Bir yanda milyonlarca aile çocuklarını nitelikli bir devlet lisesine yerleştirebilmek için yarışırken, diğer yanda İzmir'in en başarılı devlet liselerinden biri kapatılmak isteniyor. Veliler ve eğitimciler, bu kararın yalnızca bir okulun kapısına kilit vurmak anlamına gelmediğini, aynı zamanda öğrencilerin genel lise seçeneklerini azaltarak parası olanın özel okullara, olmayanın ise meslek liselerine ve MESEM'lere yönlendiren eğitim politikalarının bir parçası olduğunu söyledi. Mehmet Akif İnan Anadolu Lisesi'nin kademeli olarak kapatılmasına yönelik kararın, yüzlerce öğrencinin nitelikli ve ücretsiz eğitim hakkını elinden alacağını belirten veliler karara tepki gösterdi.
Restorasyon gerekçesiyle yaklaşık dokuz aydır farklı bir okul binasında eğitim görmek zorunda kalan öğrenciler, şimdi de okullarının tamamen kapatılması tehlikesiyle karşı karşıya. Buca Kaymakamlığı'nın resmi yazısında, tarihi binada yeterli tuvalet ve lavabo bulunmaması gerekçe gösterilerek okulun lise olarak kullanılmasının uygun olmadığı belirtildi. Ancak veliler ve eğitim emekçileri, asıl amacın genel liselerin kontenjanlarını daraltmak ve öğrencileri meslek liseleri ile MESEM'lere yönlendirmek olduğunu söyledi.

"Başarılı bir okulun kapatılması kabul edilemez"
Eğitim-İş İzmir 5 No'lu Şube Başkanı Yusuf Kaya, yaşananların yalnızca bir okulun kapatılması meselesi olmadığını belirterek şunları söyledi:
"Genel liselerin kontenjanlarının daraltılmasına neden olan, okullarda 'tuvalet yapacağız, tadilat gerçekleştireceğiz' diyerek sizleri yerinden eden anlayış, şimdi de okulların tamamen kapatılması kararını almış durumda. Yaz boyunca sesimizi duyan, burada bulunan ve bu bölgede yaşayan velilere de sesleniyorum: Okul kayıt dönemi geldiğinde genel lise bulamayacağız arkadaşlar. Öğrencileri zorunlu olarak MESEM'lere ve meslek liselerine yönlendirmenin yolu olarak bunu görüyorlar.
İzmir'in en başarılı okullarından biri olan, en yüksek puanla öğrenci alan üçüncü okulun kapatılmasını çözüm olarak gören bir anlayışla karşı karşıyayız. Bizler eğitimciler ve öğretmenler olarak her zaman öğrencilerimizin ve velilerimizin yanındayız.”

"İki gün içinde okuldan çıkarıldık"
Veliler adına konuşan Kadir Çöp, çocuklarının geçici denilerek başladıkları mağduriyetin kalıcı hale getirilmeye çalışıldığını söyledi.
"2025 yılı Ekim ayında, okulumuzun tadilata alınacağı gerekçesiyle, hafta sonu içerisinde ve yalnızca iki gün gibi çok kısa bir sürede Necip Fazıl Kısakürek İlköğretim Okulu'na taşınmak zorunda bırakıldık. Bu süreçte tam gün eğitim hakkımız elimizden alındı, yarım gün eğitime mahkum edildik. Çocuklarımız eğitimlerini sadece 5 dakikalık teneffüslerle sürdürmeye çalıştı. Lise öğrencileri ile ilkokul öğrencilerinin aynı binada eğitim görmesi pedagojik açıdan doğru olmadığı halde bu durum bizlere dayatıldı. Sorunların geçici olduğu söylendi, sabretmemiz istendi. Biz sabrettik. Ancak bugün geldiğimiz noktada geçici denilen mağduriyetlerin kalıcı hale getirilmeye çalışıldığını görüyoruz."

"Başarıyı ödüllendirmek yerine cezalandırıyorlar"
Okulun kapatılma kararının eğitim politikaları açısından kabul edilemez olduğunu belirten Çöp, şu ifadeleri kullandı: "Bugün karşımızda, okulumuzun kademeli olarak kapatılması kararı bulunmaktadır. Biz soruyoruz: Cumhuriyetin ikinci yüzyılı eğitim vizyonu; İzmir'de OBP ile öğrenci alan okullar arasında üçüncü, Buca'da ise birinci sırada bulunan Mehmet Akif İnan Anadolu Lisesi'ni kapatarak mı hayata geçirilecektir? Başarıyı ödüllendirmek yerine cezalandıran bu anlayışın gerekçesi nedir? Başarı düzeyi düşük okulları daha iyi seviyelere taşımak için projeler üretmek yerine, başarı grafiği yüksek bir okulu kapatmak hangi bilimsel verilerle, hangi eğitim politikalarıyla ve hangi vicdanla açıklanabilir?
Unutulmamalıdır ki bugün mağdur edilen sadece bir okul değildir. Mağdur edilen yüzlerce öğrenci, onlarca öğretmen ve çocuklarının geleceği için mücadele eden velilerdir. Bu çocuklar birkaç yıl sonra üniversite sıralarına oturacak, meslek sahibi olacak ve ülkemizin geleceğini şekillendireceklerdir. Onlara reva görülen bu belirsizlik, bu plansızlık ve bu haksızlık adalet midir?"
Çocuklarımızın öğretmenlerinden koparılmasını istemiyoruz. Başarı hikayesi yazmış bir okulun yok edilmesini istemiyoruz. Belki bazılarının güçlü bağlantıları vardır. Belki bazılarının makamları, mevkileri vardır. Ama bizim de vazgeçmeyen velilerimiz, fedakar öğretmenlerimiz ve geleceğine sahip çıkan öğrencilerimiz vardır. Bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz. Çocuklarımızın geleceğini birkaç idari kararın insafına bırakmayacağız. Gerekirse tüm yasal ve demokratik yolları kullanarak sesimizi duyurmaya devam edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki; bir okul sadece duvarlardan ibaret değildir. Bir okul; öğrencidir, öğretmendir, emektir, başarıdır, gelecektir."

"Tek isteğimiz kendi okulumuza dönmek"
Basın açıklamasında söz alan öğrenci Asya Gözüpek de yaşadıkları mağduriyeti anlatarak okullarının kendilerine geri verilmesini istedi.
"Buca'nın en yüksek OBP ortalamasına sahip okulunun öğrencileri olarak okulumuzu geri istiyoruz. Okulumuzun restorasyona alınacağı söylenerek bir ilkokula taşındık. Ancak lise öğrencileri olarak ilkokulun fiziki koşulları ve imkanları bizim ihtiyaçlarımızı karşılamıyor. Derslerimizin sabah 07.30 gibi çok erken bir saatte başlaması ve öğle arasının kaldırılması da eğitim sürecimizi olumsuz etkiliyor. Şimdi ise tuvaletlerin yetersiz olduğu gerekçesiyle okulumuzun tamamen kapatılmak istenmesiyle karşı karşıyayız. Bizler, tadilatın bir an önce tamamlanmasını ve okulumuzun yeniden öğrencilerine teslim edilmesini istiyoruz."




