Türkiye’de son zamanlarda sıkça kullanılan bir kavram var.

NEET. Yani ne eğitimde ne istihdamda kendine yer bulamayan, evde yaşamaya mahkum gençler. Pıtrak gibi çoğalan üniversiteleri bitiriyorlar sonrası yok. İş bulmaktan dahi umudu kesiyorlar.

15-24 yaş grubunda %22,9; 15-29 yaş grubunda NEET oranı yüzde 25,9 civarında. Kadınlarda bu oranlar belirgin şekilde daha yüksek (yaklaşık %30-36). 2024’te yaklaşık 4,7 milyon genç NEET olarak sınıflandırılıyor.

İzmir’de de durum vahim.

Ancak bundan daha düşündürücü olan ne derseniz; GEET’ler.

Onlar kim mi? Yoksulluk ve yoksunluktan dolayı eğitimle ilişiği kesilmiş, iş bulma olanağı da kalmayan GECE HAYATINA MAHKUM GENÇLER.

Evet naçizane bu tanım bana ait. GECE GENÇLERİ.

Dijitalleşme ile birlikte lüks ya da rahat yaşam arzusu yoksul ailelerin çocuklarında yeni bir kuşak yarattı.

Genç erkekler iş bulamadıkları için çetelerin, mafyanın eline düşüyor. Çoğu uyuşturucu hap satıcısı. Cezaevine girip çıkmak hobileri gibi.

PROTOTİP KIZLAR

15-25 yaş arası genç kızlar ise sanki birer gece kulübü robotu.

Onları hemen tanırsınız.

Bel altına uzanan postiş sarı saçlar, iki kat hormonlu dudaklar. Vs..

Çoğunun aileleri parçalanmış ve o kadar yoksular ki gençliğinin tazeliğinde bu çocuklar keklik gibi avlanıyorlar.

* Çünkü bu eğitim eşitsizliğinin olduğu yerde onların şansları kalmıyor. Okula gidecek paraları yok. Kantinden yiyecek alacak kadar bile paraları yok. Mahallede lüks yaşayan ablalarının yolundan gidiyorlar.

* İnanın zerre abartmıyorum. İzmir gibi Türkiye’nin 3. büyük kentinin çeperlerinde durum bu. Aralarında meslek sahibi olmak için direnenler var ama bir süre sonra vazgeçenler çok zaten o mahallelerde rahat bırakılmıyor.

Peki çare var mı? Ürettikleri sistem onun da çaresini bulmuş. Girersin bir cemaate kurtulursun bu hayattan!!!!

KARŞIYAKA'DA TUTUKLANAN ŞEYH

İzmir’in Karşıyaka ilçesinde, 2006 yılında kurulan Yardım ve Hizmet Gönüllüleri Derneği. İddia o ki Süleymancılara yakın. Dernek başkanı A.Ç. (71 yaşında)

5 Şubat 2026 tarihinde tutuklandı ve cezaevinde ve 75 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Sahne değişmiyor. Sır odalarında müritlerine cinsel saldırı ve sarkıntılık. Mağdurlar arasında bir çocuk (17 yaşında bir kız, nişan töreninde göğüslerine dokundurma iddiası) ve yedi kadın var.

Bir de “Bu sır iç çamaşırımız olsun” gibi ifadeler kullanmış. Şikayetçi kadınların yaşları 25-48 arasında; bazıları birden fazla kez temas/ilişki yaşadıklarını anlatıyorlar. Dava, Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülüyor. İlk duruşma 16 Haziran 2026 tarihinde. Ucube şeyh serbest kalmazsa iyidir.

Ama mesele tam da bu. Çaresizliğin seçenekleri. Zor şartlarda yaşayan kadınları kuş gibi avlıyorlar.

O nedenle diyoruz ya özünde halka zor durumdaki vatandaşa gitmesi gereken kamu parasını iç eden; bu parayla siyasi güç elde eden kim varsa zehir zıkkım olsun.

MESLEK FABRİKASI'NDA SÜRE BİTİNCE NE OLACAK?

İzmir’de tartışmaların yeni odaklarından biri, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkiyet iddiası nedeniyle bir gecede akıl almaz şekilde el koyduğu Meslek Fabrikası.

Şaka gibi. İşsizliğin ve sosyal patlamaların bu kadar yüksek olduğu ekonomide deniz yıldızı misali insanları meslek sahibi yapmaya çalışan yapıya neden el koyarsınız? Kaldı ki bu yapının geçmişten bu yana Vakıflarla da ilgisi yok. 1908’de Tuzakoğlu Un Fabrikası adıyla kuruluyor. 1926’da, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla yayınlanan kararname ile bina kamulaştırma veya satın alma süreci başlatılıyor. Belgesi de var mahkemeye sunuldu.

28 Kasım 1940’da da tapu, resmen İzmir Belediyesi adına tescil ediliyor.

Neyse gelinen süreçte İzmir 5. İdare Mahkemesi önce tahliye işlemi ardından 15 günlük yürütmeyi durdurma kararı verdi. Süre 6 Nisan 2026 Pazartesi bitecek. AKP‘nin ise bu konuda resmi bir tavrı yok.

Pazartesi gününü beklemeden taraflar İzmir için çabalamalı ve acilen eğitim verdiklerine istihdam da bulan Meslek Fabrikasından Vakıflar elini çekmeli.

Hatta Vakıfların İzmir’de 4 bine yakın mülkü var. Acil olarak biri daha tahsis edilip bir Meslek Fabrikası daha açılmalı.

Size bu kentteki işsizlik vahametini daha nasıl anlatalım?

ÖMER BAŞKAN, GEÇ KALDINIZ….

* Günlerdir Uşak bombası ile yaşıyoruz. Sürecin hukuki ilkelerin çiğnenerek yürütülmesi bir yana birçok yanı çürük. Genel kısmını bir yana bırakalım İzmir’e gelelim. Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın diğer İzmir’deki sevgilisine. Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki de bu sevgilinin belediyesinde bankamatik olarak çalıştığını ve bu nedenle doğan sorumluluğu kabul etti: “Hata benim, münferit bir olay.” Ve ekledi: “Mart ayı başında disiplinsizlik nedeniyle iş akdi feshedildi. Bu kişinin çalıştığı süredeki tüm maaş ve yan haklar (kamu zararı) Bornova Belediyesi’ne iade edilecek”

* Bir Başkan rica etmiş genç bir kadın belli ki halkla ilişkiler birimine lütfen alınmış. 5 ay gelmemiş ama müdür raporlu olunca bu durumu fark etmemiş. 5 gün sonra fark edilecek bir olay için 5 ay maaş ödenmiş. Diyor ki Eşki ‘Kamu zararını cebimden ödeyeceğim’ Çünkü HGS kayıtları ortada. Haydi parayı, ödenen maaşı iade ettiniz, kaybolan güveni nasıl yerine koyacaksınız? Haydi vicdani muhasebe yok; bir gün işin ne kadar büyüyeceğini hiç mi öngörmüyorsunuz?