Ecevit’in DSP’sinde bir araya geldiğimizde onun gerçek özelliklerini algılayamamış, DSP’nin Genel Sekreteri olmasını da Bülent Ecevit’in gazetecilere olan sevgisine bağlamıştım. Daha sonra TBMM’de Süleyman Yağız’la hep karşılıklı sıcak duygular içinde olmuştuk.

Ancak onun ne denli bir düşünce insanı olduğunu sonraki yıllarda anladım. Şimdi, üç buçuk yıl boyunca insancıl nitelikleri yüksek bir filozofla DSP çatısı altında bulunmanın onurunu duyuyorum…

Aleviliğin pratiğini derinliğine bilen ve insancıl felsefesini içine sindiren Süleyman Yağız, şaşıracaksınız ama Alevi değil… Üstelik bu yüzden trajikomik bir olay bile yaşamış; Alevi sanıldığı için 1994 yılında işinden atılmış…

Alevilik felsefesini içeren çok sayıda makale, şiir ve kitap yazan Süleyman Yağız’ın Alevi olmayabileceğini kim düşünebilirdi? Üstelik sadece yazılar yazmamış, Aleviliğin terminolojisi ve Alevilere karşı üretilen ahlak dışı uydurmalar konusunda TDK’yı ikna ederek önemli bir başarı da sağlamış…

Geçen yıl çıkan; “Dünyanın en Adi İftirası: Mum Söndü,” kitabını (Sarmal Kitabevi) okursanız Sevgili Süleyman’ı daha yakından tanıma şansına sahip olursunuz.

Kitabın önsözünde Yağız, şunları yazıyor:

“Alevi canlar için ne yazık ki, yıllardır hatta asırlardır söylenen bazı seviyesiz iftiralar var. Bunlardan biri ‘Mumsöndü’ iftirasıdır. Dünyanın en adi iftirası olan bu sözcüğün Türkçe Sözlükte yer alan tanımının değiştirilmesinin sağlanması çok şükür bana nasip oldu. Bunun yanı sıra, ‘müsahip’ sözcüğünün Alevilikteki karşılığının Türkçe Sözlüğe girmesinin sağlanması da yine bize nasip oldu.”

Onun, girişimleri sayesinde Musahip, Türkçe Sözlük’e; Yol Kardeşi olarak girmiş… “Mumsöndü iftirası” ise; “Cem ayinlerindeki ‘Çerağ Dinlendirme’nin maksatlı olarak yanlış yorumlanmasıyla ortaya çıkan bir safsata,” olarak değiştirilmiş…

TARİHİN EN BÜYÜK ALEVİ KATLİAMI

Süleyman Yağız bu kitabında, Yavuz Sultan Selim’den de söz ediyor. Çaldıran Savaşından önce onun 40 bin Alevi’yi kılıçtan geçirdiği olayı anlatırken, referans olarak, o dönemde yaşayan Kürt asıllı Osmanlı devlet adamı İdris-i Bitlisi’yi göstererek şunları söylüyor:

“İran’da kurulan Safevi Devletinin başındaki Şah İsmail, özbeöz Türktü ve Hatayi mahlasıyla Türkçe şiirler yazardı. Yavuz Çaldıran'da, onunla savaşmadan önce, Anadolu’daki Alevilerin karışıklık çıkaracaklarından korkarak 40 bin Alevinin tamamının öldürülmesini emretmiş…”

Süleyman Yağız’ın yazdığı kitapları okursanız, onun felsefi boyutunu daha iyi anlayacaksınız…