Meclis'te Gazze mesaisi
Meclis'te Gazze mesaisi
İçeriği Görüntüle

Türkiye siyaseti, sonbahara girerken adeta bir satranç tahtasına dönmüş durumda. Bir yanda yargı kıskacındaki belediye başkanları ve Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) yönelik "kurultay davası" hamleleri, diğer yanda ise bu baskılara karşı direncini artıran bir ana muhalefet partisi. İşte bu kritik atmosferde, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sözcü gazetesine verdiği kapsamlı mülakatla hem partisinin yol haritasını çizdi hem de siyasi rakiplerine net mesajlar gönderdi. Özel, partisine yönelik hukuki operasyonları "süreç odaklı bir yıpratma taktiği" olarak nitelendirirken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a "İstedikleri kadar karıştırsınlar karışmayız. Cumhurbaşkanı adayımızı en yüksek oyla seçtiririz. Tayyip Bey yeter ki sandığı getirsin" sözleriyle beklenmedik bir erken seçim resti çekti. Ancak röportajın en çok konuşulacak bölümü, cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarına ilişkin sözleri oldu. Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı potansiyel adaylar arasında "yadsınmayacak bir seçenek" olarak tanımlayarak, CHP'nin 2028'e giden yolda izleyebileceği stratejilere dair önemli bir ipucu verdi.

Kurultay davası ve kayyum iddialarına net yanıt

Eylül ayında yeniden görülecek olan ve parti kulislerinde "kayyum" veya "mutlak butlan" gibi senaryoların konuşulmasına neden olan kurultay davasıyla ilgili Özgür Özel, endişeli bir tablo çizmek yerine oldukça kararlı ve sakin bir duruş sergiliyor. Bu davanın hukuki bir sonuç elde etmekten çok, CHP'yi kamuoyu önünde sürekli tartışılır hale getirerek bir iç karışıklık yaratma amacı güttüğünü savunan Özel, bu tuzağa düşmeyeceklerini net bir dille ifade etti. "Kurultayla ilgili olumsuz karar çıkmaz. Bu, sonuç değil süreç odaklı bir dava. CHP’yi tartıştırmaya açmaya yönelik," diyen Özel, bu konuyu kendisinin hiç gündeme getirmemesinin nedenini ise "Çünkü konuşulunca amacına ulaşıyor. Mesele birinin partinin başına gelmesi değil. Mesele bu ihtimalin konuşulması ve partinin tartışılması," sözleriyle açıkladı. Partisine ne kayyum atanacağını ne de bir "butlan" (yok hükmünde sayma) kararının geleceğini iddia eden CHP lideri, olası senaryonun davanın sürekli ertelenerek partinin yıpratılmaya devam edilmesi olduğunu belirtti. Bu nedenle en doğru stratejinin, bu yapay gündemi tartışmamak olduğunu vurguladı.

'Tayyip bey yeter ki sandığı getirsin'

Özgür Özel'in röportajdaki en iddialı çıkışı, iktidarın CHP'ye yönelik hukuki hamlelerini bir baskın seçim hazırlığı olarak kullanabileceği ihtimali üzerine sorduğu soruya verdiği yanıtta gizliydi. Özel, bu senaryoyu bir tehdit olarak görmek yerine, adeta bir fırsat olarak gördüğünü ortaya koyarak siyasi bir rest çekti. "Tayyip Erdoğan eğer bizim partiye kayyum (butlan) atayıp, ardından da partiyi karıştırıp, bir baskın seçim hayal ediyorsa o hangi şartları talep ediyorsa o şartları sağlayayım yeter ki o erken seçim yapsın," diyen Özel, bu sözleriyle topu doğrudan iktidar kanadına attı. Bu çağrısını daha da ileri taşıyarak, "Yapılacak o seçimi biz kazanacağız. Hangi şartları istiyorsa Tayyip Bey bildirsin, o şartlarda erken seçime razıyız," ifadelerini kullandı. Bu "hodri meydan" çıkışı, CHP'nin kendine olan güvenini ve olası bir erken seçimden çekinmediğini, aksine bunu arzuladığını gösteren en net beyan olarak kayıtlara geçti. Bu strateji, iktidarın olası hamlelerini boşa çıkarma ve gündemi belirleme çabası olarak yorumlandı.

