Karşıyaka ilk 4 haftayı galibiyet alamadan kapattığı ligde, son dört maçını 3 galibiyet, bir beraberlikle geçti. Afyonspor’a karşı kazanılan Türkiye Kupası maçını da sayarsak, son 5 maçta 4 galibiyet, bir beraberlik. Tablo gösteriyor ki işler yolunda.

Ancak; Kaf-Kaf’ın Söke 1970 ile oynadığı ve harika iki golle 2-1 kazandığı maçta öyle bir olay yaşandı ki, o maçı kaybetmiş olma ihtimalinden daha kötü ve tehlikeli.

Ömer Faruk ile Enes Karakaş arasındaki kavgayı söylüyorum. İki takım arkadaşı sahada yumruklaşmaya kalkıyor. Hem de takım kazanırken. Hem de son haftalarda yakalanan pozitif havaya rağmen.

Bu olmaz. Bu kabul edilemez. Koskoca bir camia, yaşadığı sarsıntılı günleri atlatmaya çalışırken bu olmaz. KSK aşkıyla kurulan genç bir yönetim, o değerli armayı layık olduğu yere taşımak için canını dişine takarken bu kabul edilemez. Kalbi yeşil-kırmızı aşkıyla atan binlerce taraftar mutluluğunu, o sahadan yansıyacak güzelliklere bağlamışken bu olmaz. İlk 4 hafta yaşanan kayıpları telafi etmek için daha çok ter dökmek zorunda olan, şampiyonluk hayalini gerçekleştirmek için birbirine kenetlenmek zorunda olan bir takımın kaderini, duygusal tepkiler, kaprisler, gerginlikler belirleyemez.

***

Profesyonellikte duygusallığa yer yoktur. Profesyonellik, işini iyi yapmak için emek vermektir. Eğer o iş bir takım çalışmasıysa, takım ruhunu ve motivasyonunu en üst düzeyde tutma çabası gerektirir. Takım havasını bozacak duygusal tavırlar, başarının önüne geçecek en büyük tehlikedir.

İşte KSK’de Ömer Faruk ile Enes arasındaki gerilim bu nedenle, galibiyetin bile önüne geçen, acilen önlem alınması gereken bir durumun işaretidir. Söke 1970 maçında ikinci yarıda oyuna giren Ömer Faruk; son haftalarda yedek kalmaktan kaynaklanan gerginliğin kendisine oyun içinde hata yaptırdığının farkına varmalıdır. Her oyuncu yedek kalabilir. Önemli olan şansı bulduğunda, tekrar yedek kulübesine dönmemek için gerekli performansı göstermektir. Buna kendini hazırlamaktır. Enes Karakaş ise oyun içinde yorgunluk doruktayken, adrenalin tavan yapmışken, takım arkadaşının yaptığı hataya tepki göstermemesi gerektiğini bilmelidir. Hatalara tepki verecek olan teknik kadrodur, yönetimdir.

***

KSK’nin Söke 1970 galibiyetini gölgeleyen Ömer Faruk-Enes gerginliği, takım arkadaşları, teknik kadro ve taraftarın devreye girmesiyle giderilmiş, iki oyuncu el sıkışmış olabilir. Ancak bu aşamada teknik kadro ve yönetimin oyunculara vereceği mesaj, şampiyonluk hesabı yapılan bir ortamda bundan böyle izin verilmeyeceğidir. Acilen gereken yapılmalı, kırıp dökmeden, birilerini kaybetme aşamasına gelmeden, takımı gerilim havasından uzaklaştıracak önlemler alınmalıdır.

Zaten Karşıyaka taraftarları; Söke 1970 maçının bitiminde tribüne çağırdığı oyunculara gerekeni söylemiş, kırmızı çizgisini vurgulamıştır. Tribünden gelen “Sizi seviyoruz, ama Karşıyaka’yı sizden daha çok seviyoruz” mesajı önemlidir. O mesaj ki; geçen sezon taraftarların gönlünde taht kuran, adına besteler yapılan teknik direktör Burhanettin Basatemur için yakın geçmişte rüzgarın bir anda nasıl tersine döndüğünü hatırlatır.

Karşıyakalılar, KSK arması için ter dökenlerden sevgisini ve desteğini esirgemez, ancak başarının önüne geçecek hiçbir yanlışı da affetmez.