Gazete Dokuz Eylül'ün değerli okurları, 3 haftadır bu sütunumdan sizlere ulaşamamanın huzursuzluğu içindeyim.

Bu süre zarfında İzmir'de biri devlet ve üçü özel hastanenin yolunu tuttum. İçinden geçmediğim tıbbi cihaz kalmadı. Aldığım güçlü ilaçlarla ayağa kalkmaya çalışıyorum.

Takdir edersiniz ki, birçok kez yurtdışı gezilerine çıkmama rağmen hiçbir gün bu köşemi boş bırakmadım.

Gazetemizin değerli çalışanları bu sürecin çabuk geçmesi dilekleriyle bana şifalar dilediler. Parmaklarımı başucumda duran bilgisayarımın tuşları ile bir türlü buluşturamadım.

İşte bugün ilk defa yatağımdan kalkıp bu satırları yazmaya çabalıyorum.

Zor dostlar, çok zormuş bir yazarın okurları ile buluşamaması.

Değerli okurlarım, bu arada hayırlısı ile mübarek Ramazan ayımıza girdik. Her yerde "Hoş geldin ya şehri Ramazan" mahyaları asıldı. Dün ve bugün geceleri sahura kalkılmaya, oruçlar tutulmaya akşamları da iftar sofraları kurulmaya başladı.

Hayırlı, sağlıklı bir Ramazan ayımız sonunda dini bayramımız Ramazan Bayramı’nı kutlayacağız.

Çocukluğumuzda Ramazan ayı gelmeden başlardık saymaya; Recep, Şaban der Ramazan'ı atlar HOPPALA BAYRAM derdik. Yani Bayram sofralarına oturup, ardından büyüklerimizin ellerini öpmek ve bayram harçlıklarımızı alabilmek için adeta birbirimizle yarışırdık.

Değerli okurlarım, yazımın girişinde de belirttiğim gibi ağır bir "Domuz gribini" kapıp, gezmediğim hastane, gitmediğim doktor kalmadı.

Dolayısı ile eş, dost ve de siz değerli 9 Eylül Gazetesi'nin okurlarına bunu duyuramadım. Biliyorum ki, bugün bu yazımı okuyup bana ulaşıp geçmiş olsun sırasına gireceklerdir. Şimdiden kendilerine teşekkürü bir borç biliyorum.

Değerli okurlarım, maalesef yurt dışına gidip gelenler, turistler ve de özellikle güneyimizdeki Suriye kapısından giren mültecilerin, oluk gibi taşıdığı virüsler ülkemizde çok kişiyi benim gibi yatağa düşürdü.

Adı gibi, bu grip beni "Domuz" gibi çarpıp 3 haftadır yatağa bağladı.

Mübarek Ramazan’ın yüzü suyu hürmetine herkes sağlıklı bir ay geçirip Ramazan Bayramı’nı çoluk çocuk yaşasın.

***

Yaşım 88, üstat ünlü yazar Cahit Sıtkı'nın "Otuz beş yaş" şiirindeki gibi bir türlü ömrün neresindeyim? Bilemedim!

Değerli okurlarım, sizlerin de iyi dilekleriniz ile gelecek hafta bu sütunumda inşallah sağlıklı yazılarımda buluşuruz.

Selam ve sevgilerimle