SEMİ TEKTAŞ/Karabağlar Belediyesi ‘Yaşayan ve Yaşatan Karabağlar’ sloganıyla sürdürülebilir enerji iklim planın olan SECAP tanıtım programını açıkladı. Tanıtım toplantısında Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, meclis üyeleri, akademisyenler ve bazı yurttaşlar katıldı.
“40 yıllık bir hikaye”
Karabağlar’ın İzmir’in en büyük ev en yok sayılan ilçesi olduğunu ifade eden Başkan Kınay, “Karabağlar’a baktığımızda çok net bir tablo görüyoruz: İzmir’in en büyük ilçelerinden biri ama aynı zamanda en çok yok sayılanlarından biri. Kentleşme eksik, sorunlar büyük. Altyapıdan üstyapıya kadar ciddi bir yük var. Burası aynı zamanda Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm alanlarından biri. Çünkü yıllar içinde ülkenin dört bir yanından insanlar buraya göç etti. Kendi toprağında geçinemeyen, bir gelecek kuramayan insanlar umutlarını alıp bu kente geldi. Ama geldikleri yer hazır bir kent değildi. Bir zamanlar çam ormanları, bağlar, tarım alanları olan bu coğrafyada insanlar önce bir ev yaptı. Sonra yanına komşusu geldi. Ardından akrabası… Bu süreç gecekonduyu, gecekondu mahallelerini ve plansız büyümeyi beraberinde getirdi. Yolu olmayan, suyu tankerle taşınan bir yer zamanla kent olmaya çalıştı. Bugün yaşadığımız sorunların temeli işte bu 40 yıllık hikâyede yatıyor” diye konuştu.
Kınay’ın konuşmasının satırbaşları şöyle;

“Sadece söz üretmedik”
Biz artık şunu savunuyoruz: Sağlıklı, güvenli, altyapısı ve üstyapısı tamamlanmış bir kent… Ama sadece binalardan ibaret olmayan bir kent… Yeşil alanlarıyla, sosyal donatılarıyla, kültürel yaşamıyla, yani gerçek anlamda “kent hakkını” sağlayan bir yaşam. Ve bu hak sadece insanlar için değil, tüm canlılar için geçerli olmalı. Artık iklim krizini yok sayamayız. Bu krizi insan yarattı ve yine insan çözmek zorunda. Her nerede yaşıyorsak, kendi yaşam alanımızı korumak zorundayız. İşte bu anlayışla Karabağlar Belediyesi olarak iki yıllık çalışma dönemimizi tamamladık. Bu süreçte sadece söz üretmedik; Bilimle, planlamayla, verilerle, gerçek ihtiyaçları analiz ederek çalıştık. Sorunları tespit ettik, çözüm yollarını belirledik ve bunu izleyen, hesap veren bir yönetim anlayışıyla ilerledik. Çünkü kentlerin anayasası; Stratejik planlardır, imar planlarıdır, eylem planlarıdır. Bu planlar “laf olsun” diye değil, yüzlerce saatlik emeğin, uzmanların, akademisyenlerin ve en önemlisi halkın katkısıyla hazırlanır. Sokaktaki vatandaştan akademisyene, çocuklardan yaşlılara kadar herkesin yaşamını kapsamak zorundadır. Biz bu bilinçle hareket ediyoruz. Ve tüm bu çalışmaların tek bir hedefi var: Karabağlar’da yaşayan herkes için daha adil, daha sürdürülebilir, daha dirençli bir yaşam kurmak.
“Dışa bağımlı olmadık”
Bu süreçte dışa bağımlı olmadan, kendi kapasitemizi güçlendirerek ama gerektiğinde akademiden, meslek odalarından ve sivil toplumdan destek alarak dayanışmayı büyüttük. Ortaya koyduğumuz çalışma sadece teknik bir rapor değil, aynı zamanda bir emek ve dayanışma ürünüdür. Bugün ekonomik zorlukların çok yoğun olduğu bir dönemdeyiz. Ama şunu açıkça söylemek gerekir: Bu çalışma sıfır dış maliyetle, tamamen kendi ekibimizin emeğiyle ortaya konmuştur. Bu nedenle bu başarı sadece bir planın değil, büyük bir emeğin sonucudur.
