İlk iki maçta bir puan çıkaran Karşıyaka için “Bursa Yıldırım deplasmanı kırılma noktası” demiştim geçen hafta. Teknik Direktör Burhanettin Basatemur da öyle düşünmüş olacak ki, farklı bir “motivasyon” için değişik bir “rotasyon” ile çıktı sahaya.
Sonuç. Bir puan son saniye golüyle geldi, Karşıyaka’nın galibiyet hasreti bir hafta daha ertelendi.
Peki ya, ortaya çıkan 2-2’lik skoru nasıl değerlendirmeli. Altay şokundan sonra, zirveyi zorlayan Bursa Yıldırım’dan deplasmanda alınan puanı “başarı” diye mi yorumlamalı. Yoksa şampiyonluk hesaplarıyla başlayan sezonda 3 haftayı kazanamadan geçen Kaf-Kaf’a, “Atı alan Üsküdar’ı geçiyor” uyarısı mı yapmalı.
Neyse ki; Kaf-Kaf gibi, yola şampiyonluk iddiasıyla çıkan Eskişehirspor’un, Uşakspor’un ilk 3 haftada tökezlediği 3. Lig 2. Grup’ta yarışın çok ilginç geçeceği ve köprünün altından daha çok su akacağı bir gerçek. İşte bu gerçeklik, 34 haftalık bu maratonda Karşıyaka’ya “Ben de varım demek” için şans tanıyor ve henüz trenin kaçmadığını ortaya koyuyor.
İlk 3 haftanın görüntüsü ve kar zarar hesabı ne olursa olsun, Karşıyaka’dan beklenti; bir an önce kalitesini sahaya yansıtarak, seri galibiyetlerle tırmanışa geçmesidir. Burhanettin Basatemur ve öğrencileri bu haftadan itibaren; sıkıntılı bir dönemde “Her şey Kaf-Kaf için” diyerek taşın altına gövdesini koyan Yiğit Tuser başkanlığındaki genç yönetim ve onlara desteğini kombine bilet satışında rekora imza atarak gösteren taraftara, bir umut ışığı yakmalıdır.
POTADA GÜZEL ŞEYLER OLUYOR
Yanacak o umut ışığı, sadece futbolda değil, basketbolda da Karşıyaka’yı son iki sezonda yaşadığı kabustan kurtarmak için gecesini gündüzüne katan yönetime ekstra bir motivasyon olacaktır.
Kaf-Kaf’ı kara kara düşündüren Vernon Carey’den sonra FIBA’daki Errick McCollum ve Nemanja Gordic dosyalarını kapatan Yiğit Tuser yönetimi, şimdi de Thomas Akyazılı, Ergi Tıppancı, Ozan Yılmaz, Samet Geyik, Serkan Menteşe, Ege Özçelik ile başantrenör Ahmet Kandemir ile yardımlarına 13.5 milyon liralık ödeme yaparak, transfer yasağını kaldırma çabasında. Üstelik tüm bunları kulübün sırtına ekstra bir borç yükü yüklemeden yaparak alkışı hak eden Yiğit Başkan ve ekibi, “Basketbol diye yazılır, Karşıyaka diye okunur” söylemini yeniden hayata geçirmenin peşinde.
İşte tüm bu değerli uğraşları basketbolda da VIP A’dan sonra VIP C tribün kombinelerini de tüketerek “İnanıyoruz size” mesajı veren taraftardan takdir görüyor.
Üstelik voleybolda yine bir salonun temelinin atılması, Zübeyde Hanım Stadı için yaşanan olumlu gelişmeler, yeşil-kırmızıya gönül verenleri “sportif başarı kadar heyecan veren” olaylar.
Sonuçta “eğrisine, doğrusuna” bakıldığında KSK’de gelecek adına güzel şeyler olduğu bir gerçek. Bu gerçeklik içinde tek eksik, “lokomotif” olarak görünen futbolda, beklenen patlamanın gerçekleştirilememiş olması. Kaf-Kaf bu sıkıntıyı da bir an önce aşmalı, çizilen rotaya oturmalı, yeşil-kırmızıya gönül verenlere “O gece bu sene” diyebilme umudu vermelidir.
Çünkü umut varsa, heyecan vardır, heyecan varsa başarı.