Sağlık Bakanlığı ile çok uluslu ilaç şirketleri arasında süregelen "sabit döviz kuru" anlaşmazlığı, faturasını ağır hastalıklara karşı yaşam mücadelesi veren vatandaşlara kesmeye devam ediyor. Son olarak, Türkiye'de her yıl 150 bin ila 200 bin kutu arasında tüketilen ve kanser tedavisinde mihenk taşı kabul edilen ilaçlardan birine aylardır ulaşılamadığı ortaya çıktı. Hastalar ve hasta yakınları, muadili bulunmayan bu ilacı bulabilmek için şehir şehir, eczane eczane gezmek zorunda bırakılıyor.
Firmanın Gerekçesi 'Optimizasyon', Gerçek Gerekçe 'Kur'
Krizin merkezinde, yardımcı üreme tedavilerinde ve özellikle hormon duyarlı prostat ve meme kanserlerinde kullanılan "Zoladex" isimli ilaç yer alıyor. Sağlık Bakanlığı'na bağlı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) resmi kayıtlarında, söz konusu ilacın ruhsatının 7 Kasım 2025 tarihi itibarıyla askıya alındığı görülüyor.
İlacın küresel ölçekteki üreticisi AstraZeneca, satışın durdurulduğu yönündeki iddiaları yalanlamazken, alınan bu radikal kararın nedenini "kaynakları optimize etmek" ve "küresel portföy yönetimi" gibi kurumsal ifadelerle açıklıyor.
Ancak sağlık sektörü temsilcileri ve eczacı odalarına göre madalyonun diğer yüzü tamamen ekonomik. Sektör kaynakları; Türkiye'de ilaç fiyatlandırmasında kullanılan sabit Euro kurunun, güncel ve reel piyasa kurunun çok gerisinde kalması nedeniyle uluslararası şirketlerin kâr marjlarının eridiğini belirtiyor. Firmaların, Türkiye'deki ucuz fiyatlandırmanın küresel pazardaki diğer satış stratejilerini zedelememesi adına Türkiye piyasasından çekilmeyi tercih ettiği iddia ediliyor.
TEB Başkanı Demirci: "İlaç Sadece Ticari Bir Meta Değildir"
Krizin geldiği noktayı değerlendiren Türk Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Mehmet İrfan Demirci, yaşanan tedarik sıkıntısının artık ticari bir anlaşmazlıktan çıkarak ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüştüğünü vurguladı. Yetkilileri acil eylem planı oluşturmaya çağıran Demirci, süreci şu sözlerle özetledi:
"Hastalar çaresizce ilaç arıyor. Gelen her hasta karşısında bizler de çaresiz kalıyoruz. Bazı firmalar mevcut fiyatlandırma sistemini kârlı bulmuyor olabilir ancak ilaç sadece ticari bir boyutuyla bakılamaz, sıradan bir tüketim ürünü gibi değerlendirilemez. Tedavinin sürekliliği esastır. Bu sürekliliğin sağlanması için devletin tüm mekanizmalarının devreye girmesi şarttır."
TTB'den Uyarı: Tedavi Yarım Kalırsa Ne Olur?
Türk Tabipleri Birliği (TTB) uzmanları ise ilaca erişim sorununun kanser tedavisindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekiyor. Onkolojik tedavilerde zamanlamanın ve devamsızlığın en büyük risk faktörü olduğunu belirten uzmanlar, 30 bin hastayı bekleyen tıbbi tehlikeleri şu şekilde sıralıyor:
-
Tümör Kontrolünün Kaybı: Hormon duyarlı tümörlerin (prostat ve meme kanserleri) baskılanması durduğunda, tümör hücresinin büyüme kontrolü tamamen kaybedilebilir.
-
Hızlı Progresyon (İlerleme): Kesintiye uğrayan tedavi nedeniyle hastalık hızla ilerleyerek vücudun diğer bölgelerine yayılım (metastaz) gösterebilir. Tümör daha agresif ve mevcut diğer tedavilere karşı daha dirençli bir yapıya bürünebilir.
-
Hayatta Kalma Oranlarında Düşüş: Tedavi protokolündeki bu mecburi aksama, genel tedavi başarısını zedeleyerek hastaların yaşam süresi beklentilerini ciddi ve geri döndürülemez biçimde düşürebilir.
Domino Etkisi: Kriz Sadece Kanser İlaçlarıyla Sınırlı Değil
İlaç tedarikindeki bu devasa sorun sadece onkoloji alanını etkilemiyor. Eczacılardan alınan güncel verilere göre, Türkiye genelinde diyabet hastalarının tedavisinde kullanılan Byetta ve kalp/tansiyon rahatsızlıkları için hayati öneme sahip Plendil gibi kritik ilaçların raflarda bulunmasında da ciddi sorunlar yaşanıyor.
Döviz kuruna dayalı mevcut fiyatlandırma modelinin tamamen sürdürülemez bir noktaya geldiğini savunan sağlık profesyonelleri, soruna kalıcı ve yeni bir modelle yaklaşılmaması halinde önümüzdeki dönemde daha fazla uluslararası ilaç devinin Türkiye pazarından kademeli olarak çekilebileceği konusunda uyarıyor. Hastalar ve sağlık çalışanları, Sağlık Bakanlığı'nın sorunun çözümüne yönelik atacağı adımları ve yapacağı resmi açıklamayı bekliyor.




