KAZİM BOZKURT/Türkiye’nin batı yakasında, kuraklığın en sert yüzünü gösterdiği İzmir, tarihinin en zorlu su sınavlarından birini veriyor. Mevsim normallerinin altında seyreden yağış rejimi ve artan buharlaşma etkisi, kentin su ihtiyacını karşılayan havzaları adeta çölleştirdi. Geçtiğimiz hafta etkili olan yağışlar, İzmirli vatandaşların yüreğine bir nebze olsun su serpmiş, barajlarda yaşam belirtisi görülmüştü. Özellikle kentin en önemli su kaynağı konumundaki Tahtalı Barajı, dip seviyesi olan yüzde 0,1'den yüzde 1,04 seviyesine tırmanarak, Ağustos ayından bu yana süregelen düşüş grafiğini bir anlığına tersine çevirmişti. Ancak İZSU verilerine yansıyan 16 Ocak 2026 tarihli son tablo, bu sevincin ne yazık ki "saman alevi" gibi sönüp gittiğini kanıtladı. Barajlardaki su seviyeleri, istikrarlı bir yükseliş yerine yeniden ibreyi aşağıya çevirdi.

Barajlardaki o küçük kıpırdanma yerini endişeye bıraktı
İzmir’in su ihtiyacının büyük bir bölümünü sırtlayan Tahtalı Barajı’ndaki durum, tehlike çanlarının ne denli şiddetli çaldığını özetliyor. Yağışlarla birlikte yüzde 1’in üzerine çıkan aktif doluluk oranı, son ölçümlerde gerileyerek yüzde 0,94 seviyesine düştü. Barajdaki toplam su hacmi 22 milyon metreküp civarında ölçülse de, şebekeye verilebilecek kullanılabilir su hacmi sadece 2 milyon 700 bin metreküp dolaylarında kaldı. Bir önceki yılın aynı döneminde bu oranın yüzde 14,5 seviyelerinde ve kullanılabilir suyun 41 milyon metreküp olduğu düşünüldüğünde, aradaki devasa kayıp kentin karşı karşıya olduğu felaketi net bir şekilde ortaya koyuyor. Yetkililer, bu düşüş eğiliminin devam etmesi halinde, mevcut suyun arıtılarak şebekeye verilmesinin teknik olarak imkansız hale gelebileceği "ölü hacim" noktasına yaklaşılmasından endişe ediyor.

Rakamlar alarm veriyor: İki kritik barajda ibre sıfırı gösterdi
Tablo sadece Tahtalı ile sınırlı değil; kentin diğer su kaynakları da adeta can çekişiyor. Verilere göre Gördes Barajı ve Balçova Barajı'nda aktif doluluk oranı tam anlamıyla sıfır noktasına inmiş durumda. Gördes Barajı'nda kullanılabilir su hacmi "yok" seviyesinde ölçülürken, Balçova Barajı'nda ise kullanılabilir su miktarı "0" olarak kayıtlara geçti. Geçen yıl bu dönemde Balçova Barajı yüzde 25 doluluk oranıyla kente hizmet verirken, bugün tamamen kurumuş bir havzaya dönüşmesi iklim krizinin yerel ölçekteki yıkıcılığını belgeliyor. Benzer şekilde Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı da geçen yıl yüzde 21,80 olan doluluk oranını koruyamayarak yüzde 5,60 seviyesine kadar geriledi. Bölgenin nispeten en iyi durumda görünen su kaynağı Güzelhisar Barajı dahi, geçen yılki yüzde 70'lik seviyesinden yüzde 41,75'e düşerek büyük kan kaybı yaşadı.

Su kesintileri sürecek
Ağustos ayından bu yana uygulanan ve İzmirlilerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen su kesintileri, barajlardaki bu olumsuz tablo nedeniyle kaçınılmaz bir zorunluluk olarak devam ediyor. Şehir genelinde su tüketimini kontrol altına almak ve eldeki kısıtlı rezervi en verimli şekilde kullanmak amacıyla başlatılan uygulama kapsamında, sular her gece saat 23.00 ile 05.00 arasında kesiliyor. Vatandaşlar, temel ihtiyaçlarını karşılamak için yaşam rutinlerini bu saatlere göre ayarlamak zorunda kalırken, barajlardan beklenen "hayat suyu" gelmedikçe kısıtlamaların gevşetilmesi bir yana, daha da sıkılaştırılması gündeme gelebilir. Uzmanlar, önümüzdeki haftalarda beklenen yağışların havzaları dolduracak nitelikte olmaması durumunda, İzmir’i çok daha zorlu bir yaz mevsiminin beklediği konusunda hemfikir. Şimdilik gözler gökyüzünde, umutlar ise gelecek bir damla yağmurda.





