Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) genel merkez yönetimi ile meclis grubu arasında bir süredir devam eden hukuki ve idari yetki savaşı, yasama organının koridorlarında hareketli saatlerin yaşanmasına neden oldu. Yargının verdiği mutlak butlan kararları ve peş peşe gelen görevden alma hamlelerinin ardından, gözler her hafta siyasi kırılma noktalarına sahne olan salı günü grup toplantılarına çevrilmişti. Kamuoyunda ve parti tabanında iki farklı liderlik odağının aynı gün kürsüye çıkarak derin bir ayrışma görüntüsü vereceği endişesi hakimken, meclis grubundan tansiyonu düşüren stratejik bir hamle geldi. Meclis'te kameraların karşısına geçerek gündeme ilişkin hayati açıklamalarda bulunan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, 16 Haziran Salı günü yapılması planlanan yasama dönemi grup buluşmalarına dair alınan yeni kararı kamuoyuyla paylaştı.
Grup başkan vekillerinin iradesi ve örgütlerin talepleri doğrultusunda, 16 Haziran Salı günü grup toplantısının yapılmaması yönünde net bir karar aldıklarını ilan eden Emir, bu kararın arka planındaki kurumsal gerekçeleri de detaylandırdı. Atanmış genel merkez yönetiminin Meclis Başkanlığına herhangi bir salon tahsis başvurusu yapmadığını memnuniyetle gözlemlediklerini ifade eden Emir, seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel’in de örgütlerin yoğun temposunu gözeterek bu hafta kürsüye çıkmayacağını belirtti. Grup kürsüsünün parti içi güç savaşlarının veya kurumsal yıpratma hamlelerinin bir sahnesi olmaması gerektiğinin altını çizen Emir, bu molanın bir zayıflık ya da geri adım değil, partinin kamuoyu nezdinde tartıştırılmasının önüne geçmek adına atılmış sağduyulu bir adım olduğunu savundu.
Delege iradesi çarşamba günü genel merkez binasına taşınıyor
Grup toplantısı krizinin aşılmasına yönelik uzlaşmacı dile rağmen, partinin geleceğini belirleyecek olan tüzük mücadelesinde vites küçültülmeyeceğinin sinyalleri de aynı toplantıda en net perdeden verildi. Genel merkezin olağanüstü kongre takvimini sürekli olarak ertelemesi ve tüzük maddelerini işlevsiz bırakma çabalarına karşı, Anadolu örgütlerinden yükselen imza dalgası resmiyet kazanıyor. Gökhan Günaydın’ın başlattığı hukuki sürecin tamamlandığını müjdeleyen Murat Emir, tabanın iradesini simgeleyen ve kurultay çağrısına meşruiyet kazandıran 900 delegenin imzası çarşamba günü sabah saatlerinde toplu bir katılım eşliğinde CHP Genel Merkezi'ne teslim edileceğini duyurdu.
Açıklamasında delegelerin yalnız olmayacağını vurgulayan Emir, değişimin ve sandığın arkasında duran 74 il başkanı ve illerin güçlü delege yapılarıyla birlikte hareket edeceklerini belirtti. Tüzüğe göre seçimli bir büyük kongre için aranan salt çoğunluğun çok üzerinde bir imza sayısına ulaştıklarını ve bu iradenin karşısında hiçbir idari bariyerin duramayacağını hatırlatan grup başkanvekili, mevcut yönetimin "kurultay yapamayız" şeklindeki defansif açıklamalarını sert bir dille eleştirdi. Görevde bulunan geçici yönetimin, tedbire bağlı olmadan her türlü ihraç ve görevden alma işlemini büyük bir hızla hayata geçirirken, asıl yapması gereken anayasal kurultay çağrısından kaçmasının tarihi bir hata olduğunu söyleyen Emir, herkesi sağduyulu davranmaya ve delege iradesine boyun eğmeye davet etti.
