Kuraklık endişesiyle geçen uzun yılların ardından, 2026 yılı İzmir için adeta bir su bayramına dönüştü. Ocak ayından bu yana kenti etkisi altına alan istikrarlı yağışlar, yeraltı sularını beslemekle kalmadı, aynı zamanda kentin hayati su rezervuarlarını da hızla doldurdu. Konuya ilişkin oldukça çarpıcı ve umut verici istatistikleri kamuoyu ile paylaşan TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, doğanın kendi dengesi içinde sunduğu bu bereketi ve suyun kente kazandırdıklarını detaylı bir şekilde değerlendirdi.

Yeni haftada İzmir’e yaz havası: Sıcaklık 28 dereceye tırmanıyor
Yeni haftada İzmir’e yaz havası: Sıcaklık 28 dereceye tırmanıyor
İçeriği Görüntüle

Tahtalı Barajı'nda 30 Yıldır Görülmeyen Yükseliş

Yağışların barajlara olan doğrudan etkisini Tahtalı Barajı üzerinden örneklendiren Prof. Dr. Doğan Yaşar, bu yılki tablonun daha önceki hiçbir yıla benzemediğinin altını çizdi. 1996 yılında hizmete giren ve o tarihten bu yana kentin su yükünü çeken Tahtalı Barajı'nın tarihinde ilk kez bu kadar uzun süre, aralıksız bir şekilde su topladığını belirten Yaşar, süreci şu sözlerle anlattı:

"1 Ocak'tan bu yana su seviyesi istisnasız her gün yükseliyor. 30 yıllık geçmişinde böyle kesintisiz bir artış grafiği hiç kaydedilmemişti. Ocak ayının son haftasına kadar seviye yalnızca yüzde 1 oranında artabildi çünkü toprak o kadar kurak ve suya açtı ki, düşen her damlayı adeta bir sünger gibi çekti. Ancak toprak doygunluğa ulaştıktan sonra barajdaki günlük artış oranları yüzde 1 ile 4 arasına fırlayarak kendi rekorunu kırdı."

Mevcut tabloya göre Tahtalı Barajı'nda aktif doluluk oranı yüzde 54,37 seviyelerine kadar ulaştı. Sadece Tahtalı'da değil, kentin diğer önemli su kaynaklarında da yüzleri güldüren rakamlar okunuyor. Açıklanan resmi verilere göre Balçova Barajı yüzde 97,6 ile neredeyse tam kapasiteye ulaşırken, Ürkmez Barajı yüzde 97,96, Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı ise yüzde 78,48 doluluk oranlarıyla yaza oldukça güçlü bir giriş yapıyor.

Süper El Nino Etkisiyle Son 80 Yılın En Yağışlı Yılı Bekleniyor

İklim döngülerinin rastgele ilerlemediğini ve doğanın her zaman kendi içinde bir dengeleme mekanizmasına sahip olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Yaşar, uzun vadeli iklim tahminleriyle ilgili de oldukça iddialı konuştu. Geçmiş yıllardaki verilerle mevcut durumu kıyaslayan uzman isim, kurak dönemlerin ardından her zaman bol yağışlı dönemlerin geldiğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Yaşar, "Tıpkı 2008'deki 60 yılın en kurak döneminin ardından 2009'da son 60 yılın en yağışlı yılını yaşamamız gibi, bu yıl da benzer bir döngünün içindeyiz. Ancak asıl etkiyi temmuz ayından sonra hissedeceğiz. Dünyayı etkisi altına alacak olan Süper El Nino hava olayı kapıda. Bu, sadece kavurucu sıcaklar değil, aynı zamanda çok şiddetli ve bol yağış anlamına da geliyor. Tüm bu verileri üst üste koyduğumuzda, 2026 yılının son 80 yılın en yağışlı yılı olarak kayıtlara geçme ihtimali son derece yüksek görünüyor" ifadelerini kullandı.

İki Yıllık Su Garanti Ancak Çözüm Doğru Yönetimde

İzmir'in su rezervlerindeki sevindirici gelişmelerin bir diğer önemli ayağını ise yıllardır sızıntı problemiyle gündemden düşmeyen Gördes Barajı oluşturuyor. Tahtalı Barajı'ndan kapasite olarak yüzde 50 daha büyük olan ancak tabanındaki delik nedeniyle su seviyesi bir türlü yüzde 10'u geçemeyen Gördes'te gerçekleştirilen onarım çalışmaları meyvelerini vermeye başladı. Deliğin tamir edilmesinin ardından Gördes'te su seviyesi hızla tırmanarak yüzde 40'ların üzerine çıktı. Uzmanlara göre şu an yalnızca Tahtalı ve Gördes barajlarında biriken toplam su miktarı, İzmir'in önümüzdeki iki yıllık tüm ihtiyacını tek başına karşılayacak hacme ulaşmış durumda.

Ancak Prof. Dr. Yaşar, bu rekor doluluk oranlarına güvenerek rehavete kapılınmaması gerektiği konusunda çok net bir uyarıda bulunuyor. Sorunun hiçbir zaman gökten düşen yağmur miktarında olmadığını savunan Yaşar, temel meselenin "su yönetimi" olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:

"Türkiye'de aslında bir su kıtlığı sorunu yok, ciddi bir su yönetimi zafiyeti var. Yağan az ama öz suyu doğru kullanmayı öğrenmek zorundayız. Çiğli'deki dev arıtma tesisinden elde edilen suyun bir an önce tarımsal sulamaya kazandırılması şart. Eğer İZSU ve DSİ iş birliğiyle arıtılmış suyu tarlalara verirsek, tarım için yer altından bilinçsizce çektiğimiz o kıymetli suyu gelecek nesiller için bir rezerv olarak toprak altında tutmayı başarırız. Doğru yönetim stratejileriyle İzmir'in su sorununu tamamen tarihin tozlu raflarına kaldırmak kendi elimizde."

Kaynak: haber merkezi