SİNAN GENÇ/ Türkiye havacılık tarihinin öncü kadınlarından birinin yolu, bundan yaklaşık bir asır önce İzmir’in Cumaovası’ndan geçti. Bugün Menderes adıyla bildiğimiz bölgede yetişen genç bir kadın, 1930’lu yılların Türkiye’sinde kadınların henüz birçok meslekte görünürlük mücadelesi verdiği bir dönemde gözünü gökyüzüne çevirdi. Yıllar sonra adı, Türkiye’nin paraşütle atlayan ilk kadını olarak tarihe yazılacaktı.
Türk Hava Kurumu (THK), Eruçman’ı açık biçimde “İlk Türk Kadın Paraşütçüsü” olarak tanımlıyor. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün “İlk Havacı Kadın Sicili” kayıtlarında da 1935 yılı için Türkiye’nin ilk kadın paraşütçüsü olarak yer alıyor. Ancak resmi ve tarihsel kaynaklarda soyadı konusunda dikkat çekici bir farklılık bulunuyor: SHGM kayıtlarında “Yıldız Uçman” adı kullanılırken THK bugün “Yıldız Eruçman” adını kullanıyor.
Selanik’ten İzmir’e uzanan hayat
Yıldız Eruçman, 1919 yılında Selanik’te dünyaya geldi. Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi döneminde ailesi önce İstanbul’a, ardından İzmir’in o dönemki adıyla Cumaovası’na yerleşti. Eruçman’ın çocukluk ve gençlik yıllarının önemli bölümü burada geçti. Dolayısıyla Türkiye’nin ilk kadın paraşütçüsünün öyküsü yalnızca Ankara’daki Türkkuşu Okulu’ndan ibaret değildi. Onu gökyüzüne götüren yolun başlangıcında İzmir ve bugünkü Menderes vardı. Ailenin Soyadı Kanunu sonrasında “Kayalar” soyadını aldığı, “Eruçman”ın ise Yıldız Hanım’ın evlilik yoluyla aldığı soyadı olduğu çeşitli biyografik kaynaklarda aktarılıyor. Aileden olduğunu belirten Cansu Kayalar da 2015 yılında yaptığı açıklamada Eruçman’ın evlenmeden önceki soyadının Kayalar olduğunu özellikle vurguladı.
Neriman nasıl “Yıldız” oldu?
Yıldız Eruçman’ın hayatındaki en ilginç ayrıntılardan biri de adıyla ilgili aile anlatısı. Kendisini Eruçman’ın büyük yeğeni olarak tanıtan Cansu Kayalar, Yıldız Hanım’ın asıl adının “Neriman” olduğunu ve “Yıldız” adını kendisine Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiğini aktarıyor. Aynı aile anlatısında Atatürk ile Eruçman’ın birlikte çekilmiş fotoğraflarının bulunduğu da belirtiliyor.

Ancak bu noktada önemli bir tarihsel not düşmek gerekiyor: Neriman adı ve “Yıldız” isminin Atatürk tarafından verildiği bilgisi, ulaşılabilir resmi THK veya SHGM kayıtlarında doğrulanmış değil. Bu ayrıntı bugün için aileden aktarılan bir sözlü tarih bilgisi niteliğinde. Buna karşılık Eruçman ile Atatürk arasındaki bağın başka bir bölümü doğrudan THK kayıtlarına girmiş durumda.
Cumaovası’ndan Ankara’ya
Genç Yıldız’ın yolu İzmir’den Ankara’ya uzandı. Biyografik kaynaklara göre Eruçman havacılığa ilgi duymaya başladıktan sonra Ankara Ergazi’de Türk Hava Kurumu bünyesinde kurulan Türkkuşu Sivil Havacılık Okulu’na gitti. Bazı biyografilerde, yabancı bir yayında kadın pilotlarla ilgili okuduğu bir yazının havacılığa yönelmesinde etkili olduğu da aktarılıyor. Türkkuşu’nda paraşüt eğitimi alan Eruçman’ın yetişmesinde Türk havacılık tarihinin simge isimlerinden Sabiha Gökçen de rol oynadı.

THK, Yıldız Eruçman’ın Sabiha Gökçen tarafından yetiştirildiğini belirtiyor. Eruçman; Edibe Subaşı, Nezihe Viranyalı ve Sahavet Karapas ile birlikte dönemin öncü kadın havacıları arasında yer aldı. Eruçman daha sonra Eskişehir’deki İnönü Yüksek Planör Kampı ile Etimesgut’taki planör çalışmalarına da katıldı. Havacılık tarihçisi Mustafa Kılıç’ın aktardığına göre İnönü’deki oluşumun o tarihlerde “paraşüt kampı” değil, “Yüksek Planör Kampı” olarak adlandırılması gerekiyor.