Baba ocağını terk etmiyoruz ama her türlü seçeneğe hazırız
Siyaset kulislerinde, genel merkez koridorlarında yaşanan bu sert kutuplaşmanın ardından Özgür Özel ve ekibinin partiden koparak yeni bir siyasi oluşuma gideceği, hatta Ankara’da genel merkez binasının bile tutulduğu yönündeki spekülasyonlar Murat Emir’in gündeminde geniş yer tuttu. Bu tarz haberlerin partinin iktidar yürüyüşünü baltalamak ve tabanın inancını sarsmak amacıyla kasıtlı olarak üretildiğini belirten Emir, yeni parti iddialarına yanıt verirken net bir duruş sergiledi. Spekülasyonların hiçbir somut veriye dayanmadığını ve kurmay kadroların arkasından kulis devşirmeye çalışanların oyunlarının boşa çıkacağını ifade eden Emir, aidiyet ve mücadele vurgusu yaptı.
Siyasi sorumluluklarının doğrudan millete karşı olduğunu hatırlatan CHP’li Emir, durdukları yeri şu güçlü cümlelerle özetledi: "Çok spekülasyonlar yapılıyor. Biz partimizdeyiz. Baba ocağındayız, hiçbir yere gitmiyoruz. Bütün hukuksuzlukları biliyoruz ve buradayız, partimizde sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Ama elbette ki milyonların umudunu bağladığı kadrolar olarak da her türlü seçeneği masamızın, aklımızın bir köşesinde tutuyoruz ve tutmaya da devam edeceğiz. Biz hiç kimseye arka kapı kulisi vermiyoruz; 'öğrendik, yakınlarından duyduk, şurada bina açıldı' şeklindeki iddiaların hepsi spekülasyon olarak kalacaktır. Somut bir adım atılacağı zaman bunu açık yüreklilikle milletimizle paylaşırız."
Grup başkanvekilliklerinin düşürülmesi bir saray operasyonudur
Konuşmasının en sert ve hukuki argümanlarla bezeli bölümünü ise Meclis Başkanlığı’nın genel merkez talimatıyla iki grup başkanvekilini görevden alması sürecine ayıran Murat Emir, anayasal bir krizin eşiğinde olunduğunu iddia etti. Siyasi Partiler Kanunu ve TBMM İçtüzüğü’nün hiçbir maddesinde genel başkanların doğrudan grup başkanvekili atama veya görevden alma yetkisinin bulunmadığını savunan Emir, mevcut Meclis Başkanı’nın genel merkez genelgelerini anayasanın üzerinde tutarak büyük bir hukuki yanlışa imza attığını söyledi. Atama usulüyle meclis grubunun yönetilemeyeceğini, iktidar partisinde bile grup yöneticilerinin seçimle belirlendiğini hatırlatan Emir, görevden almaların tamamen yok hükmünde olduğunu ve yenisi seçilene kadar arkadaşlarının görev başında kalacağını belirtti.
Parti Meclisi’nde çoğunluğu elde tutabilmek adına 9 milletvekili ve belediye başkanının art niyetli bir şekilde ve tüzüğe aykırı olarak tedbirli disipline sevk edilmesini "gözdağı operasyonu" olarak nitelendiren Emir, yaşanan bu idari tablonun dış mihraklı bir siyasi mühendislik ürünü olduğunu iddia etti. Meclis kürsüsünden genel merkez yönetimine seslenen Emir, konuşmasını şu çarpıcı uyarıyla tamamladı: "Bakın buradan bir kez daha uyarıyoruz. Tarih önünde bu millete karşı, CHP'lilere karşı, taşıyamayacağınız bir yükün altına girdiniz. Bu yaşananlar net bir Saray operasyonudur. Asla hukuki değildir. CHP'nin iktidar yürüyüşünü durdurmak üzerine dışarıda tasarlanmış kirli bir plandır. Yargıtay'ın bir an evvel karar vermesi ve derhal 20 Temmuz'am kadar kurultay delegelerinin önüne sandığın getirilmesi gerekir. Aksi takdirde, dünyanın en köklü partilerinden biri olan CHP, hukuki karmaşalar nedeniyle seçime sokulmama riskiyle karşı karşıya kalacaktır."





