tutuklanarak cezaevine gönderilirken, soruşturmanın derinleştirilerek sürdüğü ve firari konumdaki diğer şahısların yakalanması için çemberin daraldığı bildirildi.




