Türkiye’nin en kalabalık üçüncü şehri olan İzmir, ulaşım alternatiflerini genişletme tartışmalarının merkezine oturdu. Özellikle metropollerde trafik yükünü hafifletmeyi ve ulaşım maliyetlerini paylaşmayı hedefleyen sistemlerin entegrasyonu konusundaki ısrar sürüyor. Bu kapsamda, paylaşımlı yolculuk uygulaması Martı TAG, İzmir’deki varlığını yasal bir zemine oturtmak ve yerel yönetimden onay alabilmek adına başlattığı geniş çaplı imza kampanyasını nihayete erdirdi. Sistemin kurucusu Oğuz Alper Öktem, beraberindeki kalabalık bir heyetle birlikte İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yolunu tuttu. Kültürpark Basmane Kapısı önünde gerçekleşen buluşma, sadece bir dilekçe tesliminden öte, kentteki ulaşım dinamiklerini değiştirmeye yönelik kararlı bir gövde gösterisine dönüştü.
Vatandaşın sesi belediye koridorlarında yankılandı
Kampanya süresince toplanan tam 48 bin ıslak imzalı dilekçe, İzmir’in ulaşım geleceğinde söz sahibi olmak isteyen binlerce vatandaşın iradesini temsil ediyor. Öktem ve ekibi, kutular dolusu dilekçeyi İzmir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) yetkililerine teslim etti. Bu teslimatın zamanlaması ise oldukça manidar; zira UKOME’nin yapacağı kritik toplantı öncesinde gerçekleştirilen bu hamle, bürokratik karar mekanizmaları üzerinde kamuoyu baskısı oluşturmayı amaçlıyor. Teslim töreni sırasında yapılan açıklamalarda, İzmir halkının yenilikçi ulaşım çözümlerine ne denli açık olduğu ve mevcut sistemin alternatiflerle desteklenmesi gerektiği vurgulandı.
Milyonluk kitle yasal güvence bekliyor
Dilekçelerin teslim edilmesinin ardından kameraların karşısına geçen Martı TAG Kurucusu Oğuz Alper Öktem, verdikleri mücadelenin sadece ticari bir girişim değil, aynı zamanda bir hak arayışı olduğunu savundu. İzmir’deki operasyonel büyüklüklerine dikkat çeken Öktem, rakamlarla konuşarak durumun ciddiyetini gözler önüne serdi. Kent genelinde sisteme kayıtlı 1 milyon yolcu ve 36 bin sürücü bulunduğunu belirten Öktem, bu devasa kitlenin taleplerinin bürokrasi tarafından sümen altı edilemeyeceğini ifade etti. Paylaşımlı yolculuk sisteminin modern şehirlerin olmazsa olmazı haline geldiğini savunan Öktem, yasal düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini, aksi takdirde hem sürücülerin hem de yolcuların mağduriyet yaşayabileceğini dile getirdi.
Mücadele sahada ve masada sürecek
Öktem’in açıklamalarındaki ton, sürecin sadece dilekçe teslimiyle sınırlı kalmayacağını, gerekirse daha farklı platformlarda da hak arayışının süreceğini gösterdi. "Mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz" diyen Öktem, paylaşımlı yolculuk sisteminin yasal statüye kavuşması için Ankara ve yerel yönetimler nezdindeki temaslarına hız kesmeden devam edeceklerinin sinyalini verdi. İzmir’in ulaşım alışkanlıklarında köklü bir değişikliğe yol açması beklenen bu sistemin, taksici esnafı ve diğer ulaşım paydaşlarıyla nasıl bir denge kuracağı ise merak konusu. Ancak 48 bin İzmirlinin somut talebi, belediye yönetiminin masasında artık görmezden gelinemeyecek kadar ağır bir dosya olarak duruyor. Önümüzdeki günlerde UKOME’den çıkacak kararlar, İzmir trafiğinin ve ulaşım kültürünün geleceğini şekillendirecek.