“Yerel sorunlar küresel nitelik yaşıyor”
Karabağlar, İzmir’in en önemli ulaşım akslarının kesişim noktasında yer alan bir ilçe. Bu nedenle yalnızca burada yaşayanların değil, İzmir’deki herkesin kullandığı bir alan. Toplu ulaşım ya da özel araç fark etmeksizin kent içi hareketliliğin önemli bir bölümü Karabağlar’dan geçiyor. Bu yüzden ilçemizde yaşanan ulaşım sorunları sadece Karabağlar’a ait değil. İlçede yaşayan herkesin özel aracı olmamasına rağmen, Karabağlar tüm İzmir’in yükünü taşıyor. Hatta bu yük, Yeşillik Caddesi üzerinden düşündüğümüzde, havalimanından kente giriş yapanlarla birlikte İzmir dışına kadar uzanıyor. Aynı şekilde göçle şekillenen emek odaklı yapı, Karabağlar’ı İzmir’in önemli merkezlerinden biri haline getirmiştir. Kamu kurumları, sağlık tesisleri ve büyük hizmet alanlarının burada yoğunlaşması da ilçenin taşıdığı yükü artırmaktadır. Bozyaka Hastanesi’nin yeniden inşa sürecini yakından takip ediyor, en kısa sürede yeniden hizmete açılmasını bekliyoruz. Tüm bu tablo, yapılan ölçümlere ve verilere de yansımaktadır. Ancak bu gerçeklik, sorumluluğumuzu ortadan kaldırmaz. Aksine, kendi emisyonlarımızı azaltmak zorunda olduğumuzu daha da net bir şekilde ortaya koyar. Çünkü artık yerel sorunlar da çözümler de küresel bir nitelik taşımaktadır.
“Öncü belediyelerden olduk”
Bu anlayışla Karabağlar’a yalnızca kendi sınırlarımız içinde bakmıyor; yerel paydaşlarımızla birlikte ulusal ve uluslararası süreçlere entegre bir şekilde hareket ediyoruz. Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı’nı da bu perspektifle hazırladık. Bu tür planlar artık bir zorunluluk. Ancak asıl önemli olan, bu planların hayata geçirilmesidir. Karabağlar Belediyesi olarak çalışmamızı dayanışma, gerçek ve güncel veriler temelinde, kendi kurumsal kapasitemizi güçlendirerek ve dışa bağımlı olmadan gerçekleştirdik. Kamucu bir anlayışla yürüttüğümüz bu süreçte, kendi imkanlarımızla üretmenin mümkün olduğunu da gösterdik. Bu çalışmadan önce enerji verimliliği alanında da önemli bir adım attık. Ana hizmet binamızda Enerji Yönetim Sistemi belgelendirmesini tamamlayarak bu alanda öncü belediyelerden biri olduk. İzmir’de bu belgeye sahip ilk belediye olarak çalışmalarımızı uluslararası standartlara uygun, doğrulanmış verilerle yürütüyoruz.
“1600 personel ile çalıştık”
Eylem planlarımızı oluştururken diğer çalışmalardan farklı olarak daha detaylı ve kapsamlı veriler kullandık. Tıbbi atıklar gibi spesifik alanları da dahil ederek daha derinlikli bir analiz ortaya koyduk. Elbette bir ilçe belediyesi olarak ulaşım, kentsel dönüşüm ya da atık yönetimi gibi alanları tek başımıza çözmemiz mümkün değil. Bu süreçlerde bakanlıklar, büyükşehir belediyesi ve diğer kurumlarla birlikte hareket etmek gerekiyor. Ancak biz kendi sorumluluk alanımızda çözümün aktif bir parçası olmayı ve uygulama süreçlerinde öncü rol üstlenmeyi hedefliyoruz. Bu noktada en önemli araçlarımızdan biri kurumsal envanterimizdir. Türkiye’nin genel kentleşme sorunlarını tek başımıza çözemeyiz, ancak kendi yapımızda dönüşümü başlatabilir ve örnek olabiliriz. Yaklaşık 1600 personelimiz ve 30’un üzerinde müdürlüğümüzle; stratejik planlarımızı, eylem planlarımızı ve tüm çalışmalarımızı bütüncül bir yaklaşımla yürütüyoruz. Bu planlar yalnızca iklim ve enerjiyle sınırlı değil; afet yönetimi, sürdürülebilirlik ve sosyal politikalarla birlikte ele alınıyor. Bu süreçte yalnızca kurumsal değil, kentsel envanteri de analiz ettik. Ancak orman ve yeşil alanları, korunması gereken “yutak alanlar” olarak değerlendirdiğimiz için bu hesaplamalara dahil etmedik. Bu alanları artırmak ve korumak temel hedeflerimiz arasında yer alıyor.
“58 mahallenin risk analizini yaptık”
Afetler artık hayatımızın bir gerçeği. Belirlenen yüksek oranlı emisyon azaltım hedeflerinin mevcut koşullarda zor olduğunu biliyoruz. Ancak küçük oranlı iyileştirmeler bile büyük önem taşıyor. Çünkü artık afetleri yalnızca konuşmuyor, doğrudan yaşıyoruz. İzmir’de aşırı yağışlar, kuraklık ve artan sıcaklıklar günlük hayatın bir parçası haline geldi. Bu nedenle özellikle çocuklar, yaşlılar ve dezavantajlı gruplar için sosyal politikalarımızı da bu gerçekliğe göre şekillendiriyoruz. Bu kapsamda İzmir Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle, belediye bütçesine ek yük getirmeden 58 mahallemizin tamamını kapsayan kapsamlı bir afet risk analizi gerçekleştirdik. Deprem, sel, heyelan, iklim değişikliği, kuraklık ve sosyal kırılganlık başlıklarında detaylı veriler elde ettik. Bu veriler doğrultusunda planlarımızı, hedeflerimizi ve bütçe süreçlerimizi yeniden yapılandırıyoruz. Elbette kaynaklarımızın sınırlı olduğunu biliyoruz. Ekonomik koşulların zorluğu da ortada. Bu nedenle alternatif finansman kaynakları, proje destekleri ve iş birlikleriyle çalışmalarımızı güçlendirmeye devam ediyoruz. Amacımız; Karabağlar’da yaşayan herkes için daha adil, daha dirençli ve daha sürdürülebilir bir kent yaşamını mümkün kılmaktır.
