Futbolda sahadakilerin kaderidir bu. Tribündekiler başarı ister, bu isteğe olumlu yanıt veremeyen gider. Tribündekilerin sahadakilere olan sevgisi ne kadar büyük olursa olsun, başarı gelmeyince sevgi öfkeye dönüşür, tepkiler değişimi getirir. Bu hep böyle olmuştur. Tıpkı Gaziemir maçı sonrası Karşıyaka’da olduğu gibi. Sezona şampiyonluk umuduyla başlayan Kaf-Kaf, dördüncü haftayı da galibiyetsiz geçti. Adına, “Şampiyonluk için yeter asaletin, seviyoruz seni Burhanettin” diye besteler yapılan, pankartlar açılan Burhanettin Basatemur gitti. Yani “asalet” şampiyonluğa yetmedi.

Çünkü; Şampiyonluk için hırs gerek, coşku gerek, mental hazırlık gerek, her maçı önceden kafada oynamak, rakibi çözecek sistemi bulmak gerek. Takımı oyun içinde doğacak sorunları ortadan kaldırmak için A, B hatta Z planı oluşturmak gerek. Karşıyaka ilk dört haftada tüm bunları yapamamanın sancısını yaşadı, çırpındı ama yerinde saydı.

“Ben demiştim” demeyi hiç sevmem ama, Altay maçı sonrası ben demiştim.

Burhanettin Hoca’ya geçen sezon Balıkesirspor maçı sonrası, merhum KSK taraftarı Serhat Devrim Çağıl’ın “Hocam biz sizi çok seviyoruz. Ama Karşıyaka’yı sizden daha çok seviyoruz” sözlerini hatırlatıp, “Başarı gelmezse sevgi biter” uyarısı yapmıştım.

DOĞRU SEÇİMİ YAPMAK ÖNEMLİ

Şimdi Karşıyaka yeni bir teknik adam seçiminin arifesinde. Ortaya atılan isimler var. Önyargılı olmayı sevmediğim için “Şu gelirse bu olur, bu gelirse şu olur” diye yorum yapamam. Ancak; bir kez daha “Ben söylemiştim” dememek için gerek tercihi yapacak yönetime, gerekse KSK’ye “evet” diyecek teknik adama uyarı olması açısından Altay maçı sonrası söylediklerimi yineleyeyim.

Ne demiştim:

Karşıyakalılar taraftarı, KSK’yi her şeyden çok sever. Karşıyakalılar yenilgiyi değil, mücadeleyi sorgular. Karşıyakalılar maçın skoruna değil, sporuna bakar. O nedenle tribünlerden “Biz herkesten farklıyız, Kaf Sin Kaf’lıyız” sesleri yükselir. Karşıyakalılar KSK armanın, formanın değerini bilir. İsimleri değil armasını, formasını yücelteni baş tacı yapar.

İşte KSK yönetimi seçimini yaparken Kaf-Kaf’ı şampiyonluk rotasına oturtmak için görevi kabul eden teknik direktör ve ekibi, tüm bunları dikkate almalıdır. Üstelik ilk 4 haftada galibiyetle tanışamayan, 4 maçta 2 puan alabilen yeşil-kırmızılı ekip, şampiyonluk yarışında kredisini tüketmiştir. Kaf-Kaf yeni sezonda yeni bir sayfa açacaksa, “Atı alan Üsküdar’ı geçmeden” zirve yarışında kalacaksa, bu haftadan itibaren “yükseliş devrini” başlatmak zorundadır.

Yeni gelecek teknik adam elbette “Elimde sihirli değnek yok” diyerek, haklı olarak zaman isteyecektir. Göreve gelecek teknik adamın ilk olarak yapması gereken tek şey, üzerinde maç kazanamama stresi bulunan takımı mental olarak farklı bir havaya sokmaktır. Ayrıca, bu noktada KSK formasını giyen oyunculara da büyük sorumluluk düşer. Karşıyakalı tüm futbolcular bu haftadan “formasından terini sakınmadan” mücadele etmeli, buna yaratıcı güçlerini de katarak, sahadan tribüne sonuç odaklı bir görüntü yansıtmalıdır. Karşıyaka taraftarının her ortamda destek verdiği, sevgiyle bağrına bastığı futbolcular da unutmamalıdır ki, başarı gelmezse sevgi biter. Çünkü o sevginin tek adresi, formanın üzerindeki KSK armasıdır.