Metropol genelinde faal durumda olan tüm tiyatro salonları, gösteri merkezleri, konser alanları ve çok amaçlı sahnelerin toplam koltuk kapasiteleri; ilçelerin resmi nüfus rakamlarıyla tek tek oranlandığında kentsel adaletsizliğin boyutu gözler önüne seriliyor. Yıllardır süregelen "kültürü kent geneline yayma" iddialarının aksine, sahnelerin ışığı sadece belirli birkaç merkeze toplanmış durumda.

SANATIN KALESİ: KONAK VE NARLIDERE SIRTLIYOR

Şehrin tarihsel, idari ve kültürel kalbi sayılan Konak, salon sayısı ve sabit koltuk kapasitesiyle tartışmasız liderliğini koruyor. Kamu binaları, üniversite amfileri, büyükşehir tesisleri ve özel tiyatro sahnelerinin kümelendiği ilçe, 322 bin 393 kişilik nüfusuna karşın 11 bin 500’ü aşkın sabit koltuk kapasitesini bünyesinde barındırıyor. Bu oranlandığında, Konak’ta her 1.000 kişiye tam 35,6 koltuk düşüyor. Gündüz akın eden yüz binlere rağmen Konak, kültür altyapısında kentin açık ara en şanslı bölgesi.

British Museum’den Bornova’ya uzanan Homeros izi
British Museum’den Bornova’ya uzanan Homeros izi
İçeriği Görüntüle

Hemen yanı başındaki Narlıdere ise oransal bazda kentin zirvesine yerleşiyor. 61 bin 732 nüfuslu ilçede, Atatürk Kültür Merkezi ve diğer faal sahnelerle birlikte toplam koltuk sayısı 1.800’ü aşıyor. Yapılan matematiksel hesaplama, Narlıdere’de bin kişiye düşen koltuk sayısının 29,1 olduğunu gösteriyor. Dokuz Eylül Üniversitesi’nin güçlü sahnelerine ve belediye tesislerine ev sahipliği yapan 76 bin nüfuslu Balçova ise bin kişiye 18,2 koltuk düşürerek kültür erişiminde ön saflardaki yerini alıyor.

YARIM MİLYONLUK BETON YIĞINLARI VE "SANAT ÇÖLÜ" BÖLGELERİ

Ancak madalyonun diğer tarafı, kentin esas nüfus yükünü çeken çeper ilçelerde tam anlamıyla bir dramı barındırıyor. Şehrin en kalabalık, en yoğun ve en dinamik nüfus alanları, sanat ve sahne imkânlarından adeta tecrit edilmiş durumda.

Sadece kendi başına Türkiye’nin birçok ilinden büyük olan 523 bin 193 nüfuslu Buca, bu alandaki trajedinin simgesi haline geliyor. İlçe genelinde tiyatro oyunlarının, konserlerin veya sahne sanatlarının sergilenebileceği sabit koltuklu faal salon kapasitesi 450'yi geçmiyor. Rakamlar birbirine bölündüğünde ortaya sarsıcı bir soğukluk çıkıyor: 523 bin insanın yaşadığı Buca’da bin kişiye düşen koltuk sayısı 0,86. Yani Buca'da bin kişiye tek bir tiyatro koltuğu dahi düşmüyor! Bu durum, devasa bir genç ve öğrenci nüfusunu barındıran ilçenin sanata erişimde nasıl bir mahrumiyet yaşadığını somut bir şekilde ispatlıyor.

Benzer bir tablo 473 bin nüfuslu Karabağlar için de geçerli. Devasa konut alanlarıyla kaplı ilçede faal salonların toplam koltuk sayısı 1.200 civarında kalırken, bin kişiye düşen koltuk katsayısı sadece 2,5 olarak hesaplanıyor. Kentin hızla büyüyen iki ana aksı olan 218 bin nüfuslu Torbalı ile 214 bin nüfuslu Menemen’de de taban kapasite bin kişiye 1,2 ila 1,8 koltuk arasında sıkışıp kalıyor. Yüz binlerce insan, en temel tiyatro veya konser deneyimi için kilometrelerce yol katetmek zorunda bırakılıyor.

ORTA KADEMEDEKİ KUZEY VE GÜNEY AKSININ DURUMU

Şehrin diğer iki büyük odak noktası olan Bornova ve Karşıyaka ise nispeten daha dengeli ancak yine de idealin gerisinde bir performans sergiliyor.

448 bin 737 nüfuslu Bornova; Kültür Bakanlığı bünyesindeki dev tesis, Ege Üniversitesi sahneleri ve ilçe belediyesinin yatırımlarıyla yaklaşık 4 bin 800 sabit koltuğa sahip. Bu verilerle Bornova’da bin kişiye 10,7 koltuk düşüyor. 341 bin nüfuslu Karşıyaka ise sahil şeridindeki ve iç kısımlardaki salonlarıyla 4 bin 100’ü aşkın koltuk kapasitesine erişerek bin kişiye 12,0 koltuk oranı yakalıyor.

SAYILARIN DİLE GETİRDİĞİ YALIN GERÇEK

Tüm bu veriler, süslü demeçlerin veya dönemsel festivallerin üzerini kapatamayacağı acı bir gerçeği haykırıyor: İzmir’de sanat, merkeze ve eski kent dokusuna sıkışmış vaziyette. Kent çeperlere doğru büyürken, betonlaşan ve nüfusu katlanan yeni metropol ilçeler ne yazık ki sahnesiz, salonsuz ve koltuksuz bırakılıyor. Buca ve Karabağlar gibi toplamda 1 milyona yakın insanın yaşadığı iki dev ilçenin kaderi "sanatsızlık" olurken; birkaç şanslı ilçe kültürün tüm imkânlarını topluyor.

Kaynak: Ömer Ceylan