Mitinglerin mesajı ve 'tutuksuz yargılanma' talebi

CHP'nin yaz boyunca sürdürdüğü ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin ne anlama geldiği sorusuna ise Özel, meydanlardan yükselen sesin "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz" sloganında gizli olduğunu belirtti. Meydanlardaki kalabalıkların, tutuklu belediye başkanları ve özellikle Ekrem İmamoğlu için "Yiğidim Aslanım" diyerek, onlara yöneltilen suçlamalara inanmadıklarını ve direniş mesajı verdiklerini ifade etti. Bu eylemlerin temel amacının ve alınacak birincil sonucun ne olduğu sorusuna ise Özel, net bir hedef koydu: "Arkadaşlarımızın tutuksuz yargılanması kazanımı önemli bir sonuçtur. Kimse 'yargılanmasınlar' demiyor. Adil, şeffaf, tutuksuz yargılansınlar." Tutuklamaların bitmesi ve belediye başkanlarının görevlerinin başına dönmesi durumunda mitinglerin amacına ulaşmış olacağını, aksi takdirde bu eylemlerin seçimlere kadar süreceğini vurguladı. Özel, "Cumhurbaşkanı adayımız tutuksuz yargılandığında, o (isterse), mitinglere 'iktidara yürüyüş mitingi' adı koyar ve devam eder," diyerek, hukuki mücadelenin siyasi bir zafere dönüşebileceğinin de sinyalini verdi.

Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve 'yadsınmayacak seçenek' Mansur yavaş

Röportajın belki de en çok tartışılacak ve analiz edilecek bölümü, Cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin sorulara verilen yanıtlarda ortaya çıktı. Mansur Yavaş'ın "Özgür Bey parlıyor, o olur, ben olurum" şeklindeki sözleri hatırlatıldığında Özel, kendisini bir aday olarak öne çıkarmanın, doğru adayı bulma sürecinin objektifliğine zarar vereceğini düşündüğünü belirtti. "Ben kendimi bir seçenek olarak tutup diğer formüllerin önünü tıkamak istemem," diyerek kişisel bir adaylık hırsı olmadığını vurgulayan Özel, adayı belirlemedeki yöntemini ise şu sözlerle açıkladı: "Mümkün olan en katılımcı, en doğru yöntemle... Bu bazen illa yeniden sandık koymak değildir. Bir anket yaparsınız, seçimi kazanacak bir kişi ortaya çıkıyordur. O kişiyle seçime gider alırsınız." Bu açıklamasının hemen ardından ise siyasi kulisleri hareketlendirecek o kritik cümleyi kurdu: "Mansur Bey de bu şartlar altında yadsınmayacak seçenektir." Bu ifade, Özel'in, kamuoyu anketlerinde popülaritesi yüksek olan Mansur Yavaş'ın adaylığına yeşil ışık yaktığı ve parti içinde farklı senaryoların masada olduğunu gösterdiği şeklinde yorumlandı.

'Savaşı kazanan kumandan olmak istiyorum'

Peki, Özgür Özel kendisi için ne istiyor? Bu soruya verdiği yanıt, onun siyasi vizyonunu ve kişisel hedefini tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Özel, kendisi için en büyük onurun Cumhurbaşkanı olmak değil, Türkiye'de bir dönemi kapatan ve yeni bir dönemi başlatan kişi olmak olduğunu belirtti. "Seçimi kazanan genel başkan olmak, geleceğe bırakabileceğim en büyük miras," diyen Özel, hedefini şu tarihi benzetmeyle açıkladı: "Atatürk'ün yaşadığı en büyük gurur, Türkiye’nin birinci Cumhurbaşkanı olmak değil ki, Türkiye'yi kurtaran kişi olmak. Ben de 'Büyük Taarruz'un emrini veren, Kurtuluş Savaşı'nı kazanan' kişi olmak istiyorum." Bu sözler, onun kendisini bir "oyun kurucu" olarak konumlandırdığını ve kişisel makam beklentisinden ziyade, partisini ve ittifakını zafere taşıyan "kumandan" olma rolünü benimsediğini gösteriyor. Cumhurbaşkanlığı görevinin hangi partilisine düşerse düşsün, bu kararı en objektif ve en doğru şekilde verebilecek pozisyonda kalmak istediğini belirten Özel, kendi mirasını ise "AK Parti'yi gönderen, seçim akşamı zafer konuşmasını yapan genel başkan olmak" olarak tanımladı.

Muhabir: Kazim Bozkurt