O uçaktan atlayan ilk Türk kadını oldu
Takvimler 1935’i gösterdiğinde Yıldız Eruçman artık Türk havacılık tarihine geçmeye hazırlanıyordu. Rus havacılık uzmanlarından aldığı eğitimin ardından Sovyet yapımı Polikarpov R-5 tipi uçaktan paraşütle atladı. Bazı havacılık kaynaklarında atlayışın yaklaşık 400 metre yükseklikten gerçekleştirildiği belirtiliyor. Ve o atlayışla Yıldız Eruçman, Türkiye’nin paraşütle atlayan ilk kadını oldu.

Burada kaynaklar arasında küçük fakat gazetecilik açısından önemli bir tarih farkı bulunuyor. Türk Hava Kurumu ilk atlayışı Eylül 1935 olarak kaydederken, bazı havacılık tarihi kaynakları Ergazi’de gerçekleştirilen ilk atlayış için 4 Ekim 1935 tarihini veriyor. Havacılık tarihi araştırmacısı Mustafa Kılıç da ilk atlayışın 4 Ekim 1935’te Ankara’da gerçekleştiğini belirtiyor. Bu nedenle tarih konusunda en güvenli ifade, Eruçman’ın 1935 sonbaharında bu tarihi başarıya ulaştığı yönünde.
“Türkiye’nin paraşütle atlayan ilk kızı sen oldun”
O günün ardından Eruçman’ın aldığı tebrik de havacılık tarihine ilişkin anlatılarda yerini aldı. Türkiye’nin ilk paraşütçülerinden Abdurrahman Türkkuşu’nun, genç Yıldız’ı başarısının ardından: “Sen ne talihli bir insansın! Türkiye’nin paraşütle atlayan ilk kızı sen oldun!” sözleriyle kutladığı aktarılıyor. Cumaovası’nda büyüyen genç kadın artık yalnızca bir havacılık öğrencisi değildi; Türkiye’de kadınların havacılık tarihine attığı en önemli imzalardan birinin sahibiydi.
Gökyüzünden Atatürk’e çiçek götürdü
Yıldız Eruçman’ın yaşamındaki en çarpıcı anlardan biri ise bir yıl sonra yaşandı.
Cumhuriyet’in 13’üncü yıl dönümü kutlamalarında, yani 1936 yılında, Eruçman paraşütle yaptığı gösteride gökten indirdiği çiçek buketini Mustafa Kemal Atatürk’e sundu. Bu olay söylenti ya da yalnızca aile anlatısı değil; Türk Hava Kurumunun bugün yayımladığı Eruçman biyografisinde de açıkça yer alıyor. Böylece İzmir’in Cumaovası’nda yetişen genç kadın, Cumhuriyet’in kuruluşundan yalnızca 13 yıl sonra gerçekleştirilen kutlamalarda gökyüzünden inerek Atatürk’ün karşısına çıkan kadın havacılardan biri oldu. Bazı biyografik kaynaklarda Atatürk’ün Eruçman’ın ilk atlayışını da izlediği aktarılıyor. Ancak resmi THK kaydının kesin biçimde doğruladığı olay, Cumhuriyet’in 13’üncü yıl dönümünde Eruçman’ın paraşütle getirdiği çiçek buketini Atatürk’e sunması.
Havacılıktan kopmadı
Eruçman’ın havacılıkla ilişkisi tarihi atlayışla sona ermedi. Bazı havacılık kaynaklarında daha sonraki yıllarda Türkkuşu bünyesinde paraşüt öğretmenliği ve eğitmenlik yaptığı, yeni havacıların yetişmesine katkı sağladığı belirtiliyor. Türk Hava Kurumunun resmi sayfası ise onun kurum bünyesindeki çalışma hayatının ardından THK’dan emekli olduğunu doğruluyor. Ancak emeklilik kaydında Cumhuriyet’in ilk kadın havacılarının yaşadığı dönemi anlatan oldukça sıra dışı bir ayrıntı bulunuyor.
