CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Sarıyer Demirciköy’de küçük aile tipi hayvancılık işletmelerini ziyaret etti. Yaklaşık 900 kiloya ulaşan büyükbaş hayvanların bulunduğu işletmede üreticilerle bir araya gelen Gürer, hem artan maliyetleri hem de kadın emeğinin tarımdaki yerini değerlendirdi.


Hayvancılığın yalnızca erkek emeğiyle sürdürülen bir alan olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Gürer, kadınların üretimin görünmeyen yükünü taşıdığını belirtti. Gürer, “Bu hayvanlara bakan, emek veren her ne kadar evin erkekleri olsa da kadınlarının bu işte önemi büyük. Kadın olmazsa tarım olmaz. Çünkü onlar hem üretimin içinde hem de onu üretenlerin dertlerinin ortağı, sorunlarının çözümcüsü” dedi. Ayrıca tüm annelerin Anneler Günü’nü kutladı.


“13 yaşından beri hayvanlara bakıyorum”


Yıllardır hayvancılıkla uğraşan Kezban Korkmaz ise çocuk yaşlardan beri bu işin içinde olduğunu anlattı. Korkmaz, “13 yaşından beri hayvanlara bakıyorum. Babamın evinde de vardı 30-40 tane hayvan. Şimdi 63 yaşındayım. Demek ki bu hayvanlarla büyüdüm sayılır, aşır neşir oldum” diye konuştu.
Hayvancılığın zor bir uğraş olduğunu vurgulayan Korkmaz, emek yoğun bir yaşam sürdüklerini belirterek şunları söyledi: “Sabah hayvanın altı alınacak, gübresi var, yemi var, sağması var, temizlik var. Bunları her gün tekrarlıyoruz. Ahır yerleri villalarla iç içe kaldı. Yer gösterilse modern bir ahırımız olsa daha çok verim alırız.” Korkmaz, yaşadıkları bölgedeki yapılaşmanın üretimi zorlaştırdığını ifade ederek devletin üreticiler için uygun alanlar oluşturması gerektiğini söyledi.


“Mutluyuz, hoşumuza gidiyor ama bir yere sahip olup villalar arasından ahırımızı daha uygun bir yere gösterseler oraya taşımak isteriz. Ormana yakın bir yer gösterilse kenarda olsa daha iyi olur. Burada biz varken buradaki villalar yoktu. Bugün insanlar ahırın varlığından rahatsız oluyor, biz de rahatsız oluyoruz. Hayvan gübresi kokusu rahatsız ediyor. Büyükşehir yasası köyleri kırsal mahalleye dönüştürdü. Bu kere lüks konutlarla ahırlar iç içe kaldı. Devlet bize yer belirlesin, göstersin orada hayvancılığa devam edelim.”


“Yem süte yetişmiyor”


Artan maliyetlerin üreticiyi zorladığını söyleyen Gürer, yem fiyatları ile süt gelirleri arasındaki dengesizliğe dikkat çekti. “Yem süte yetişemiyor. Yem fiyatı artıyor ama süt fiyatı aynı oranda artmıyor. Bu yüzden gelir-gider dengesi bozuluyor” diyen Gürer, ithal et politikalarını da eleştirerek şu ifadeleri kullandı:
“İthal eti ben sevmiyorum. Tadı yok. Damak tadı vermiyor. Yerli üretim et olmalı. Et yediğini tüketen hissetmeli. Ağzınıza bir tat bırakmalı. İthal ette o tadı bulamıyorum. Yerli üretici desteklenmeli, yerli besi olmalı.” Kezban Korkmaz ise üreticilere verilen desteklerin artırılması gerektiğini belirterek, “Destekler artırılsın, daha hijyenik ve uygun şartlarda ahırlarımızın olması sağlansın” çağrısında bulundu.
“Yeni nesil yapar mı bilmiyorum”


Hayvancılığın gelecek kuşaklar açısından sürdürülebilir olup olmadığına dair kaygılarını da dile getiren Korkmaz, “Üç tane torunum var. Bir kızım bir oğlum var, onlar da yapar mı bilmiyorum ama biz atadan ne gördüysek onu yapıyoruz” dedi.


“Yerli ırkı yok ettik”


Türkiye’de yerli hayvan ırklarının giderek azaldığını ifade eden Gürer, geçmişte meraya dayalı üretimin yaygın olduğunu söyledi. “Anadolu’da sabah ezanından sonra sığırlar toplanır meraya giderdi. Sarı kız, boz inek, kırmızı kara büyükbaş hayvanlarımızın tanımı idi. Onlar sayıca çok az kaldı, bir yerde yok ettik. Hoştayn, Simental, Angus gibi ithal hayvanlar geldi. Ama bu hayvanların beslenme şartları farklı olduğu için giderler arttı. Yerli ırkı geliştirmemiz gerekiyordu” diye konuştu.
Korkmaz ise ithal hayvanların etinin lezzet açısından farklı olduğunu belirterek, “Aynı tadı vermiyor, yerli hayvan etinin kokusu bile farklı” dedi.

Whatsapp Image 2026 05 10 At 09.47.26

Dervişoğlu İzmir’den seslendi: Erken seçime ihtiyaç var ama çoğunluk yok
Dervişoğlu İzmir’den seslendi: Erken seçime ihtiyaç var ama çoğunluk yok
İçeriği Görüntüle


“Hayvancılık 24 saat süren bir iş”


Hayvancılığın ağır bir emek gerektirdiğini belirten Gürer, özellikle kadınların üretimde büyük yük taşıdığını söyledi.


“Eskiden çoban tutulurdu, şimdi maliyet arttığı için herkes her işi kendi yapmak zorunda kalıyor. Bu durum özellikle kadınlara büyük yük getiriyor. Hayvancılık 24 saat süren bir iş. Tatili yok, gecesi yok. Her an takip ve ilgi gerekir. Hayvan refahı sağlanmadan et ve süt verimi de düşer” ifadelerini kullandı.
Gürer, üreticilerin desteklenmesi gerektiğini belirterek, “Bu işi yapanlar fedakâr insanlar, elleri öpülesi insanlar. Sorunları çözülmeli, ahır giderleri düşürülmesi için kamu desteklenmeli” dedi.

Ziyaretin sonunda değerlendirmelerde bulunan Gürer, üretimin sürdürülebilmesi için üreticinin desteklenmesi gerektiğini vurguladı. “Gıda olmadan yaşam olmaz. Yaşamı sağlayan, üretimi ayakta tutan bu fedakâr insanlar ülkenin geleceğidir. Kadın emeği, aile emeği ve üretici emeği desteklenmeden hayvancılık sürdürülemez” diye konuşan Gürer, üreticilerin sorunlarının çözümü için Meclis’te girişimlerini sürdüreceğini söyledi.

Kaynak: BÜLTEN