Ege'nin incisi İzmir, yerel yönetim anlayışında yeni bir dönemin kapılarını aralayarak kent estetiğini ve yaşanabilirliğini ortak akılla inşa etme yolunda kritik adımlar atıyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay tarafından kentin çehresini yenilemek ve vizyonunu genişletmek amacıyla başlatılan Güzel İzmir Hareketi, sadece bir altyapı seferberliği olmaktan çıkarak geniş katılımlı bir kent kültürüne dönüşüyor. Bu kapsamda, kentin sembolik yapılarından biri olan tarihi Şato binası, şehrin dinamiklerini bir araya getiren önemli bir fikir platformuna ev sahipliği yaptı. "Kent Konuşur Mu? Kamusal Mekanda Katılımcı Tasarım" başlığı altında organize edilen söyleşi serisinin ikinci buluşması, geniş bir katılımcı yelpazesiyle gerçekleştirildi.

Söyleşinin moderatörlüğünü üstlenen Güzel İzmir Hareketi Koordinatörü Esra Yılmaz Keskin, kentin farklı paydaşlarını aynı masa etrafında buluşturdu. Etkinliğe; İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Hakan Uzun, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Jülide Tutan, Sağlıklı Kentler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Dalya Hazar'ın yanı sıra sivil toplum kuruluşları, gençlik ve kadın meclisleri ile çok sayıda akademisyen katılım gösterdi. Şehrin dokusunu oluşturan kamusal mekan alanlarının nitelikli bir şekilde artırılması için İzmir'in geçmiş deneyimleri ve modern şehircilik yaklaşımları tüm yönleriyle masaya yatırıldı.

Kentsel akupunktur ile noktasal iyileştirme hedefleniyor

Toplantının en çok dikkat çeken bölümlerinden biri, kente müdahale biçimlerinin tartışıldığı anlar oldu. "İzmir’i Birlikte Güzelleştirelim" vizyonuyla hareket ettiklerini vurgulayan Koordinatör Esra Yılmaz Keskin, yerel yönetim olarak katılımcılığı merkeze alan projelerinden bahsetti. Farklı ilçelerde yürütülen konsept tasarımların ve yerinde uygulamaların sürdüğünü belirten Keskin, büyük çaplı projelerin de eş zamanlı olarak hayata geçirildiğini aktardı. Temel önceliklerinin kentsel yaşam kalitesini yukarı taşımak olduğunu ifade eden Keskin, "Aslında yaptığımız şey kentsel akupunktur; küçük ölçekli alanlarda yaptığımız kentsel müdahalelerle noktasal iyileştirme sağlıyoruz" diyerek uyguladıkları stratejinin altını çizdi.

Ramazan sofralarında sinsi tehlike
Ramazan sofralarında sinsi tehlike
İçeriği Görüntüle

Gençlerden gelen olumlu geri dönüşlerin projeye ivme kazandırdığını belirten koordinatör, "Güvenli okul çevreleri" teması altında gerçekleştirilen çalışmaların önemine değindi. Atölye çalışmalarının tasarım öğrencilerine açık tutulduğunu ve "Mahalleni tasarla" gibi yenilikçi programlarla halkın karar alma mekanizmalarına doğrudan dahil edildiğini belirtti. Web sitesi üzerinden yapılan halk oylamalarıyla tasarım süreçlerinin demokratikleştirildiğini ifade eden Keskin, sadece masa başında proje üretmediklerini, uygulamanın son aşamasına kadar sahada denetimleri sürdürdüklerini kaydetti.

Yetki çatışmasından uzak bir iş birliği zemini

Kentin planlanmasında geçmişten günümüze yaşanan katılım süreçlerinin analiz edildiği bölümde söz alan Şehir Plancısı Doç. Dr. Semahat Özdemir, İzmir'in bu alandaki deneyimlerini masaya yatırdı. Katılımcı demokrasinin yerel yönetimlerdeki karşılığının altını çizen Özdemir, halkın sürece dahil edilebilmesi için güven unsurunun kritik bir rol oynadığını belirtti. "Birilerine birlikte bir şey yapalım, fikrinizi söyleyin diyorsanız herhangi bir düzlemde iyileştirme ve çözüm vaat etmeniz lazım. Bu olmazsa güven ortadan kalkıyor" ifadelerini kullanan akademisyen, kurumlar arası ilişkilerin de bu süreçte belirleyici olduğunu aktardı. Özdemir, yerel yönetimler ve diğer aktörler arasında yetki çatışmasına girmeden, şeffaf ve sağlıklı bir iş birliği ortamının yaratılmasının katılımcı tasarım hedeflerine ulaşmada en önemli adım olduğunu vurguladı.

Katılımın temel taşı süreç tasarımıdır

Modern şehircilik anlayışında mekânın fiziksel sınırlarının ötesine geçilmesi gerektiğini savunan Şehir Plancısı Ali Faruk Göksu ise dinamiklerin nasıl yönetilmesi gerektiğine dair çarpıcı tespitlerde bulundu. Empati kavramının tasarım süreçlerindeki önemine işaret eden Göksu, tasarımın bireysel bir eylemden ziyade kolektif bir zihin ürünü olması gerektiğini dile getirdi. Katılımcılığın sadece fikir beyan etmekten ibaret olmadığını, vatandaşın bizzat üretim sürecinin bir parçası haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Göksu, "Tasarım bir yetenek değil, katılımcı ortam meselesidir. Bu ortamı tasarlarsanız çok farklı işler çıkar" diyerek, kentsel projelerde asıl odaklanılması gereken noktanın mekanın kendisinden ziyade, o mekanı var edecek olan "süreç tasarımı" olduğunu ifade etti.

İlk buluşmanın odak noktası keyifli sosyal mekanlardı

İzmir'de nitelikli ve sürdürülebilir yaşam alanlarının kente kazandırılması amacıyla projelendirilen bu vizyoner etkinlikler serisinin geçmişi, geçtiğimiz yılın son aylarına dayanıyor. Serinin ilk buluşması, 2025 yılının kasım ayında "Keyifli Sosyal Mekânlar" temasıyla gerçekleştirilmişti. Kentteki sosyo-kültürel mekanların dünü, bugünü ve yarını üzerine derinlemesine analizlerin yapıldığı o ilk toplantıda, İzmir'in zengin tarihi dokusu ve sosyal etkileşim alanlarının gelecekteki potansiyeli uzman isimler tarafından değerlendirilmişti. Şehrin kendine has yaşam kültürünün mimari zenginlikle nasıl harmanlanabileceği tartışılmış, kentin sosyal mekanlarının geçirdiği tarihsel dönüşüm mercek altına alınmıştı. Şato'da devam eden bu söyleşiler dizisi, Güzel İzmir Hareketi kapsamında kentin fiziksel ve sosyal çehresini ortak bir dille yeniden yazmayı hedefliyor.

Kaynak: BÜLTEN