“Alan uygulamaları yapıyoruz”
Bu süreci yalnızca kurum içinde değil; meclis üyelerimiz, muhtarlarımız ve mahallelerimizle birlikte yürütüyoruz. Afet İşleri Müdürlüğümüz bünyesinde kurduğumuz arama kurtarma ekibimiz ve Mahalle Afet Gönüllüleri projesiyle, gönüllülük çalışmalarını daha sistemli ve kurumsal bir yapıya kavuşturduk. Ancak şunu çok net biliyoruz: Hangi planı yaparsak yapalım, hangi bütçeyi oluşturursak oluşturalım; eğer bunu hayatın içine katamazsak, yani Zehra teyzeye, Ahmet amcaya, 7 yaşındaki Ali’ye, 17 yaşındaki Ayşe’ye anlatamazsak, gerçek bir dönüşüm sağlayamayız. Bu nedenle Karabağlar’ın 58 mahallesinde, sadece teknik çalışmalarla değil, doğrudan yaşamın içinde yer alan uygulamalarla ilerliyoruz. Bunu sadece eğitimlerle değil, günlük hayatın parçası haline gelen bir bilinçle yürütmek zorundayız. Çünkü bu artık bir “farkındalık” meselesi değil, bir zorunluluktur. Bu, hayatımızın gerçeğidir.
“Dönüşmek zorundayız”
Bugün burada birkaç başlık ve sınırlı sayıda veriyle anlattığımız bu çalışma; aslında 15 aylık emeğin ürünü olan yüzlerce sayfalık kapsamlı bir çalışmanın özetidir. Ve bu sadece bir başlangıçtır. Bundan sonraki süreçte de tüm paydaşlarımızla birlikte; sürekli gelişen, kendini yenileyen ve afetler karşısında ayakta kalabilen bir kent yapısını kurmak için çalışmaya devam edeceğiz. Karabağlar gibi sorunların yoğun olduğu bir ilçede bu çalışmaları eleştirenlere de açıkça şunu söylüyoruz: Evet, biz bu değişimi Karabağlar’dan başlatacağız. Eğer iklim adaletini, kent adaletini ve yaşam hakkını savunacaksak; yoksulların, görünmeyenlerin ve kentte dışlananların yaşadığı haksızlıklara karşı duracaksak, bu değişimi kendi mahallemizden, kendi evimizden, kendi hayatımızdan başlatmak zorundayız. Bu çalışmanın özü de budur: Dönüşmek zorundayız.
İş birliği çağrısı
Güç savaşını değil, güç birliğini büyütmek zorundayız. Bilimle, planlamayla, şeffaflıkla ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla, hayatın içinde yer alarak ilerlemek zorundayız. Unutmamalıyız ki; derdimiz ortaktır, çözümler de ortaktır. Birlikte hareket ettiğimiz sürece kaderimizi de birlikte değiştirebiliriz. Bu nedenle Karabağlar olarak değişimin güçlü bir parçası olmaya kararlıyız. Bu sürece katkı sunan tüm çalışma arkadaşlarımıza, diğer belediyelere, kamu kurumlarına, meslek odalarına, sivil toplum kuruluşlarına, muhtarlarımıza ve meclis üyelerimize teşekkür ediyorum. Aynı zamanda buradan bir çağrı yapmak istiyorum: Karabağlar’da değişimi büyütmek isteyen, yeni projeler üretmek isteyen, katkı sunmak isteyen herkese kapımız açık. Güçlü bir ekibimiz, güçlü bir irademiz ve ortak bir hedefimiz var. Bu değişime katkı sunmak isteyen herkesi yanımızda görmek istiyoruz. Gelin, iyi örnekleri birlikte büyütelim.
Yeni: Kağıt üzerinde kalmayacak
CHP Karabağlar Meclis Üyesi ve Çevre Mühendisi Rahile Yeni, “Bu süreçte başkanımızın başkanlar sözleşmesini imzalamasıyla hummalı bir çalışma yaptık. 15 ayda buraya geldik. Bu proje ile kentimizin geleceğiniz beliriyoruz. İklim krizi beklemiyor bizde bekleyenlerden olmadık. 4 bin saat süre ile çok güzel bir çalışma yürüttük. Katma değeri olan bir proje ürettik. Karabağlarda yaşayan bir gencin daha kaliteli bir yaşamı için mücadele ettik. Aldığımız kararlar kâğıt üzerinde kalmayacak hepsini uygulayacağız” diye konuştu.



