Kara kışın kapıya dayandığı ve termometrelerin eksileri zorladığı günlerde, İzmir’de sokakta kalanlar için umut ışığı sönmüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, sosyal devlet anlayışının en somut örneklerinden birini sergileyerek, evsiz yurttaşlara Müyesser Turfan Geçici Erkek Barınma Merkezi’nin kapılarını sonuna kadar açıyor. Özellikle gece saatlerinde hayati risk oluşturan soğuk hava koşullarına karşı 24 saat kesintisiz hizmet veren bu merkez, çaresizliğin içinde bir güven limanı olarak yükseliyor. Sadece başını sokacak bir çatı arayanların değil, karnını doyurmak, temizlenmek ve en önemlisi "insan yerine konmak" isteyenlerin adresi olan tesiste, hayat hikayeleri yeniden yazılıyor. Merkez, 18 ile 60 yaş arasındaki, hiçbir geliri olmayan ve en temel insani ihtiyaçlarını bile karşılayamayan erkek yurttaşlara kucak açıyor.

65 kişilik kapasite yetmiyor oteller devreye giriyor
Müyesser Turfan Geçici Erkek Barınma Merkezi, standart olarak 65 kişilik bir yatak kapasitesine sahip. Ancak ekonomik krizin derinleşmesi ve artan yoksulluk, bu kapasitenin hızla dolmasına neden oluyor. Belediye yetkilileri, merkezin dolduğu durumlarda kimseyi soğukta bırakmamak adına otel konaklaması formülünü devreye sokuyor. Tesise gelen her birey, öncelikle detaylı bir sağlık taramasından geçiriliyor. Acil tıbbi müdahale gerektiren durumlar için belediyenin Eşrefpaşa Hastanesi seferber ediliyor. Buradaki amaç sadece barınma sağlamak değil; bireylerin toplumdan tamamen kopmasını engellemek ve onlara kalıcı bir çözüm bulunana kadar nefes aldırmak. Yaşı ve fiziksel durumu uygun olanlar huzurevlerine veya bakım merkezlerine yönlendirilirken, çalışabilecek durumda olanlar ise İŞKUR gibi kurumlar aracılığıyla yeniden istihdama kazandırılmaya çalışılıyor.

Türkiye’de bir ilk ama ihtiyaç çok daha fazla
Merkezin Sorumlusu Tufan Fırat Göksel, yürüttükleri hizmetin önemine dikkat çekerken acı bir tabloyu da gözler önüne seriyor. Göksel, Müyesser Turfan’ın Türkiye’nin ilk ve tek erkek barınma merkezi olduğunu vurguluyor, ancak artan talep karşısında bu tür merkezlerin sayısının artması gerektiğini belirtiyor. Birçok belediyenin İzmir’deki bu modeli örnek alarak benzer çalışmalar yapmayı planladığını söyleyen Göksel, "Keşke bu merkezlere hiç ihtiyaç olmasa ama gerçekler çok farklı" diyor.

Gizli evsizler kronikleşiyor yoksulluk derinleşiyor
Sahadaki gözlemlerini paylaşan Tufan Fırat Göksel, son dört yılda yoksulluğun ve sosyal adaletsizliğin ne denli derinleştiğini vurguluyor. Göksel, "Eskiden geçici olarak barınma sorunu yaşayanlar vardı, şimdi ise 'gizli evsiz' dediğimiz grubun hızla kronik evsizliğe dönüştüğünü görüyoruz. Bir insan bir kez sokağa düştüğünde, onu oradan çekip almak ve yeniden topluma kazandırmak hem çok zorlu hem de maliyetli bir süreç" ifadelerini kullanıyor. Ülke genelinde koruyucu ve önleyici sosyal hizmetlerin yetersizliğine değinen Göksel, merkezin sadece soğuktan koruma işlevi görmediğini, aynı zamanda kanser hastalarından kronik rahatsızlığı olanlara kadar çok geniş bir yelpazede bakım hizmeti verdiklerini belirtiyor. Dördüncü evre kanser hastalarının bile kapılarını çaldığını anlatan Göksel, "Bu vakaların yeri aslında burası değil ama çaresizlik insanları buraya getiriyor" diyerek yaşanan dramın boyutunu özetliyor.

İhbarlar can kurtarıyor ama rıza şart
Sokakta yaşayan vatandaşlara ulaşmak için kurulan ihbar hattı, adeta bir "hayat kurtarma" hattı gibi çalışıyor. Vatandaşlardan gelen telefonlara anında yanıt veren ekipler, belirtilen adrese giderek evsiz yurttaşlara ulaşıyor. Ancak Göksel, bu noktada yasal bir zorunluluğa dikkat çekiyor: "Biz kimseyi zorla merkeze getiremeyiz. Kişinin rızası olmadan işlem yapmamız mümkün değil. Bazen insanlar bulundukları yerden, alıştıkları ortamdan kopmak istemiyor. Bizim görevimiz onlarla bir güven ilişkisi kurmak ve ikna etmek." Merkezde sunulan sıcak yemek, temiz kıyafet, banyo ve psiko-sosyal destek imkanları, çoğu zaman bu ikna sürecini kolaylaştırıyor.

Çaresizliğin kapısı nasıl çalınıyor?
Müyesser Turfan Geçici Barınma Merkezi, 18-60 yaş aralığındaki erkek yurttaşlara hizmet veriyor. Merkeze ulaşmak ve yardım talebinde bulunmak isteyenler için 0232 293 63 18 numaralı telefon 7 gün 24 saat açık tutuluyor. Başvuru yapan kişilerin sosyo-ekonomik durumları, fiziksel sağlıkları ve içinde bulundukları kriz hali uzman ekipler tarafından titizlikle değerlendiriliyor. 60 yaş üzerindeki, kendi bakımını yapamayacak durumda olan veya zihinsel engeli bulunan bireyler için ise süreç farklı işliyor. Bu durumlarda Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün 183 ve 112 numaralı hatları üzerinden acil koruma prosedürleri başlatılıyor.
Amaç sadece yaşatmak değil onurlu bir yaşam sunmak
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu hizmetteki temel felsefesi, "yaşam hakkını korumak" üzerine kurulu. Soğuk havanın yarattığı fiziksel tahribatın yanında, sokakta yaşamanın getirdiği ruhsal çöküntüyle de mücadele ediliyor. Merkezde uygulanan bütüncül yaklaşım sayesinde, bireylerin kimlik çıkarma işlemlerinden sosyal güvenceye kavuşmalarına, bağımlılık tedavisi görmelerinden kalıcı bir iş bulmalarına kadar her aşamada destek sağlanıyor. Sunulan hizmet, bir lütuf değil, denkleştirici adalet ilkesi gereği bir hak olarak görülüyor. İzmir, soğuk kış gecelerinde kimsesizlerin kimsesi olmaya, onları yeniden hayata bağlamaya kararlılıkla devam ediyor.