“Minare işçisi” olarak emekli edildi
Türkiye’nin ilk kadın paraşütçüsünün resmi meslek kaydı, yaptığı işle aynı adı taşımıyordu. Türk Hava Kurumunun verdiği bilgiye göre Yıldız Eruçman, kurumdan “minare işçisi” statüsünde emekli oldu. THK bunun nedenini, o yıllarda minare işçiliğinin en tehlikeli mesleklerden biri kabul edilmesi ve kadın havacıların yaptıkları tehlikeli iş için uygun bir sigorta meslek karşılığının bulunmamasıyla açıklıyor. Bu nedenle dönemin bazı kadın havacılarının sigorta kayıtlarının “minare işçisi” olarak tutulduğu belirtiliyor. Türkiye’nin ilk kadın paraşütçüsü, yaşamını gökyüzünde geçirmişti; ancak çalışma hayatının resmi kayıtlarında mesleği bambaşka bir isimle yer almıştı.
Soyadı bile yıllarca karıştı
Yıldız Eruçman’ın yaşam öyküsündeki bir başka ilginç nokta ise bugün bile devam eden “Uçman-Eruçman” tartışması. Nitekim Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün 2019 yılında yayımladığı “İlk Havacı Kadın Sicili”nde adı Yıldız Uçman olarak geçiyor. Buna karşılık Türk Hava Kurumunun güncel sayfasında Yıldız Eruçman adı kullanılıyor. Aileden Cansu Kayalar ise bu konuda oldukça net: Gerçek soyadının Eruçman olduğunu, Uçman kullanımının yanlış olduğunu ve evlenmeden önce Kayalar soyadını taşıdığını ifade ediyor. Bu nedenle haberde Yıldız Eruçman adını kullanmak, hem THK’nın güncel kaydı hem de aile anlatısıyla örtüşüyor.
Aile arşivinde fotoğrafları duruyor
Yıldız Eruçman’ın özel yaşamına ilişkin kamuya açık bilgiler, havacılık kariyerine kıyasla oldukça sınırlı. Evlendikten sonra Eruçman soyadını aldığı aktarılırken eşinin kimliği ve aile yaşamının ayrıntıları konusunda güvenilir, açık kaynaklarda yeterli bilgi bulunmuyor. Bazı anlatılarda çocuğunun olmadığı ileri sürülse de bu bilgiyi doğrulayabilecek güvenilir bir resmi veya birinci el kaynağa ulaşılamıyor. Bu nedenle bunu kesin bir biyografik bilgi olarak değerlendirmek doğru değil. Buna karşılık aile mirasının sonraki kuşaklarda korunduğuna ilişkin doğrudan bir aile anlatısı bulunuyor. Kendisini Yıldız Eruçman’ın büyük yeğeni olarak tanıtan Cansu Kayalar, ailede Eruçman’a ait geniş bir fotoğraf arşivinin bulunduğunu ve araştırmacılarla paylaşabileceğini belirtiyor.
Resmi kayıtlara giren öncü kadın
Yıldız Eruçman’ın adı yalnızca havacılık tarihçileri tarafından anılmıyor. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, 2019’da Türk sivil havacılığında öncü kadınlar için oluşturduğu “İlk Havacı Kadın Sicili” kapsamında 1935 yılının “İlk Paraşütçü” unvanını Yıldız Eruçman/Uçman adına kaydetti. Türk Hava Kurumu da Eruçman’ı “Türk Havacılık Tarihine Yön Veren Kadınlar” arasında gösteriyor.
Bir İzmir hikâyesi
Yıldız Eruçman’ın hikâyesine yalnızca “Türkiye’nin ilk kadın paraşütçüsü” cümlesiyle bakıldığında, İzmir’e uzanan önemli bir bölüm gözden kaçıyor. 1919’da Selanik’te başlayan yaşam, mübadeleyle Türkiye’ye; oradan İzmir Cumaovası’na taşındı. Gökyüzüne çıkacak cesareti taşıyan genç Yıldız burada yetişti. Ardından Ankara’ya gitti, Türkkuşu’nun kapısından içeri girdi, Sabiha Gökçen’in yetiştirdiği öncü kadın havacılar arasında yer aldı ve 1935’te bir uçaktan kendisini gökyüzüne bırakarak Türkiye tarihine geçti. Bir yıl sonra paraşütle taşıdığı çiçekleri Atatürk’e sundu. Yıllar sonra ise adı Türkiye’nin ilk kadın havacılarının resmi siciline yazıldı. Türkiye’nin ilk kadın paraşütçüsünün gökyüzüne uzanan yolculuğunun önemli başlangıç noktalarından biri, bugün İzmir’in Menderes ilçesi olarak bildiğimiz Cumaovası’ydı. Ve yaklaşık bir asır sonra Yıldız Eruçman’ın öyküsü, Menderes’ten Türkiye’nin havacılık tarihine uzanan en dikkat çekici kadın hikâyelerinden biri olarak yaşamaya devam ediyor.










